Arama

Türk edebiyatının gizli kahramanları

Bacaksız Orhan, Fitne Fücur, Büyük Baba, Server Bedi, Sivri Sinek… İçlerinde tanıdık gelenler var mı? Hepsi Türk edebiyatının değerli simalarının kullandığı takma isimler. Yazarlar hayatlarının kimi dönemlerinde çeşitli nedenlerle yazılarını bu isimlerle yayınladılar. Kimi isim kullandı kimi deyim kimi de çok başka şekle büründü. Kiminin tek lakabı vardı; kimininse dörtten aşağı değildi. Takma isimlerin kimlere ait olduğu anlaşıldıkça değiştirdiler, yeni bir isimle yazılarını kaleme aldılar. İşte edebiyatın önemli yazarlarının kullandığı takma isimler…

Türk edebiyatında takma ad/müstear isim kullanmanın sebeplerini şöyle sıralamak mümkün:

Geleneksel sebepler: Özellikle divan şairi ve halk ozanları mahlas isimle şiir yazma ya da söyleme geleneğinden dolayı takma isim kullanmayı bir zorunluluk olarak görmüşler.

Siyasi sebepler: Baskıcı yönetimlerin olduğu dönemlerde başvurulmuş takma ada.

Psikolojik sebepler: Özellikle genç yazarlar ya da ortaya koyduğu eserleri kendi ismine yakıştıramayan kalem sahiplerinin tercih ettiği sebeplerdendir.

Toplumsal sebepler: Ekonomik sebepler, kalem sahibinin ruh durumu ile ilgili sebepler.

  • 2
  • 18
SEZAİ KARAKOÇ
SEZAİ KARAKOÇ

Mehmet Leventoğlu, Yasin Işık, Mehmet Yasin, Mehmet Yasinoğlu, Yeni İstiklal, Sait Yeni, Mehmet C. Güneş...

1933 Diyarbakır, Ergani doğumlu olan Sezai Karakoç, ilkokulu memleketinde tamamlamasının ardından ortaokulu ve liseyi parasız yatılı olarak Maraş ve Gaziantep'te okumuştur. Akabinde İstanbul'a giderek burslu öğrenci olarak girdiği Siyasal Bilgiler Fakültesini 1955'te tamamlamıştır. 1959-1965 yılları arasında Maliye Müfettiş Yardımcılığı ve Gelirler Kontrolörlüğü vazifelerinde bulunmuştur.

1967 yılında İslam'ın Dirilişi ve Yazılar adlı kitaplarından dolayı yargılanmıştır. Büyük Doğu, Hisar, Akpınar, Dernek, Düşünen Adam dergilerinde deneme ve şiirler, Yeni İstanbul, Sabah ve Milli Gazete'de fıkra yazıları yayımlamıştır. 1960-1992 yılları arasında toplam 396 sayı yayımlanan düşünce, edebiyat ve siyaset dergisi Diriliş'i çıkarmıştır. Dergi Türkiye'deki İslami düşünce tarihinde Sezai Karakoç'un adıyla birlikte öne çıkmaktadır. Nisan 1960'da Ankara'da yayına başlamış, yayın hayatına İstanbul'da devam etmiştir.

Dergi Türkiye'nin modernleşme süreci üzerinde durarak toplumsal ve bireysel krizlerin çözümü için İslami kaynaklara yeniden dönüşü savunmuştur. Çünkü Karakoç'a göre, İslam medeniyetine ait kavramların Türkiye'de bağlamını yitirmesi ve gündelik hayattan kaldırılması sorunlara yol açmaktadır. Diriliş'teki fikrî coğrafya öncelikle Sezai Karakoç'un kendi imzası ve takma adlarla yazdığı yazılarla şekillenmiştir. Aynı doğrultudaki görüşler, edebiyatın şiir, hikâye ve deneme türündeki örnekleriyle Diriliş çevresinde yeni bir anlayış doğurmuş, genç şair ve yazarların yayımlanan çalışmaları, aynı inanç ve anlayış doğrultusundaki filizlenmenin örnekleri olmuştur.

  • 3
  • 18
MEHMET AKİF ERSOY
MEHMET AKİF ERSOY

Bedayül Adem, Muammer Ferdi…

İstiklâl Marşımızın yazarı büyük şâir Mehmet Akif Ersoy, Osmanlı Devletinin son zamanlarında yetişen ve birbirinden güzel şiirleri ile gönüllerimizde taht kuran nâdir simalardan biridir. Mehmet Akif hakkında yapılan inceleme ve araştırmalar, daha çok onun şairlik tarafı üzerine olmuştur. Hâlbuki onun aynı zamanda nesir yazıları ve yabancı dillerden yaptığı tercümeleri de vardır. Başmuharrirliğini yapmış olduğu Sırât-ı Müstakim ve devamı olan Sebîlürreşâd mecmualarında seri yazıları çıkmıştır. Bu yazıların bir kısmı, bazı Kur'an âyetlerinin tefsiri konusundadır, diğer bir kısmı ise, yapmış olduğu tercümelerdir.

  • 4
  • 18
ADALET CİMCOZ
ADALET CİMCOZ

Fitne Fücur

Onu, kâh Türkân Şoray'ın, kâh Filiz Akın'ın sesi olarak tanıdık. Buğuluydu, özeldi. 'Dublaj kraliçesi' olarak tanındı. Lorel-Hardy'ye sesiyle hayat veren Ferdi Tayfur'un kız kardeşiydi. Oyuncu değildi, ama sesiyle canlandırmıştı beyazperdenin ünlülerini. Türkiye'nin beş yıl boyunca yaşamayı başarmış ilk özel galerisinin, Maya'nın kurucusu ve sahibesiydi. Dönemin tüm sanatçılarının yakın dostuydu. Sanatçı değildi ama bir dönem plastik sanatlar onunla anıldı.

Kafka'nın Milena'ya Mektuplar'ını dilimize çevirdi, en iyi çevirmen ödülü aldı. Brecht'in Sezuan'ın İyi İnsanı onun sözcükleriyle sahnede hayat buldu. Yazar değildi ama çevirilerindeki Türkçe, okuyanı büyülüyordu. Türkiye'nin ilk dedikodu yazarlarındandı. Hafta, Salon, Tasvir, Aydede, Tef gibi dergilerde sözünü sakınmayan yazılar yazdı. Kim, kimle, nerede, ne yaptıysa onun dilinden kaçmadı. Köşesinin adı "Fitne Fücur"du.

  • 5
  • 18
CAHİT ZARİFOĞLU
CAHİT ZARİFOĞLU

Abdurrahman Cem, Ahmet Sağlam, Vedat Can, Adem Yaşar, Ahmet Soyer, Hasan Işık…

Türk şiirinin en "zarif" abisi olarak niteleyebileceğimiz eşsiz şair Cahit Zarifoğlu tüm hayatını yalnızlığın kıyısında, inandığı şeyler uğrunda savaşarak geçirmiştir. Daha çocuk yaşta babasıyla manevi bir kopuş yaşamış, gençliği oradan oraya savrularak geçmiştir. Henüz 47 yaşında hayata gözlerini yuman şair, etkili diliyle şiir sanatında saygıyla anılır.

2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN