Arama

Ayasofya levhalarının hüzünlü hikayesi

86 yıllık hasretin ardından 24 Temmuz 2020 tarihinde tekrar ibadete açılan Ayasofya Camii, fethin sembolü olması sebebiyle tarihimizde mühim bir noktadadır. Osmanlı son döneminin hezarfenlerinden olan Mustafa İzzet Efendi bilhassa hat ve musiki alanında yaptığı çalışmalar ve eserleri ile tanınır. Sultan II. Mahmud ve Sultan Abdülmecid tarafından çokça taltif edilen İzzet Efendi, Ayasofya-i Kebir Camii için yaptığı devasa levhalarla hat sanatının unutulmaz isimleri arasına girer. 1934 yılında Ayasofya'nın müze olması ile ortaya hüzünlü bir hikaye çıkar.

🔹 Yetmiş beş yıllık ömründe güzel sanatların pek çok alanında eser veren Mustafa İzzet Efendi'nin öne çıkan vasfı ise herkesin bildiği üzere hattatlığı ve musikişinaslığıdır.

🔹 Büyük hattatın Ayasofya-i Kebir Camii'nin duvarlarını süsleyen 7.5 metre çapındaki Lafza-i Celal, İsm-i Nebi ve Çehar Yar-i Güzin ve Hasan – Hüseyin levhaları İslam sanatının en güzel numunelerindendir.

🔍 Lafza-i Celal nedir?

Allah Teala'nın (CC) adına niisbet edilen tabir, azamet ve yüceliği ifade eden kelime anlamına gelir.

🔎 İsm-i Nebi nedir?

Alemlere rahmet olan Resulullah'ın (SAV) ismini ifade eden kavram.

🔍Çehar Yar-i Güzin nedir?

Dört büyük halifeyi ifade eden söz dizimidir.

Edebiyatçıların kaleminden Ayasofya

🔹 Ayasofya 1934 yılında müzeye dönüştürülürken yerlerinden indirilen bu sanat eserleri büyüklükleri ve hacimleri sebebiyle kapılardan çıkamamış ve on beş yıl duvara dayalı halde kaderlerine terk edilmişlerdir.

Ayasofya'nın büyük gizemi

🔹 1949 yılında tamir edilerek tekrar eski yerlerine asılan bu harika tablolar bugün dünyanın dört bir tarafından gelen Müslümanlar tarafından görülebilmektedir.

Seyyahların dilinden Ayasofya

2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN