Mehmet Emin Ay
09 Eylül 2026
Mehmet Emin Ay
Çağdaş Dünyada Asr-ı Saadet'i Hatırlamak
Tüm Yazıları

Çağdaş Dünyada Asr-ı Saadet'i Hatırlamak

Hatırlama, bazen bir duygu bazen de bir eylem olarak karşımıza çıkan ve insana özgü bir durum… Hatırlama, bazen bilerek, isteyerek ve çaba sarf ederek gerçekleşen, bazen de istemsiz ve kendiliğinden gelişen bir olay… Hatırlama, eski günleri yâd etme fiili, yaşanmışlıklara sarılıp avunma biçimi… Bazen de hatırlayış; sevdiklerine, kaybettiklerine, onlardan geriye kalan ne varsa sarılıp avunma biçimi…

Nihayet hatırlama; asla unutulmaması gereken Yüce Yaradan'ı yâd etme, O'nu tesbih ederek anma, isimlerini zikretme suretiyle gerçekleştirilen en kıymetli eylem, en değerli iş, en makbul amel… Hangi eylem, hangi iş ve hangi amel kişiye Yaradan'ı hatırlatıyor ve O'nu anmaya, O'nu "en güzel" isimleriyle zikretmeye vesile oluyorsa o da makbul bir salih amele dönüşüyor vesselam… Bu sebeple, ibret nazarıyla bir bakış; "O'nun eseridir!" denilen her bir nakış; nehirleri ummana sevk eden o coşkulu akış, her biri bir hatırlayış ve Yüce Mevlâ'yı bir yâd ediş vesilesi olarak kabul ediliyor inancımızda.

Peki, bu hatırlama eylemi, adına "Asr-ı Saadet" denilen, Güzeller Güzeli Son Nebi'nin ömrünü geçirdiği günler ve yaşadığı çağ için olursa yine aynı değeri kazanır mı? "Kazanır mı?" denilecek olursa, cevabımız Sevgili Peygamberimizin şu hadis-i şerifi olacaktır: "İnsanların en hayırlısı, benim yaşadığım zaman diliminde yaşayanlardır. Ardından sonradan gelenler ve daha sonra gelenlerdir."

Zira Asr-ı Saadet, acısıyla tatlısıyla, mükafat ve cezasıyla, sınavlar ve başarılarla, yenilgi ve zaferlerle, kayıplar ve kazançlarla, kısacası hayatın ta kendisiyle yaşanan ve dolu dolu geçen bir zaman dilimidir. Bu kadar dolu geçmesinin nice hikmetleri yanında sadece biri bile bizim için yeterli olacaktır diyebiliriz: Sonradan gelecek nesiller ve tüm Müslüman toplumlar; karşılaşacakları bireysel ve toplumsal problemleriyle başa çıkma, müşkillerini çözme ve sıkıntılarını aşma konusunda önceden yaşanmış örneklerden dersler alarak, bilgiler devşirerek bu başarıyı elde etsinler.

Çünkü bu yöntem aynı zamanda Kur'an-ı Kerim'in de yöntemidir ve Allah Teâlâ, pek çok surede ve ayette, önceki peygamberlerden ve toplumlarından bahsederek Asr-ı Saadet'in müminleri olan Ashab-ı Kiram'a örnekler vermiş, ibret alarak ders çıkarmalarını istemiştir. Asr-ı Saadet'i hatırlamak demek, sadece o dönemde yaşananlardan değil, o dönemin insanlarının aldığı derslerden ve edindikleri bilgilerden de istifade etmek demektir…

Bir nebze de "Çağdaş Dünya" üzerinde duralım dilerseniz… Klasik bir ifade olacak ama durumu daha iyi bir şekilde ifade edecek başka bir söylem olmadığı için hep aynı sözlerle ifade ederiz meramımızı: "Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin baş döndürücü bir hızla yaşandığı bir çağdayız…" Evet, özellikle 1950 ve 1960'lı yıllarda doğan ve bugün itibariyle 65-75 yaşlarında olan nesiller; yokluğun varlığa, varlığın bolluğa ve bolluğun tüketim çılgınlığına dönüştüğü bir süreç yaşamışlardır. Çağdaş dünyamız, pek çok şeyin kolaylaştırıldığı ama bu arada fark ettirmeden de birçok şeyin zorlaştırıldığı bir zaman dilimini yaşıyor nice bir zamandır. Telekomünikasyon alanındaki gelişmeler iletişimi insanlar arasından ülkeler ve kıtalar arası düzeye çıkardı ama toplumun en küçük yapı taşı olan aile bireyleri arasındaki sevgi, saygı ve ilgi iletişimini zayıflattı ve yok etti. Mesela sosyal mecralarda binlerce takipçisi olan ve adına fenomen denilen kişilerin, çoğunlukla aile bireyleriyle ve akrabalarıyla iletişiminin olmadığı, hayatlarını kaybettikleri zaman ortaya çıkmaktadır.

Çağdaş dünyada günler, haftalar, aylar ve yıllar son derece duygusuz ve zevksiz bir şekilde geçerken, insanların zalimce işledikleri cinayetler "sıradan şeyler" olarak algılanmaya başlanmıştır. Bugün artık savaşların devamını isteyen, bitirilmesinden yana olanların ise yönetimlerden tasfiye edildiği birtakım zalim iktidarların hüküm sürdüğü bu çağdaş dünyada, merhametten yana büyük bir his kaybının yaşandığından söz etmek mümkündür.

Daha pek çok örnek verilerek, içinde yaşadığımız bu çağda olumsuzluklarla dolu bir dünyayı paylaştığımızı söyleyebiliriz. Ancak maksadımız sadece konuya dikkat çekmek olduğu için bu kadarla yetinmek istiyoruz.

Gelelim, Çağdaş Dünyada Asr-ı Saadet'i Yaşamak başlığını verdiğimiz yazımızın kaleme alınış sebebine…

Mayıs 2017 tarihinde "fikriyat.com" adresiyle dijital yayıncılığa başlayan internet mecramızda bu satırların yazarı da kıymetli bir göreve davet edildi. Malum olduğu üzere, o tarihten itibaren bu sütunda sizlerle güncel konulara dair bilgi ve fikir paylaşımlarında bulunmaya gayret ettik.

Geçen yıl değerli editörlerimizin aldığı kararla, bu yazılar arasından özenle seçilen ve bütünlük arz eden makalelerin bir kitap hâlinde yayınlanma arzusu ve bilgisi tarafımıza ulaştı. Ardından çalışmalar, kontroller ve son hâlini alan eserin adının ne olacağı konusu gündeme geldi… Değerli editörlerimizin, seçilen metinlerden yola çıkarak sundukları birkaç isim arasından yazımızdaki başlık üzerinde karar kılındı ve eser bu isimle baskıya girdi. Güzel bir tevafuk ile 2026 yılının Mevlid-i Nebi Haftası'nda okurlarla da buluştu… 8 Eylül 2026 Salı günü Bursa BKM Kitabevinin ev sahipliğinde gerçekleşen söyleşi ve imza programıyla da yazar-okur buluşması gerçekleştirilmiş oldu.

Çağdaş Dünyada Asr-ı Saadet'i Yaşamak Adlı Eserin Muhtevası

Eser; yaşadığımız bugünün sorunlarının farkında olabilmek, problemlerle başa çıkabilmek ve sıkıntıları aşabilmek konularında bir Müslüman için Asr-ı Saadet'in önemli bir müracaat noktası olduğu düşüncesini taşımaktadır.

Günümüzde karşılaştığımız pek çok sorun, bir benzeriyle tarihte de yaşanmıştır, Asr-ı Saadet'te de… Dolayısıyla hem tarih hem de Asr-ı Saadet, kişiye bu konuda önemli bilgiler verebilecek kaynaklar hükmündedir. Asr-ı Saadet'i hatırlayarak ondan istifade etmek amacıyla o döneme yöneliş kişiye bilgi birikimi sağlarken; aynı zamanda o döneme değer kazandıran Son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimiz'i de tanıma, O'nun yolunu takip etme, O'nun "sünnet-i seniyyesi" olarak bilinen söz, davranış ve hayat tarzını kendi yaşantısına aktarabilme imkânı da sunacaktır. Dolayısıyla bu hatırlayış, hem Peygamberimizi tanımaya hem de O'nu insanlığa "Rahmet Vesilesi" olarak gönderen Allah Teâlâ'yı bilmeye ve bu büyük nimetini takdir etmeye vesile olacaktır.

Eser, üç ana bölümden oluşmaktadır. Bunlar: ÂLEMLERE RAHMET PEYGAMBERİMİZİN ÖRNEKLİĞİ, SALİH KUL OLMA ŞUURU ve İNŞİRAH FERAHLIĞI başlıklarını taşımaktadır.

Bu ana başlıklar altında yer alan bazı konu başlıkları ise şunlardır:

Kâinat nurla doldu, O'nun (s.a.v.) doğduğu gece; "Âlemlere Rahmet" olarak gönderilen Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz; Bir eş olarak Peygamberimiz (s.a.v.); Bir baba olarak Peygamberimiz (s.a.v.); Bir muallim olarak Peygamberimiz (s.a.v.); Peygamberimizin (s.a.v.) gençlere verdiği değer; Peygamberimizin (s.a.v.) muhatap olduğu musibetler karşısında tavrı; Peygamberimizden (s.a.v.) "ticarete can suyu" olacak tavsiyeler; Peygamberimizin (s.a.v.) "helal kazanç" konusundaki uyarıları; Peygamber Efendimizin (s.a.v.) israf hakkındaki uyarıları; Peygamberimizin (s.a.v.) son sözleri: "Refîk-i A'lâ"; "Son Elçi" Hz. Muhammed'in (s.a.v.) en büyük mucizesi: Kur'ân-ı Kerim; "Kalbin ameli" olan niyet neden önemlidir?; "Kulluk Bilinci" nedir ve neden önemlidir?; İnsan karakterindeki salgın hastalık: Şükürsüzlük; "Müminin firâseti" nedir, hayata yansıyan yönleri nelerdir?; Müminin kurtuluşuna iki vesile: Namaz ve Huşu; Kalp ve oruç üzerine; Tövbe: Rabb'e yönelişin, O'na dönüşün adıdır; Bir Müslüman için Kudüs ne demektir?; Dünyevileşme: Dinî değerleri insan hayatından uzaklaştırma; Kur'an'da dünya ve ahiret dengesi nasıl kurulmuştur?; Yediklerimiz, düşüncelerimizin de gıdasıdır; Ağır ve sorumluluk gerektiren bir iş: Söz söylemek!; Güzel kulluk: Yüklenilen emanete vefa; Allah'a sığınmak neden önemlidir?; Sosyal ahlaksızlık: Topluma zararlı eylemleri organize etmek, inkârcılık, ikiyüzlülük; Zorlukları aşanlar, sabrı kuşananlardır; Dua, insanın Yaradan katındaki değerini belirler; Kur'an'da "Mutluluk" ve "Mutsuzluk" kavramları; "Biz her şeyi bir kader ile yarattık" cümlesi bize neler söyler?; İnsandaki Rahmânî ve Şeytânî iki özellik: Cömertlik ve cimrilik; Meleklerin ahirete uğurladıkları kimseler; Ölümü düşünmek insana neler kazandırır?

Son olarak, eserin yayınında emeği geçenlere şükranlarımı arz etmek isterim. Eserin zihinlere bilgi, gönüllere ve kalplere inşirah ve ferahlık vesilesi olması niyazıyla…

Mehmet Emin Ay

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

YAZAR ARŞİVİ

Mehmet Emin Ay

Mehmet Emin Ay Diğer Yazıları