Ahmet Ağırakça
28.12.2025
Ahmet Ağırakça
Hz. Yahya’nın şehadeti
Tüm Yazıları

Hz. Yahya’nın şehadeti

Hz. Yahya (as), hem Kur'ân'da adı geçen hem de Yahudi-Hristiyan geleneğinde derin iz bırakan büyük peygamberlerden biridir. Onun hayatının en dikkat çeken yönlerinden biri, hakikati haykırmaktan geri durmaması ve bu yüzden zalim bir Roma yöneticisi tarafından şehit edilmesidir.[1].

Tarihî ve dinî kaynaklar, Hz. Yahya'nın (as) şehadeti konusunda büyük ölçüde ortak bilgiler vermektedir. Özellikle öldürülme sebebi, failleri, mekânı ve zamanıyla ilgili rivayetler birbirini desteklemektedir.[2] İslâm tarihçilerine göre Hz. Yahya'nın öldürülmesinin temel sebebi, dönemin Roma'ya bağlı Dımaşk valisi olan Herod Antipas'ın haram bir ilişki yaşamasını ve kardeşinin eski eşi Herodias ile evliliğini açıkça eleştirmesidir.[3] Yahya (as) bu davranışın hem Tevrat'ın hükümlerine hem de yüce Allah'ın belirlediği genel ahlakî kural ve hükümlere aykırı olduğunu belirtmiş, bu durum halk içinde büyük bir etkiye sahip olduğundan Herodias tarafından kendilerine yapılan bir tehdit olarak görülmüştür. Benzer bilgi Hristiyan metinlerinde de mevcuttur. İncillerde Yahya'nın bu evlilik karşısında "Bu senin için helâl değildir" dediği ifade edilir.[4]

Herodias'ın kin ve öfkesi, Yahya'nın şehadetinin başlıca sebebi olarak kabul edilmektedir. Zira o, Herod'u çeşitli yollarla Yahya'dan kurtulmaya zorlamış, nihayetinde saray eğlencelerinden birinde kızının isteği üzerine Yahya'nın öldürülmesine karar verilmiştir. Bu gelişme hem İslamî kaynaklarda hem de Kitâb-ı Mukaddes rivayetlerinde benzer şekilde aktarılır.[5] Hz. Yahya'nın katlinden doğrudan sorumlu olan kişi, Roma hâkimiyeti altındaki bölgenin valisi olan Herod Antipas'tır. Ancak tarihçiler esas fitne unsurunun Herodias olduğunu, Herod'un ise siyasi otoritesini kaybetmemek adına Yahya'nın öldürülmesine razı olduğunu belirtir. Yahya (as) zindanda iken Herod'un askerlerine verilen emir doğrultusunda başı kesilerek şehit edilmiştir.

İslâm tarihi ve tefsir kaynaklarında Herod'un Yahya'ya karşı doğrudan nefret beslemediği, ancak Herodias'ın baskısı altında kaldığına dair bilgiler de aktarılmıştır.[6] Buna rağmen nihai sorumluluk tarihsel olarak yöneticinin üzerinde kalmıştır.

Hz. Yahya'nın Makherus Kalesi zindanında öldürüldüğü kaydedilir. Bu kale, bugünkü Ürdün toprakları içinde, Lut Gölü'nün doğusunda sarp bir tepede yer alan bir Roma garnizonudur. Hem Yahudi tarihçisi Josephus'un aktardıkları hem de Hristiyan kaynaklarının ifadeleri, Hz. Yahya'nın bu kalede zindana atıldığını ve burada şehit edildiğini göstermektedir. Müslüman tarihçiler olan Taberî, İbn Kesîr ve İbn Asâkir gibi müellifler de aynı mekânı işaret etmektedir.[7]

Bazı zayıf rivayetler öldürülme yerinin Kudüs civarı olduğunu belirtse de bu görüş tarihçiler tarafından çoğunlukla kabul görmemiştir. Bu sebeple Makherus kalesinin zindanı, Hz. Yahya'nın şehadetinin en güçlü şekilde doğrulanan mekânıdır. Ne zaman öldürüldüğü konusunda kesin bir tarih mevcut olmamakla birlikte, araştırmacıların çoğu olayın M.S. 28-30 yılları arasında gerçekleştiğini kabul ederler. Hz. Yahya'nın (as) Hz. Îsâ'nın (as) tebliğ döneminde şehit edildiği konusunda ise hiçbir ihtilaf yoktur.

Tarihçileri, Yahya'nın zindanda başının kesildiğini ve başının bir tepsi içerisinde Herodias'a götürüldüğünü nakleder. [8] Aynı bilgi Matta ve Markos İncillerinde de yer almakta, hatta kesilen kafasının valiye tepside sunulma ayrıntısı açıkça zikredilmektedir. [9] Bu sebeple Yahya (as) "zalim bir yöneticiye hak sözü söylediği için öldürülen peygamber" tipolojisinin en belirgin örneklerinden biri olarak görülür.[10] İslâm âlimleri, Kur'ân'da geçen "İsrail oğullarının Peygamberleri haksız yere öldürmeleri" (Âl-i İmrân, 3/21) ifadesinin Hz. Yahya (as) ve babası Hz. Zekeriyyâ (as) gibi peygamberlere işaret ettiğini belirtir. Böylece Yahya'nın şehadeti hem tarihî hem de dini bir anlam kazanır: Hakkı söylemenin bedeli çoğu zaman zulme ve şehadete sebep olmuştur.

Hz. Yahya (as), tarih boyunca hem Müslüman hem Hristiyan hem de Musevî geleneklerinde hakikatin hatırını her şeyin üstünde tutan, zulme karşı sözünü esirgemeyen ve bu yüzden öldürülen bir peygamber olarak anılmıştır. Onun şehadeti, dinî literatürde ahlaki duruşun en çarpıcı örneklerinden biri olarak kabul edilir.

Hz. Zekeriyya'nın Son Günleri ve Şehid Edilmesi

Hz. Zekeriyyâ'nın vefatıyla ilgili Hristiyan kaynaklarında bilgi yoktur. Onu öldürdükleri için bu cinayetlerini eserlerine kaydetmekten çekinmiş olmalıdırlar. İslâmî kaynaklarda ise onun tıpkı oğlu Hz.Yahyâ gibi şehid edildiği belirtilmektedir. [11]

İbn Kesîr, Ahmed İbn Hanbel'e dayandırarak bu âyet-i kerîmenin açıklamasıyla uyumlu bir hadisi şu şekilde kaydetmektedir. Bu rivayet, İmam Ahmed'in Müsned'inde el-Hâris el-Eş'arî'den geldiği bilinir: "Allah, Yahyâ İbn Zekeriyyâ'ya beş hususu insanlara bildirmesini emretti. Aynı zamanda kendisinin bunlarla amel etmesini ve İsrailoğulları'na bunlarla amel etmelerini bildirmesini emretti. Hz. Yahya bu emirleri İsrail oğullarının kolay kolay yapmayacaklarını ve emrine uymayacaklarını düşündüğünden olsa gerek bir an onlara bu tebliği yapmakta tereddüt etti. Hz. İsa (as) ona: 'Allah sana bu beş hususta amel etmeyi ve bunları İsrailoğulları'na duyurmayı sana emretti. Ya sen onları halka anlatırsın ya da bu bilgileri onlara ben ulaştırırım.'

Hz. Yahyâ şu karşılığı verdi:

"Ey kardeşim! Eğer bu konuda benden önce davranırsan, korkarım ki Allah beni azaba uğratır yahut yerin dibine geçirir." Bunun üzerine Yahyâ, İsrailoğullarını Beytülmakdis'te topladı; mescid insanlarla dolup taştı. Yahyâ yüksekçe bir yere çıkarak Allah'a hamd ve senâ ettikten sonra şöyle konuştu:

"Allah bana beş şeyi emretti; ben hem kendim bu emirlerle amel etmekle hem de sizi bunlarla amel etmeye çağırmakla görevliyim.

"Öncelikle Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın." Zira Allah sizi yaratmış ve rızıklandırmıştır; öyleyse O'na ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın.

"Size namaz kılmanızı emrediyorum. Zira Allah, kul namazda olduğu ve kalbi O'na yöneldiği sürece, yüzünü kuluna çevirir. O hâlde namaz kıldığınızda sağa sola dönmeyin (kalben ve fiilen başka yönlere savrulmayın)."

"Size oruç tutmanızı emrediyorum. Oruçlunun durumu, yanında misk dolu bir kâse olan ve bir topluluğun içinde bulunan kimseye benzer; o topluluktaki herkes o miskin güzel kokusunu hisseder/alır. Allah katında ise oruçlunun ağız kokusu, miskten daha güzel kokar."

"Size sadaka vermenizi emrediyorum. Sadaka, düşmanları tarafından esir alınan ve elleri boynuna bağlanmış bir adama benzer. O adam öldürülmek üzere götürülür; bunun üzerine onlara şöyle der: "Kendimi fidye vererek kurtarmamı kabul eder misiniz?" Böylece az bir şeyler veya çok şey vererek kendisini kurtarıncaya kadar fidye vermeye devam eder. İşte sadaka da kişinin kendisini (azaptan) kurtarması gibidir."

"Size Allah'ı çokça zikretmenizi emrediyorum. Zira Allah'ın adını sürekli anmak düşmanları tarafından hızla kovalanan bir adamın, sağlam ve korunaklı bir kaleye sığınmasına benzer. Kul, şeytandan en çok, Allah'ı çokça zikrettiği zaman korunmuş olur." [12]

Ahmet Ağırakça


[1] İbn Kesîr, el-Bidâye ve'n-Nihâye, II, 54 vd.

[2] Meryem,19/ 7–12; Âl-i İmrân 3/38–41. Yukarıda bu ayetlerin meallerini ve izahlarını kaydetmiştik.

[3] Taberî, Tarih, II, 350; İbn Kesîr, el-Bidâye ve'n-Nihâye, II, 54.

[4] Aynı kaynaklar.

[5] İbn Kesîr, el-Bidâye ve'n-Nihâye, II, 55.

[6] Taberî, Tarih, II, 352.

[7] Taberî, Tarih, II, 354; İbn Kesîr, el-Bidaye ve'n-nihaye, II, 55.

[8] Taberî, Tarih, II, 354.

[9] Matta 14/11; Markos 6/28.

[10] İbn Kesîr, el-Bidâye, II, 55.

[11] Müsned, II, 296; Müslim, "Feżâʾil", 169.

[12] Hâkim, el-Müstedrek, II, 541; Ahmed İbn Hanbel, Müsned, neşr., Şuayb el-Arnaût Hadis no: 17634; Nevevî, el-Mecmû', III, 284; Kurtubi, El-Câmi', XIII, 417 vd.; İbn Kesir, Tefsir, VIII, 212 vd.; İbn Kesîr, el-Bidaye ve'n-nihaye, II, 55. Ayrıca bk. Sa'lebî, Araisu'l-mecâlis, s. 210-211.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

YAZAR ARŞİVİ

Ahmet Ağırakça

Ahmet Ağırakça Diğer Yazıları