Arama

Mehmet Akif'in bestelenen şiirleri

İslam ve vatan aşığı, İstiklal Marşı'nın güftekarı Mehmet Akif Ersoy'un bütün hayatı mücadelelerle geçti. O aynı zamanda bir ıstırabın, hüznün ve faziletin yansıtıcısıydı. Milli Mütareke döneminde kurtuluş hareketlerine destek veren Mehmet Akif, millî şiirimizin dizelerine imzasını attı. Osmanlı'nın sancılı dönemlerinde insanlara kucak açarak onları birliğe, beraberliğe çağırdı. Mehmet Akif Ersoy'un eserleri yaşarken olduğu gibi vefatından sonra da pek çok bestekar tarafından bestelendi. Sizler için Mehmet Akif'in bestelenen şiirlerini derledik.

  • 1
  • 16
BÜLBÜL
BÜLBÜL

Mehmet Akif, Milli Mücadele döneminde Yunan askerilerinin Bursa'yı işgal ettiği günlerde 'Bülbül' şiirini yazıp yayınladı.

Bu manzumenin altına da şu notu ekledi: "Bu manzume yazılırken Yunan istilâsı altındaki topraklarımız, hususiyle Bursa'ya dair elîm haberler geliyordu; tetkikine de imkân yoktu."

Milli destanımız İstiklal Marşı nasıl kabul edildi?

İşgal haberi Ankara'ya ulaştığında Burdur milletvekili olan Mehmet Akif ile beraber diğer mebuslar başkanlık kürsüsüne çekilen siyah bir örtü altında konuşmalarını yaptı. Bu örtü, Bursa kurtulana kadar kaldırılmadı.

Mehmet Akif, yazdığı Bülbül şiirinde İslam coğrafyasındaki milletlerin düştüğü durum karşısında duyduğu derin teessürü anlatır.

Mehmet Akif Ersoy'un vefat etmeden önceki son günleri

En önemli eserlerinden biri olan Bülbül şiiri, o dönem Şark Musiki Cemiyeti başkanı olan Ali Rıfat Çağatay tarafından bestelendi.

Mehmet Akif, Şerif Muhiddin Targan'a yazdığı bir mektupta şiirinin bestelenmesinden dolayı duyduğu memnuniyeti şöyle dile getirdi: "Naçiz eserim hakkında Ali Rıfat Beyefendi'nin gösterdiği iltifattan dolayı cidden kendilerini minnettarıyım. Hususiyle bizim musikimizde yepyeni bir beste ortaya koydukları için gelecek nesiller, sanatlarına karşı kıyamete kadar öne geçmenin şerefini muhafaza edeceklerdir."

Bestelenen şiir ilk defa 1921 yılında henüz işgal güçlerinin bulunduğu İstanbul'da Şehzadebaşı'ndaki "Millet Tiyatrosu"nda okundu. Ali Rıfat Çağatay'ın hazırladığı dört sayfalık uzun nota dizisiyle repertuarımızdaki yerini aldı.

Tüm zamanların en kapsamlı Akif Salnamesi

  • 4
  • 16
BÜLBÜL
BÜLBÜL

Bütün dünyaya küskündüm, dün akşam pek bunalmıştım;
Nihâyet, bir zaman kırlarda gezmiş, köyde kalmıştım.
Şehirden çıkmak isterken sular zaten kararmıştı;
Pek ıssız bir karanlık sonradan vadiyi sarmıştı.
Işık yok, yolcu yok, ses yok, bütün hilkat kesilmiş lâl

Bu istiğrakı tek bir nefha olsun etmiyor ihlâl.
Muhitin hâli insaniyetin timsalidir, sandım;
Dönüp maziye tırmandım, ne hicranlar, neler andım!

Taşarken haşrolup beynimden artık bin müselsel yâd,
Zalâmın sinesinden fışkıran memdûd bir feryad,
O müstağrak, o durgun vecdi nâgâh öyle coşturdu:

Ki vadiden bütün, yer yer, eninler çağlayıp durdu.
Ne muhrik nağmeler, ya Rab, ne mevcâmevc demlerdi:
Ağaçlar, taşlar ürpermişti, güya sûr-i mahşerdi!

Eşin var, aşiyanın var, baharın var ki beklerdin;
Kıyametler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin?
O zümrüt tahta kondun, bir semâvî saltanat kurdun;
Cihanın yurdu hep çiğnense, çiğnenmez senin yurdun.
Bugün bir yemyeşil vadi, yarın bir kıpkızıl gülşen,
Gezersin, hanümanın şen, için şen, kâinatın şen

Hazansız bir zemin isterse, şayet rûh-i ser-bâzın,
Ufuklar, bud-i mutlaklar bütün mahkûm-i pervazın.
Değil bir kayda, sığmazsın -kanatlandın mı- ebada;
Hayâtın en muhayyel gayedir ahrâra dünyada.
Neden öyleyse mâtemlerle eyyâmın perîşandır?
Niçin bir damlacık göğsünde bir umman hurûşandır?

Hayır, matem senin hakkın değil... Matem benim hakkım:
Asırlar var ki, aydınlık nedir, hiç bilmez afakım!
Teselliden nasibim yok, hazân ağlar bahârımda;

Bugün bir hânümansız serseriyim öz diyarımda!
Ne hüsrandır ki: Şark'ın ben vefasız, kansız evlâdı,
Serâpâ Garb'a çiğnettim de çıktım hâk-i ecdâdı!
Hayâlimden geçerken şimdi, fikrim hercümerc oldu,
Salâhaddîn-i Eyyûbî'lerin, Fâtih'lerin yurdu.
Ne zillettir ki: Nâkùs inlesin beyninde Osmân'ın;
Ezan sussun, fezâlardan silinsin yâdı Mevlâ'nın!
Ne hicrandır ki: En şevketli bir mâzî serâb olsun;
O kudretler, o satvetler harâb olsun, türâb olsun!

Çökük bir kubbe kalsın mabedinden Yıldırım Han'ın;
Şenaatlerle çiğnensin muazzam kabri Orhan'ın!
Ne haybettir ki: Vahdet-gâhı dînin devrilip, taş taş,
Sürünsün şimdi milyonlarca me'vâsız kalan dindaş!
Yıkılmış hânümanlar yerde işkenceyle kıvransın;
Serilmiş gövdeler, binlerce, yüzbinlerce doğransın!
Dolaşsın, sonra, İslâm'ın harem-gâhında nâ-mahrem...
Benim hakkım, sus ey bülbül, senin hakkın değil matem!

  • 5
  • 16
ORDUNUN DUASI
ORDUNUN DUASI

Mehmet Âkif, Ordunun Duası şiirini kahraman ordumuza ithaf edip onları yüreklendirmek amacıyla yazdı. Safahat'a almadığı şiirleri arasında yer alan bu manzume, Millî Mücadele'nin henüz başladığı dönemde yazıldı.

Ordunun Duası, Ali Rıfat Çağatay tarafından nihavent makamında marş formunda bestelendi. Daha sonra Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye Reisi Fevzi Çakmak tarafından ordunun bütün birimlerine gönderildi.

2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN