Arama

’a olmak ne demektir?

Allah’a halife olmak ne demektir?

İKTİDARIN TAKDİSİ VEYA İNSANIN İKTİDARININ SINIRLANMASI

en çok iktidarı ve gücü çağrıştıran bir kavramdır: Öyle bir kavram bir de 'a izafe edildiğinde (Allah'ın halifesi), gücün ve iktidarın sınırsızlığını ve itiraza mahal vermeyecek şekilde otoritenin kutsallaşmasını akla getirir. Dindarlığın güç ve iktidarla ilişkisi daima paradoksaldır: Evvelemirde dindarlık tüm gücün ve kuvvetin Allah'a mahsus olduğunu itirafla başlarken ardından güce bir şekilde iştirak ortaya çıkar. Dindarlığın kaçınılmaz neticesi veya belki imtihanı budur! İş öyle bir hal arz eder ki insanın dinden iktisap ettiği güç başka herhangi bir vasıtayla elde edemeyeceği seviyeye varır. Din ilahi iktidarda toplanmış () gücün bölünmesini meşru görmüş müdür görmemiş midir, ayrı bir meseledir, lakin vakıa budur: Anne-babanın dilindeki dua -bazen beddua- çocuğu zabt ü rabt altına almada güce dönmüş dindarlığın bariz emaresi olabilir. Bir dilenci 'Allah rızası için' diye elini uzattığında vicdanlara tesir eden bir gücü dinden devşirmiştir. Mazlumun en büyük gücü ve direnç kaynağı dilindeki beddua ile ahiretteki 'hesaplaşma' beklentisi olabilir. 'Rûz-ı mahşerde hesaplaşmak' inancından daha çok insana ne direnç verebilir ki? Bir hükümdar 'ulu'l-emr' veya Allah'a halife olduğunda, muadilleri arasında nispetsiz iktidar kazanmış olabilir. Böyle bir iktidardan din adamları, şeyhler, hocalar vs. hasıl-ı kelam herkes derecesine ve yerine göre nasibini alır. Böylece en başta reddettiğimiz gücü tekrar geri çağırarak varlık alanımızı genişletmek için dini araç haline getirebiliriz. 'İsm-i a'zam (Allah'ın en büyük ismi) nedir?' diye sorulunca meczup 'Allah'ın en büyük ismi ekmektir' derken dini hayatın en büyük meselelerinden birisine dikkatimizi çekmişti.

ALLAH'A HALİFE OLMAK İKTİDARI REDDETMEK DEMEKTİR: 'BİR ŞEY ALLAH'A YAKLAŞINCA VARLIĞI SİLİNİR.'

Adem'in halife olması her insanın halife olmasıdır. Hz. Peygamber'in 'her biriniz çobansınız' sözü halifeliğin çerçevesini çizmişti: hepimiz çobanız ve çobanlara güttükleri sorulur. Bu itibarla dine göre Allah'a halifeliğin anlamı akil-baliğ herkesi bağlayan insanlık sorumluluğu olabilir. İnsan olmak büyük sorumluluk yükler bize ve gerçekte bundan daha mühim sorumluluk da yoktur. İlahi kitapta beyan edildiği üzere, bize yüklenen emanet insan olma sorumluluğudur. Bu nedenle insan ve Allah ilişkisinde teklif merkeze yerleşerek zihni ve biyolojik yetkinliğe haiz tüm insanları bu kavram ekseninde sıralanır. Bu durumda 'Allah'ın halifesi' herkesi şamil ve herkesle ilgili –iktidardan daha çok- yükümlülük halidir. Bu meyanda din –kısmen Hristiyanlık daha çok İslam- yükümlülüğü olabildiğince genişleterek Tanrı'ya karşı sorumluluk ilkesinde bütün insanlar arasında eşitliği getirir. Her birimiz sorumluyuz, her birimiz bir seviyede ahlaklı olmakla yükümlüyüz. İnsan olmak ahlakla ikmal edilebilecek bir süreç olduğu kadar ahlaklanmak/dindarlık da insan olmaya doğru giden kesintisiz ve duraksız bir yoldur.

Bu sorumluluk dahilinde 'halife olmak' ne anlama gelir? Sözlük anlamıyla halife birinden sonra gelen veya birini takip eden demektir. Burada bahis mevzu olan şey, hükümranlıkta ve yönetimde sonradan gelmek olunca o zaman 'Allah'ın halifesi' kendini önceleyen Hakkın hükmüyle sınırlı kalan insan demektir. İnsan içgüdülerinden gelen iktidar arzusunu ve güç sevdasını terk ederek tüm iradesini Allah'a teslim ettiğinde O'na halife olabilir. Metafizikçiler buradan hareketle 'ikinci olmak' ve 'sonradan gelmek' anlamında insanla ilgili bir çok kavram üretmişlerdir. Daha doğrusu dini düşüncedeki ana kavramları halifelik ile bağdaştırmakla bir insan teorisi geliştirmişlerdir. Mesela insanın ulaşabileceği kemali anlatan veli veya velayet tam olarak halifenin sözlük anlamıyla ilgilidir: Veli -büyük sufi düşünür Hakim Tirmizi'nin iddiasına göre- 'ardından gitmek, takip etmek' anlamındaki vela-yeli kelimesinden türetilmiştir. Bu durumda veli gelenekleri veya arzusunu veya kendi iktidarını bir yana bırakarak Hakkın izinden giden halife demektir.

Bilebildiğimiz kadarıyla sadece İbnü'l-Arabi'ye mahsus olmak üzere, musalli kelimesini de bu meyanda hatırlamak gerekir. Namaz kılan, dua eden anlamındaki musalli İbnü'l-Arabi metafiziğinde halife ve veli kelimesinin anlamlarını kuşanarak insanın varlıktaki müstesna yerini anlatan bir anlama kavuşur. Ona göre musalli yarışta ikinci gelen demektir. Bu sözlük anlamından hareketle terim anlamına varmak mümkün müdür? Mümkündür ve İbnü'l-Arabi bunun nasıl olabildiğini Hz. Peygamber'in 'gözümün nuru' sözü üzerinden yapar: Biz namazda ikinciyiz ve varlıkta ikinci olduğumuzu o halde idrak etmek üzere namaz kılarız. Bu durumda biz hayat içindeki bütün ikincilik, üçüncülük vs. esaretinden halas bularak namazda asıl yerimize ulaşırız: ikinci olmak! Üstelik bu ikincilikte bütün insanlar eşitleneceği için iktidar ve güç vehmi bir süre de olsa ortadan kalkar. Peki ikinci biz isek birinci kimdir ve yarış neyle ilgilidir? Yarış varlıktadır ve birinci olan el-Evvel Allah'tır. Bu durumda Allah'ın ilk olması O'nun zorunlu varlık olmasıyla özdeşleşirken insanın ikinci olması mümkün ve fakir kavramının istilzam ettiği bir durumdur. Bu karşıtlığı vücub (zorunluluk) ile mutlaklık mukabilinde imkan ve fakr kavramlarıyla anlatabiliriz. Allah varlıkta ilk ve vaz geçilmez iken insan ve alem ikincildir: her birimiz olsak da olur olmasak da! Madem bir kez var olduk, varlığımızın kıymetini boş işlerle tüketmeyelim. Demek ki 'musalli' halifenin eş değer kavramlarından birisidir.

Bu meyanda metafizikçi düşünürler başka kavramlarla insanın el-Evvel karşısında ikinciliğine (Allah-ben) dikkatimizi çekmişlerdir: Alemin ve insanın Hakkın gölgesi olması bunlardan birisidir. Gölge sahibine bağlı olan demektir; gölgenin varlığı sahibine bağlı olduğu kadar onun sahibinden bağımsız hüviyeti de yoktur. Halifenin Allah'ın yeryüzündeki gölgesi olması tam bu demektir:

Allah'ın gölgesi olmak, iktidarın sınırsızlığı değil, güç ve yetkinin Allah'ın iradesiyle sınırlanması demektir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN