Arama

İsmail Güleç
Nisan 13, 2023

Siyer kitaplarına özel ilgimin olduğunu ve her ramazanda bir siyer kitabı okumaya çalıştığımı yazılarımı okuyanlar bilir. Bu ramazanda Kadir Canatan Hocanın Yetim Muhammed (İstanbul: Mana Yayınları, 2023) adlı kitabını okudum.

Özellikle son dönemlerde yazılan siyer kitaplarının geleneksel siyer kitaplarından oldukça farklı üslupta ve amaçla ele alındığını ifade etmeliyim. Hz. Peygamber'in hayatını devlet adamı, siyasetçi, stratejist, aile reisi, kumandan ve benzeri hüviyetleri açısından Hz. Peygamber'in hayatını tahlil etmeye ve açıklamaya çalışan kitaplar yazılıyor. Kadir Canatan Hoca da Hz. Peygamber'in hayatını sosyal-psikolojik bir yaklaşımla ele alıp değerlendiriyor.

Kadir Canatan, kitabında Hz. Peygamber'in yetimliğinin peygamberlikte, dinin yayılmasında ve büyümesinde ne tür katkısının olduğubu irdelerken aradığı iki soruya cevap arıyor.

  1. Bir yetim olarak Hz. Peygamber nasıl Muhammed Mustafa oldu? Yaşadığı toplumda bir yetim olarak oldukça dezavantajlı durumda olan bir çocuk tüm sorunları ve engelleri aşarak nasıl tarihin ve insanlığın tanıdığı Büyük Peygamber oldu?
  2. Yetimlik Hz. Peygamber'in hayatını nasıl etkiledi? Olumlu ve olumsuz katkıları nelerdir?

Bu iki soruya cevap aranan kitap Hz. Peygamber'in anlatılan ve kabul edilen genel biyografisini esas alıp olayların sebep ve sonuçlarında yetimliğinin izlerini aramakta. Bu yönüyle bize, en azından bana daha önce düşünmediğim bir bakış açısı ile olayları değerlendirme imkânı sağlıyor.

Kitapta, Hz. Peygamber'in hayatını geleneksel kitaplardan ve metinlerden hayranlıkla ve muhabbetle okuyan, okurken sanki yanında imiş gibi hisseden benim gibi okurların alışık olmadığı bir terminoloji var. Mesela Hz. Peygamber'in hayatını çatışma sosyolojisinin kavramları ile okunması. Bu bakış ile okunduğunda onun değişim yaratan bir devrimci lider olarak değerlendirilmesi, Hz. Peygamber'den Allah'ın sevgili kulu, habibi olarak bahseden kitapları okuyanların alışık olmadıkları bir söylem.

Günümüzde babasız ve annesiz yetişen çocukların psikolojisi üzerine yapılan çalışmaların sonuçlarını Hz. Peygamber için değerlendirmek bize doğru ve sağlıklı sonuçlar verir mi? Yetişme biçimleri ve davranışları farklı toplum ve çağda yetişmiş yetim çocukların sorunlarının ne kadarı müşterektir? Bu soruları aklımızda tutarak yapılacak değerlendirmelerin bizim olayları daha iyi anlamamıza ve değerlendirmemize yardımcı olacağını söyleyebilirim.

Hz. Peygamber'in Mekke'de Araplar arasında itibarı olan bir kabilenin ferdi olarak dünyaya gelmesinin verdiği avantaj ile kavminin yetimleri mağdur eden ve yok sayan adetlerinin verdiği dezavantaj arasında nasıl yetiştiğini anlamak için böyle bir sosyal-psikolojik okumaya ihtiyacımız olduğu da muhakkak.

Kadir Canatan Hoca, Hz. Peygamber'in Mekke toplumuna pamuk ipliği ile bağlı olduğunu, yetim bir çocuk olarak büyüdüğünü, dolayısıyla kendisini toplumun dışında, dışlanmış ve yalnız bir kişi olarak gördüğü fikri tartışmaya açık gibi. Dedesinin kucağından inmeyen, amcalarının sevgisini her zaman hisseden, kavminin zengin ve güzel kadınlarından biri ile evlenen, Hılfu'l-Füdul üyesi, tartışmalarda hakemliğine müracaat edilecek kadar güvenilen ve sevilen birinin kendini dışlanmış hissettiği iddiasının biraz daha kuvvetli delillerle desteklenmesi gerekiyor.

Yetimlerde görüldüğü söylenen duyguların bir kısmını Hz. Peygamber de yaşamış olabilir. Ancak kendini aşağı görme, acıyan bakışlardan rahatsızlık duyma, suçluluk ve utanç duygusu, öfke gibi duyguların Hz. Peygamber'i de sarıp sarmalası daha somut olaylarla desteklenmesi gerekiyor. Mesela hangi öfkeli davranışının altında yetimliğin vermiş olduğu duygu yatıyor? Ona, suçluluk ve utanç duygusu yaşatan olay hangisidir?

Kitapta önemli ve değerli bulduğum bir diğer husus oryantalistlerin yönelttiği kimi eleştirilere cevap verilmesidir. Mekke'de güvercin iken Medine'de şahin kesilen Hz. Peygamber gücü eline geçirince değiştiği iddialarının doğruluğunu sorgulaması ve öyle olmadığını örnekler vererek ve gerekçelendirerek açıklaması oldukça kıymetli.

Yetimlik meselesinden çıkarak İslam'ın yayılışını değerlendirmek hiç şüphesiz bize farklı bakış açıları sunmakta ve düşündürmekte. Hz. Peygamber'in çevresindekilere yumuşak davranmasında, kararları müzakere ve istişare ile almasında, şiddeti çare olarak görmemesinde, mutedil ve mülayim olmasında, kendinde gördüğü eksikleri tamamlamak için gayret etmesinde, savaşmak yerine anlaşma ve ittifak yapmayı öncelemesinde, toplumun zaaflarından istifade etmemesinde, maruz kaldığı tüm olumsuzluklara rağmen hayat standardını değiştirmemesinde, beşeri kimliğini muhafaza etmesinde, tebliğinde hem müjdeleyici hem de korkutucu olmasında yetimliğinin etkisi olduğu söyleyen Kadir Canatan'ın düşüncelerini nakletmekle yetiniyor ve haklı olup olmadığı tartışmalarını işin ehli olanlara bırakıyorum.

Ben bu kitaptan istifade ettim. Hz. Peygamber'in verdiği mücadelenin ne kadar zor olduğunu ve bu zorluklarla baş ederken yaşadığı psikolojiyi anlamaya çalıştım. O yüzden bu tür kitapları önemli ve değerli bulurum. Ancak "Ümmetin olduğumuz devlet yeter" dedirtecek duyguyu yaşatan kitapları başka bir zevkle okuduğumu da ifade etmeliyim. Belki bu nedenle bizim şairlerimiz ve mutasavvıflarımız Hz. Peygamber'in yetimliğini bir dezavantaj olarak değil bir fazilet ve üstünlük olarak görüp değerlendirdiler.

Evet, o bizim için yetimdir ancak Fuzulî'nin de ifade ettiği gibi dürr-i yetimdir.

Oldu bâzâr-ı cihân revnakı bir dürr-i yetîm
Ki değil iki cihân hâsılı ol dürre baha

Günümüz Türkçesi ile söyleyiş (Mustafa Tarakçı)

Bir yetim inci aydınlattı bu cihan pazarını,
İki cihanı toplasan, karşılamaz pahasını.

İsmail Güleç

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN