Medeniyetimizin yapı taşlarından komşuluk hukuku
Aynı asansörde veyahut merdivende karşılaştığımız, aynı duvarın iki yanına baş koyduğumuz insanlarla aramızdaki mesafe gerçekten sadece birkaç santimetre mi, yoksa fersahlarca bir yabancılaşma mı? Modern şehir hayatı bizi dikey bloklara sığdırırken İslam medeniyetinin 'miras paylaşmak' kadar yakın kıldığı komşuluk hukukunu nerede unuttuk? Betonun ruhsuzluğu mu yansıdı bize yoksa "komşuluk hukuku" sadece fıkıh kitaplarının tozlu sayfalarında mı kaldı? Şimdi sizi, modern kentte kaybettiğimiz o kadim ruhu, mahallemizin ve kalbimizin kapısında aramaya davet ediyorum.
◾ Dünya en kalabalık zamanlarını yaşıyor, insanlar arttıkça binalar da arttı ama samimiyet yitirilmeye başlandı. Bireyler fiziksel bir yakınlık içinde ancak birbirlerinden hiç olmadığı kadar metafizik bir uzaklık yaşıyorlar.
◾ Gökyüzüne doğru yükselen beton bloklar, bizi birbirimize dikey bir düzlemde santimetrelerle ölçecek kadar yaklaştırırken; ruhsal katmanlarımızda devasa uçurumlar, aşılmaz surlar inşa etmeye devam ediyor.
◾ Eskilerde bu elbette böyle değildi, ecdadımız insanlara da insanlığa da oldukça önem gösterirdi. Eve gelen misafir de kapısı çalınan komşu da fazlasıyla değerliydi.
◾ İşte, bu zamanla değişti ve dönüştü. Çağımızın, zamanında bizden çaldığı en büyük samimiyetti belki de. Bunu yitirmeye başladık, kimimiz bunun farkında kimimiz henüz değil.
◾ Tam bu noktada şu hadis-i şerifi hatırlayalım: "Cebrâil bana komşuya iyilik etmeyi tavsiye edip durdu. Neredeyse komşuyu komşuya mirasçı kılacak sandım."
(Buhârî, Edeb 28; Müslim, Birr 140-141)
◾ Bu hadis bize şunu söyler: Dindarlık yalnızca ibadethanelerde yapılan bir eylem değildir. Gerçek Müslümanlık, kapı komşunuzla olan ilişkinizde, ona verdiğiniz güvende ve gösterdiğiniz nezakette gizli.
◾ Komşusuyla kavgalı olan veya onun mağduriyetine göz yuman birinin ahlaki olgunluğa erişmesi mümkün görülmez. Komşulukla ilgili bir diğer hadis-i şerif bizlere şunu söyler: "Komşusu açlıktan kıvranırken, tok yatan kimse iman etmiş olamaz."
(İbn Ebî Şeybe, Musannef, îmân ve Rü'yâ, 6)
◾ Modern dünyada yan dairemizde kimin yaşadığını bilmediğimiz "apartman yalnızlığı" bu hadis-i şerifin ruhuna aykırıdır. Bu hadis bize; Yalnızca yakın komşularımızı değil ihtiyaç sahibi akrabalarımızı ve hatta açlık çeken toplumları düşünme sorumluluğu yükler.
◾ Komşu olmak bizlere pek çok mesuliyeti beraberinde getirir. Komşuluk, İslam ahlakında ve kültürümüzde yerleşimden çok daha ötedir. Bu, ahlaki ve hukuku emanet demektir.
◾ Komşuluk mesuliyetlerinden ilki "zarar vermeme mesuliyeti"dir, bunu üç başlıkta inceleyebiliriz. Gürültü kontrolü yani saatlere riayet ederek ses düzeyimizi belirlemek, tadilat veyahut ev işlerini uygun saatlerde yapmak.
Helva Sohbetlerinden Kar Kuyularına: Osmanlı'da Kış Hayatının Rengi