Arama

Bir ayı geride bırakırken…

Bir ayı geride bırakırken…
Sesli dinlemek için tıklayınız.

Bundan yaklaşık bir ay önce, daha net bir ifadeyle 28 gün evvel yeni bir "Üç Aylar" mevsimine girmiş, ilk ay olan ve ilk kandil ile Rabbimizin lütfettiği manevi ikramlara mazhar olmuştuk. Bugün artık ayın son günlerini yaşıyoruz. Bir gün sonra gireceğimiz Şaban-ı Şerif ile ikinci mübarek ayımızı idrak etmenin arefesinde, geride bıraktığımız bir ayın muhasebesini yapmak, akıllı mümin olmanın vasıflarından biri olsa gerek… Zira bir hadis-i şerifinde Resul-i Ekrem (sav) Efendimiz, "Akıllı mümin, nefsini hesaba çeken ve dünyadan sonraki ahret hayatı için hazırlık yapandır…" buyurarak böyle bir muhasebeye dikkat çekmişti.

İki gün önceki Mi'râc Kandiliyle ilgili yazımızda bu gecenin bize "ahdimizi yenileme" fırsatı sunduğundan söz ederken aslında bir bakıma işte bu "muhasebe" işlemine de dikkat çekmeye çalışmıştık.

Bugünkü yazımızda, geride bıraktığımız bir mübarek ayı, sanki hayatımızın bundan önceki dilimi gibi kabul etmeyi; ve bu sonreki günleri de sanki ömrümüzün son demleri saymayı başarabilirsek eğer, önümüzdeki Şa'bân-ı Şerif'i ve ardından gelecek 'i daha yüksek düzeyli bir manevi donanımla karşılayabileceğimizi düşünerek, özellikle Mi'râc'ın müminlere hediyesi olan 'Namaz'a değineceğiz. Umarız bu muhasebe yazısı okuyanlar için faydalı olur…

NAMAZ, KULA VERİLEN BİR RANDEVUDUR, YÜCE YARADANLA BULUŞMADIR.

Yaşadığı derin üzüntü ve acılarla mahzun ve kederli Habib-i Edîbi'ne bir teselli olarak İsrâ ve Mi'râc'ı lûtfederek onu kendi katına davet eden , bu değerli misafirini -şânına lâyık- hediyelerle uğurlamıştı o gece… Merhum (rh.a) yazdığı meşhur eseri Mevlid'inde, Allah Teâlâ ile buluşma anında ve o eşsiz zaman diliminde bile ümmetini unutmayan ve onların affını, bağışlanmasını isteyen, tek talebinin bu olduğunu Rabbine arz eden Peygamberimize verilen müjdeyi şu beyitlerle tasvir eder…

Hak Teâlâ'dan erişti bir nidâ / Yâ Muhammed! Ben sana kıldım atâ.
Ümmetini sana verdim ey Habîb / Cennetimi anlara kıldım nasib
Sen ki Mi'râc eyleyüb ettin niyâz / Ümmetin mi'râcını kıldım namaz.
Her kaçan kim bu namazı kılalar / Cümle Gök Ehli sevâbın bulalar.
Çünkü her türlü ibadet bundadır / Hakk'a kurbiyyetle vuslat bundadır.
Sıdk ile beş vakt olundukta edâ / Elli vaktin ecrin eyler Hak atâ…

Böylece, Mi'râc, Rabbimizin, Son Nebi'yi yüce katına davetinin adı olurken, aynı zamanda ümmeti için de bu davetin yeryüzünde günde beş kez kılınan namazla yeniden yaşanmasına ve devam etmesine vesile olmuştu…

Peygamberimizin, semânın katlarında gördüğü meleklerin, -ki onlar "Gök Ehli" olarak anılırlar- ibadet, tesbih ve zikir hallerini Allah Teâlâ, Ümmet-i Muhammed için bir araya toplamış ve onlara "Mi'rac Hediyesi" olarak göndermişti. Böylece bu ibadet, müminler için şartlarına uygun bir şekilde ifa edildiği her vakitte bir mi'râc hükmüne dönüştürülmüştü…

O sebeple namaz "Müminin, mi'râcıdır" ve Kutlu Nebi'nin nazarında "gözünün nuru"dur... Allah katındaki değeri sebebiyle, "dinin direğidir" ve "mahşer günü hesabı sorulacak ilk ameldir." Ve Sevgili Peygamberimizin vefatından evvel, uyardığı ve dikkatimizi çekerek önemsememizi istediği ibadettir, namaz…

Gündelik meşgaleler, gâileler, iş-güç derken kalp aynasının tozlanması, gönül dünyasının kirlenmesi kaçınılmaz bir durum… Her şeyin temizlenmeye ihtiyaç duyduğu gibi bu unsurların da tezkiye ve tasfiye kavramlarıyla ifade edilen temizlik ve arınmaya muhtaç olduğu da bir gerçek… Kur'an-ı Kerim'in, bunun yolunu öğretirken adres olarak namazı işaret etmesi ve bunu pek çok ayette tekrarlaması dikkat çekmektedir… Bu ayetlerden birinde şöyle buyrulmakta… "Şüphesiz arınma işini gerçekleştiren ve Rabbinin adını anarak namaz kılan kişi kurtuluşa ermiştir." (A'lâ, 14-15) Tozlanan kalp aynasını da kirlenen gönül dünyasını da temizleyen, namazdır. Çünkü o, Peygamberimizin anlatımıyla, "evinin önünden akmakta olan ve günde beş kere yıkanmak suretiyle mümini tertemiz hale getiren bir nehirdir…"

Namazın önemine dair ayetleri ve hadisleri yorumlayan ciltler dolusu kitaplar yazılmış, müstakil eserler kaleme alınmıştır. Buna rağmen özellikle günümüzde, İslam ülkelerinde "beş vakit namazı edâ etme" özelliğine sahip olan fertlerin sayısı maalesef düşük düzeylerdedir. Namazın, Rabbimizle buluşma için en önemli imkanımız olduğu hususunda yeterli bir bilinç oluşturamamış olmamız bunun sebeplerinden biridir. Bize Yücelikler Makamından verilen bir randevu; ve derdimizi, sıkıntımızı Rabbimize aktarabilme imkanına kavuşabildiğimiz bir zaman dilimi olarak görme anlayışına sahip olamadığımız için çoğu kez maalesef bu değerli ibadete "aradan çıkarmayı" düşündüğümüz bir nazarla bakmakta ve en büyük hataya düşmekteyiz. Öncelik tanımamız ve büyük bir özenle, hassasiyetle yerine getirmemiz gereken bir ibadet olarak görmemiz icab ederken, maaalesef onu aradan çıkarmanın derdi içindeyiz!.. Oysa ki, Hz. Aişe (r.anha) validemizin aktardığı üzere, Resûlullah (sav) namaz ile yemek bir araya geldiğinde yemeğe öncelik verilmesini tavsiye etmişti… Zira bir kimsenin yemek yerken biraz sonra kılacağı namazı düşünmesi onun için hayra vesile olurken; namazı kılarken yemeği düşünmesi onun açısından iyi bir durum olmayacaktır. İşte bunun için, "namazı 'aradan çıkaralım' da yemeği rahat yiyelim" gibi sözler, bir müminin diline de yakışmayacaktır, kişiliğine de…

Yazımıza son verirken, bir mübarek ayı geride bırakıp yenisine girerken, eksiklerimizi dikkatle tespit etmek ve tedbirleri almak suretiyle sonraki iki ayı daha verimli bir şekilde geçirmemizin mümkün olabileceğini ifade etmek isteriz. Allah'a güzel kulluk yolunda en büyük desteğimizin bizim için her biri mi'râc değerinde bir buluşma imkanı sağlayan namaz ibadeti olduğu unutulmamalıdır. Şairin dediği gibi "Her şey namazla bitmez: ama her şey onunla başlar!"… Kanaatimizce, kulun nefsini hesaba çekeceği önemli işlem de namazla başlar… Çünkü mahşer günündeki ilk hesap konusunun namaz olduğunu düşünmek bile bunun için yeterlidir!…

Cuma gününün feyiz ve bereketinin üzerinize olması, gireceğimiz Şa'bân-ı Şerif ayının, hayırlar, iyilikler, güzellikler getirmesi niyazıyla sağlıcakla kalınız efendim…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2021 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN