Arama

Osmanlı'nın ilk mescidi: Kuyulu Mescid

Osmanlı Beyliği'nin Söğüt'te Ertuğrul Gazi tarafından yaptırılmış ilk mimari eseri olarak görülen mescid, içinde kuyu bulunması nedeniyle "Kuyulu Mescid" olarak da adlandırılır. Mescid, 1276 tarihinden önce Ertuğrul Gazi tarafından yaptırılmış, II. Abdülhamid tarafından 1902 yılında aynı temeller üzerine inşa edilmiş ve daha sonraları onarım görmüştür. Asıl ismi Ertuğrul Gazi Mescidi olan eser Osmanlı'nın ilk eseri olarak bilinir. İşte Müslümanlığı, adaleti ve hoşgörüyü, Hristiyanlara veya gayrimüslim topluluklara öğretme amacıyla inşa edilen mescidin hikâyesi...

Mescidin, Ertuğrul Gazi'nin ölüm tarihinden (1281) önce yapıldığı rivayet edilen mescid, bugün Söğüt ilçe merkezinin güneyinde Cumhuriyet Mahallesi sınırları içerisinde, Söğüt Deresi'nin hemen yanında bulunur. Yapı, zaman içerisinde çeşitli onarımlar görür ve ilk halinden farklı bir yapıya bürünür. Ertuğrul Gazi Mescidi, 19. yüzyıl sonlarında Hacı Hüseyin isimli bir hayır sahibi tarafından ilk halinden tamamen farklı bir biçimde yeni baştan inşa ettirilir.

1956 ve 2005 yıllarında onarım süreçleri geçiren mescidin, 2011 yılında yapılan çevre düzenlemesi esnasında son cemaat bölümündeki kaybolan kuyusu tekrar ortaya çıkarılır ve bu bölüm içerisinde muhafaza altına alınır. 29 Temmuz 2011'de kılınan cuma namazıyla halkın ziyaretine açılır. Bu sebeple cami "Kuyulu Mescid" adıyla da anılır.

  • 3
  • 15
KUYULU MESCİDİN ÖZELİKLERİ
KUYULU MESCİDİN ÖZELİKLERİ

Ertuğrul Gazi Türbesi'nin 1304 (1886-87) tarihli tamir kitâbesi.

Eski camiyle yaklaşık aynı boyutlarda olduğu anlaşılan ve 1956'da da onarım geçiren bugünkü yapı, kare planlı bir harim ile enine dikdörtgen planlı ve kapalı bir son cemaat yerinden meydana gelir. Kurşun kaplı bir ahşap çatının örttüğü son cemaat yerinin kuzey duvarında basık kemerli girişle iki tarafında büyük boyutlu ve yuvarlak kemerli birer pencere, yan duvarlarında da bunların birer eşi bulunur.

Basık bir kasnağın üzerine oturmuş kurşun kaplı bir kubbe ile örtülü olan harimin duvarlarında ikişer tane ince uzun ve yuvarlak kemerli pencere yer alır. Minare, binanın batı cephesinde harim ile son cemaat yerinin sınırında bulunan ve dışarı taşan kare tabanlı bir kaidenin üzerinde yükselir.

Silindir biçimindeki gövde arada pabuç kısmı olmaksızın doğrudan, harim duvarının saçağına kadar devam eden kaideye oturtulmuş ve altı kaval silmelerle dolgulanmış olan şerefe basit demir parmaklıklarla sınırlandırılarak petek, soğan kubbe biçiminde bir külâhla taçlandırılmıştır.

2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN