Arama

Roman yazmak isteyenlerin bilmesi gereken terimler

Edebiyatımıza giriş serüveni çok da eski olmayan romanlar, bize uçsuz bucaksız dünyaların kapılarını aralar. 19. yüzyıldan bu yana roman da elbette pek çok değişime ve dönüşüme uğramıştır. Bilhassa postmodernizmin sağladığı imkanla türe olan bakış açısı değişmiş ve yeni teknikler romana dahil olmuştur. Değişim ve dönüşüm var olanları korumakla beraber, kendi terminolojisini de meydana getirmiştir. Peki, roman yazmak veya roman tekniklerine hakim olmak isteyen okuyucuların bilmesi gereken terimler nelerdir?

  • 1
  • 15
ÇATIŞMA
ÇATIŞMA

Edebiyatta çatışma, aynı anda ortaya çıkan birbirine karşıt ya da eşit derecede çekici dilek ve isteklerin bireyde yarattığı ruhsal durumdur. Romanın başlıca unsurlarından biri çatışmadır.

📚Edebi metinlerde olay örgüsü tekdüze, sıkıcı, monoton bir şekilde ilerlemez. Gerilim, gerilime bağlı olarak da merak unsuru, anlatımın keyifle okunmasını, izlenmesini ve sürükleyiciliğini sağlar.

📚Gerilim, okuyucuyu merak, korku ve heyecan içinde bırakmak amacıyla, olayların nereye varacağı; nasıl sonuçlanacağı gibi konularda sağlanan sürükleyiciliktir. Bu şekilde oluşturulan gerilim ortamı, hikâye veya romanın merakla okunmasını sağlar. Gerilimi sağlayan unsur ise çatışmadır.

Çatışma türleri

♦ Kurgusal/sanatsal/edebî metinlerde (hikâye, roman, tiyatro, senaryo vb.) başlıca dört tür çatışma vardır:

  1. Dış çatışma,
  2. Fiziksel çatışma,
  3. Psikolojik çatışma ve
  4. İç çatışma.

Çatışma örneği

"Düşman düşmanlığını yapmış. Gene Karadiken varıp fitlemiş bunu. Padişah dönüp kapıkullarına el etmiş, onlar da gidip bağlamışlar Tahir'i kollarından ve sürüye sürüye götürmüşler saray katına. Karısının şerrine uğradığı günden beri Tahir'e diş bileyen padişah, köpürüp küplere binmiş: "A tuz, ekmek haini! Şimdi senin boynunu cellada verirdim ama o yeşil başlı derviş gözümün önüne geldi, ona bağışlıyorum seni. Girmesine kanına girmeyeceğim ama ömrünü gününü zindanlarda çürüteceğim. Bundan geri, Zühre'm yıldız olsa başına doğmayacak senin!" deyip demir kuşaklı pehlivanların önüne katarak Mardin Kalesi'ne yollamış onu. Ama bu yol Zühre'nin köşkünün önünden geçiyormuş. Bakalım Tahir ne demiş:

Ne darağacı ne zindan
Gönül geçer mi yârdan
Gözü çıkası baban
Sürdü beni bu diyardan

Zühre korktuğuna uğrayınca ne diyeceğini bilememiş:

İnan Tahir sözüme
Ateş düştü özüme
Sensiz bu yalan dünya
Zindan olur gözüme" (Tahir ile Zühre)

Buradaki temel çatışma; âşıkların (Tahir ile Zühre'nin) birbirlerine kavuşmalarının ve mutlu olmalarının ara bozucu, rakip ve kıskanç kişiler tarafından sürekli engellenmesidir.

Edebiyat hakkında az bilinen terimler

  • 2
  • 15
ANLATICI
ANLATICI

Romanın en önemli yapı unsurlarından biri de anlatıcıdır. Roman yazarı, önce bir tema ve olay belirler, ardından bu olay etrafında kişiler yaratır ve en son olarak bu kurmaca olay örgüsünü okuyucuya anlatacak bir anlatıcı seçer. Romandaki olayları bize anlatan, yazarın kendisi değil, seçtiği başka bir anlatıcıdır.

📚Masalı, efsaneyi, hikayeyi, romanı okuyucu/ dinleyici durumundaki bizlere anlatan kişidir. Romanın olmazsa olmazı anlatıcıdır.

📚Adı geçen eserlerin iç dünyalarında olup biten her şeyi (olaylar, meseleler, kahramanlar, mekanlar, zamanlar) gören, bilen, duyan, idrak eden; kendine has imkan, tercih, dil ve üslubuyla biz okuyucu/dinleyicilere anlatır.

Anlatıcı örneği

Peyami Safa'nın Bir Tereddüt'ün Romanı'nda 1. ve 3. olmak üzere iki anlatıcının ve dolayısıyla iki bakış açısının varlığından söz edilir.

"Mualla çok kitap okumazdı. Çoğunun sahifelerini karıştırır, tereddüt içinde kalır ve beğenmeyince kitabı elinden bırakırdı." (Peyami safa- Bir Teredddütün Romanı)

  • 3
  • 15
BAKIŞ AÇISI
BAKIŞ AÇISI

Anlatma esasına bağlı kurmaca metinlerde fark etme, bakma, anlamlı kılma,anlatma ve kurgulama süreci "bakış açısı ve anlatıcı düzlemi" dâhilinde gerçekleşir.

📚Zira bakış açısı ve anlatıcı düzlemi eserin varoluş nedenidir. Roman sanatında da bu sürecin temel eksenini bakış açısı ve anlatıcı düzlemi belirler.

📚Bakış açısı ve anlatıcı düzlemi olmadan edebî bir metni/ romanı kurgulamak, anlatmak ve aktarmak mümkün değildir. Dolayısıyla romanda bakış açısı ve anlatıcı düzlemi sanatkârın eserdeki konumunu belirlediği gibi anlatma sürecinin merkezinde yer alan temel yapı unsuru görevini de üstlenir.

Bakış açısı örneği:

"Bu Nihat eskiden böyle değilmiş. Annesi de böyle değilmiş söylediklerine göre, dokunsan kırılacak türden, dağlalesi gibi incecik bir kadınmış. İşte, pazaryerine bakan o geniş avlulu evde yaşarken babaları olacak adam günün birinde birdenbire bırakıp gitmiş bunları. Neden gitmiş bilmiyorum, bana işin bu yanını hiç anlatmadılar. Konu buraya gelip dayandığında, hüzünlü hüzünlü çalkalanan büyük bir iştahla o evin bulunduğu yöne doğru bakarak hep kadının güzelliğinden söz ettiler daha doğrusu. Güzelliğinin yanı sıra, melekler kadar iyi oluşundan söz ettiler sonra; dürüstlüğünden, sessizliğinden ve kibarlığından söz ettiler. Öyle ki, sonunda, adam sanki kadının bu özelliklerine dayanamayıp kaçmış gibi oldu benim gözümde. Ne bileyim, belki de gerçekten öyledir; gün gelmiş, bir kadının bu kadar iyi, bu kadar dürüst ve kibar oluşuna dayanamamıştır. Dayanamayınca da, ulan iyiliğin bu kadan da fazla be, bu kadarı da fazla, diye almış başını çekip gitmiştir.
İşte böyle, her gün bir başka sokakta sürermiş bu koşuşturma.
Dediklerine göre, bugün de buradan geçeceklermiş. Bak işte geçtiler, bak işte, gördün mü? ( Hasan Ali Toptaş, Nihat)"

Dil bilgisinde bilinmesi gereken temel terimler

  • 4
  • 15
LEİTMOTİV
LEİTMOTİV

Edebiyatta leitmotiv, özellikle roman sanatında sıkça kullanılan bir anlatım tekniği unsurudur. Romanın değişik bölümlerinde, çeşitli nedenlerle tekrarlanan ifade kalıbıdır.

Leitmotiv tekniği, nasıl müzikte sesler ve duyguları bağdaştırıyorsa, edebiyatta da biçimsel unsurları karakterlerin iç dünyasına, metnin anlamsal derinliğine iliştirir. Romanın teknik unsurlarından biri olan, sık sık tekrar edilen motif, durum, formül ya da nesneler kişinin iç dünyasını ve dış çevresinin rutinlerini yansıtarak yaşayan karakterler oluşturur.

Leitmotiv örnekleri:

📚Peyami Safa'nın Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'nda Nüzhet'in kahkaları, Yalnızız romanında "çay iç" cümlesi, Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar romanında Olric'in "efendim" ifadesi, Turgut Özben'in "bat dünya bat" sözü birer leitmotiv örnekleridir.

"– Hadi gidelim Olric…
– Nereye efendimiz?
– O'na Olric…
– O artık başkasıyla efendimiz…" (Tutunamayanlar- Oğuz Atay)

📚Namık Kemal'in Vatan yahut Silistre piyesinde, Abdullah Çavuş'un sürekli tekrar ettiği "Kıyamet mi kopar?" sözü bu tekniğin başarılı bir uygulamasıdır.

"Çocuğun başı yastıktan yana kaymış, boynu ipincecik, yüzü sarı."

"Kol bir başparmak kalınlığında ancak var. Derisi kemikten dökülecekmiş gibi kırış kırış..."

"Daha parmak kadar. Kemikleri kırılacak, öyle ince işte ... "

"Kadın: "Herif," dedi, "hiç yüreğim götürmüyor. Bir ince ki ... Onun çalışması bizi zengin mi edecek?" (Yaşar Kemaş- Sarı Sıcak) ince sözcüğü ile leitmotiv sağlanmıştır.

  • 5
  • 15
BİLİNÇ AKIŞI
BİLİNÇ AKIŞI

📚📚Bilinç akışı karakterin düşünme eylemini olduğu gibi aktarmaya çalışan bir edebi tekniktir. Yapıtlarda iç diyalog şeklinde göze çarpar.

📚Bir roman kişisinin zihninden geçen gelişigüzel ve akıldışı izlenimlerin akışını kayda geçirmeyi amaçlayan edebi bir tekniktir. Kahraman zihninin karmaşık yapısını herhangi bir düzene sokma gereksinimi duymadan okuyucuya aktarır.

📚Bilinçsizliğe daha yatkın olan bu teknik anlık imgelerle sürekli değişen düşüncelerin bir araya gelmesidir. İnsanı tanımaya ve ruhsal çözümlemeye olanak sağlar.

📚Bilinç akışı tekniğini kullanan yazarlara örnek olarak James Joyce, William Faulkner ve Virginia Woolf gösterilebilir. Bilinç akışsal edebiyat modernist akımla yakından ilişkilidir. Psikolojiden edebiyata girişi May Sinclair sayesinde olmuştur.

Bilinç akışı tekniğinin kullanıldığı romanlar

📚J.D. Salinger -Çavdar Tarlasında Çocuklar
📚James Joyce - Ulysses
📚Virginia Woolf - Deniz Feneri, Dalgalar, Mrs. Dalloway
📚William Faulkner - Ses ve Öfke, Döşeğimde Ölürken
📚Oğuz Atay - Tutunamayanlar
📚Yusuf Atılgan - Anayurt Oteli

"Sırtını kapıya dayayıp çevresine baktı. Kadının bıraktığı gibi duruyordu her şey: yatağın ayakucuna doğru atılmış yorgan, kırışık yatak çarşafı, terlikler, sandalye, süzgü, çay bardağı, kaşık, küçük bir tabakta beş altı şeker (altı şeker koymuştu o gece bir çay içebilir miyim acaba demişti odaya girince üçlük çaydanlıkta demlemişti çayı bir elinde tepsi kapıyı vurmuştu girin yatağın kıyısında oturuyordu paltosunu çıkarmış kara kazağı iri yuvarlaklı gümüş kolyesi bakmıştı zahmet oldu size sonra o köye nasıl gidileceğini sormuştu öyleyse saat sekizde uyandırın beni lütfen olağan birşeymiş gibi nüfus kağıdım yok demişti…" (Anayurt Oteli)

Dilbilim hakkında bilinmesi gereken 20 terim

2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN