Secdenin Sükûneti: "En yakın olduğun an"
Secde, yalnızca bedenin yere eğilmesi demek değildir. Secde, ruhun sonsuzluğa doğru kanat çırpışıdır. İnsan, alnını secdeye koyduğunda dünyevi tüm hırslarını, kaygılarını ve benliğini geride bırakır; yerin en altına inerken manen göğün en yüksek katmanlarına ulaşır. Bu sessiz çığlık, kalbin dile gelip Rabbine "Senden başka sığınacak kimsem yok" demesidir. Her secdede toprakla buluşan alın, aslında topraktan geldiğini hatırlar ve bu tevâzu sayesinde ruhundaki ağırlıklardan kurtulur.
◾ Kul, Rabbine daima yakın olmak ister. O'nun emrettiklerine uymak ve daha iyi bir insan olmak için çabalar. Bahsi geçen anların en özeline dair bir hadis-i şerif bulunmakta. "Kulun Rabbine en yakın olduğu an, secde anıdır."
(Ebu Davud, Nikâh, 40.)
◾ Rahmân suresinde ise "O, insanı ateşte pişirilmiş toprak kaplar gibi kurutulmuş çamurdan yarattı" buyuruluyor. İnsan oğlu yaratılışından ötürü Rabbi'ne secde ederek ruhunu huşûyla buluşturur.
◾ Yüce Allah (CC) için alnını yere koyup secde etme şuuruna sahip olan her Müslüman'ın örnek bir kimliği vardır. Aslında bu bir kimlik kabulü, bir var oluşun tescilidir.
◾ Hiç şüphesiz ibadetlerin içinde en ayrıcalıklı olanı namazdır. Bu ibadeti hakkıyla eda eden her Müslüman aslında kimliğini temelini atar. Ankebut suresinin 45. ayetin Yüce Allah (CC) şöyle buyuruyor: Kitaptan sana vahyedilenleri oku, namazı özenle kıl. Kuşkusuz namaz hayâsızlıktan ve kötülükten meneder. Allah'ı (CC) anmak her şeyden önemlidir. Allah (CC) yaptıklarınızı bilir.
◾ Bir Müslüman olarak hayatımızı huşu ve dinginlik içinde geçirmek istiyorsak namazdaki hallerimize dikkat etmemiz gerekiyor. Bunun içinde evvela namazın rükünleriyle başlamalıyız.
◾ Namazın rükünleri ise iftitah tekbiri, kıyam, kıraat, rükû, secde, ka'ide-i ahiredir. Bu rükünleri, kaidelerine uygun bir şekilde yerine getirmek şarttır.
◾ Secde, Yüce Allah'a (CC) karşı saygının, itaatin ve tevazunun en güzel ifadesidir. Her türlü zulüm ve baskı karşısında secdenin nasıl bir İslami direnişi simgelediğini ve sadece Allah'a (CC) teslimiyet ve yaklaşmayı ifade ettiğini göz önünde bulundurarak Alak suresindeki 19. ayet-i kerimesinden anlayabiliriz: "Sakın onun isteğine uyma! Secdeye kapan ve Allah'a (CC) yakınlaş."
◾ Namazın rükünleri; Yüce Allah'ın (CC) karşısında eğilerek, boynunu bükerek, tevazu ile alnını yere koyan bir Müslüman, bu hareketiyle Allah'ın (CC) dışında ne varsa bunların tümüne karşı her türlü kölelikten ve tutsaklıktan kurtuluşun ve gerçek özgürlüğe erişmenin hazzını yaşamaktır.
◾ İşte, bundan ötürüdür ki namaz; ruhun, bedeninin ve zihnin hasretle beklediği uzun, manevi bir yolculuğun ta kendisidir.