Mehmet Emin Ay
07 Eylül 2026
Mehmet Emin Ay
Çağdaş hayat içinde farkında olmadığımız değerimiz: Vakıflar…
Tüm Yazıları

Çağdaş hayat içinde farkında olmadığımız değerimiz: Vakıflar…

Aslında bu yazının, Vakıflar Haftası gibi bir vesileyle yazılmasının daha uygun olduğunu düşünebilirsiniz. Doğrudur... Ancak genellikle Mayıs ayının ilk iki haftasını kapsayan günlerde kutlanan bu hafta, bu yıl Mayıs ayının 6-12. günlerinde kutlandı. Oysa biz bu sütunda o tarihten bir ay önce başladığımız Helal Gıda, Tüketim Ahlakı, Tasarruf Bilinci ve İsraf konularını yazmakla meşgul idik. Geçen hafta yazdığımız son yazıyla artık İsraf konusuna dair söyleyeceklerimizi de tamamlamış olduk.

Doğrusu, iki gün önce basında, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in, "Kamudaki tasarruf tedbirlerinin olumlu sonuçlar verdiğine" dair beyanından dolayı duyduğumuz memnuniyetle beraber hala "israf" konusunda yeterli derecede bilgi sahibi olmadığımız kanaatindeyim. Ancak konuyla ilgili farkındalık bilinci ve bilgi düzeyimizin artışına dair olumlu gelişmelere dair ümidimizi yitirmemeliyiz. Zira fertlerden başlayarak toplumun geneline yansıyan müspet yönde bir değişim elbette ki mümkündür…

Bugün sizlerle birlikte üzerine hasbihal edeceğimiz konu, vakıf ve vakıflar. Aslında o da israf konusu gibi yeterince farkında olamadığımız ya da yanlış ve eksik bilgilerle duyduğumuz veya bildiğimiz bir konu. Halbuki İslam'ın insanlığa hediyesi olan bu kıymetli müessese, sadece Müslümanlar için değil tüm insanlık için asırlardır son derece önemli ve değerli hizmetlerin kaynağı. 14 asırlık geçmişiyle, çağları aşan tazelikte hala insanlık için hizmet veren bu kurum ne yazık ki, çağdaş dünyamızda ya gereği gibi farkında olamadığımız ve kadrini bilemediğimiz; ya da bilgisiz ve ön yargılı medya organlarının manipülasyonlarıyla karalanan ve kötülenen bir müessese. "Vakfı" kelimesinin önüne konulan herhangi bir isim sebebiyle bin yıllık "tertemiz ve saygın" bir geçmişe sahip olan "vakıf" kavramı ve vakıflarımız, yeni yetişen nesillerin zihninde soru işaretlerinin oluşmasına ve kötü bir intibânın uyanmasına sebep teşkil eden olaylara bahis mevzusu oldu, yakın geçmişte. Böylesi bir bilgisizlik ve cehalet, bu ön yargı ve tarafgirlik, süreklilik arz ettiği takdirde, seküler anlayışın hüküm sürdüğü çağdaş dünyamızda, elindeki varlığı "insanlığa ve tüm canlılara Allah rızası için iyilikte bulunma" arzusuna sahip olan insanların niyet ve eylemlerinin yavaş yavaş toplumdan çekilmesine ve kaybolmasına sebep olacaktır. Üzülerek ifade etmeliyiz ki, yakın geçmişte bir-iki yerel vakıfta yaşanan bazı olaylar, kamuoyu nezdinde vakıf kurumunun itibarını sarsmış ve işini olması gereken şekliyle ve özenle yapan vakıfları da töhmet altına sokmuştur. Aynı zamanda vatanın birliğine ve bütünlüğüne kasteden kötü niyetli terör ve suç örgütlerinin "vakıf" adı altında kümelenmesi; ve faaliyetlerinde bu saygın kurumu paravan olarak kullanmaları da yine bir başka suistimal örneği olarak yansımaktadır topluma ve zihinlere…

Görünen odur ki, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün yılda bir kez, birkaç günlük kutlama programlarıyla kamuoyuna verdiği mesajlar, nasıl bir değere sahip olduğumuz hakkında yeterli bir bilgilendirme işlevi göremiyor.

Gözlenen odur ki, günümüz insanı "kutsal" olanı hayatından çıkarmasını ve özgürce yaşamasını telkin edip duran seküler anlayışın tesirinden kurtulamıyor ve gittikçe bu esaret artıyor. Ortaya çıkan anlayış şudur: Kendin için harcamak ve hayatını yaşamak varken, neden bir başkası ve başkaları için imkanlar oluşturmayı düşünesin!..

Yaşanan birtakım olaylardan dolayı edindiğimiz şudur ki, toplumda artık yavaş yavaş vakıf kurumuna ve vakıflara karşı bir ilgi ve güven eksikliği de oluşmaya başlamıştır. İlim, irfan, kültür, eğitim, yardımlaşma ve dayanışma gibi İslam'ın emrettiği konularda insanlara destek olmak, ihtiyaç sahiplerine maddi ve manevi yardımda bulunmak amacıyla kurulan ve iyi niyetli insanlar tarafından yönetilen vakıflar, sürekli kötülemeyi ve gözden düşürmeyi amaçlayan yayınların hedefi olmuşlardır.

Yukarıda sayılanlara ilave olarak; vakıf kurmak, vakfı yönetmek, vakıflarda görev almak gibi konularda da maalesef yeterli bir bilgi birikimine sahip olunamadığı gibi; bu hususta henüz toplumumuzda bir "farkındalık bilinci" de oluşmamıştır. Dolayısıyla yapılan birtakım hatalar, yaşanan olaylar ve sahip olunan eksik ve kusurların faturası, -maalesef hiç de hak etmediği halde- bu nazenin kuruma kesilmektedir.

Vakıf kurumunun tanıtımı adına neler yapılabilir?

Vakıf gibi, temelinde dinin bulunduğu ve dinden beslenen bir kurumun insanlara tanıtımı, öneminin ve değerinin anlatıldığı tüm çabalar ve gayretler, her zaman için olumlu bir karşılık bulacaktır. Bin yılı aşkın tarihi, onun bu karşılığı ve ilgiyi bulmuş olduğunu ortaya koymaktadır zaten. Bugün başladığımız bu önemli ve değerli konuyu, zengin bir literatür ve bilgi birikimi içinden seçeceğimiz malumat ile, başlıklar altında enine boyuna, gelecek yazımızdan itibaren sizlere paylaşacağız inşallah...

Bir İslam Medeniyeti Tarihi konusu olan Vakıf kavramını, İslam Kurumları Tarihi alanında ihtisas sahibi değerli meslektaşım Prof. Dr. Mefail HIZLI'nın zengin kütüphanesi ve bilgi birikiminden istifade ederek sizlere aktarma arzumuz, günümüz insanına vakıf müessesine dair konuları araştırma ve aktarma adına mütevazı bir çaba olarak görülebilir. Hayırlı sonuçlara vesile olması dileğiyle…

Mehmet Emin Ay

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

YAZAR ARŞİVİ

Mehmet Emin Ay

Mehmet Emin Ay Diğer Yazıları