Arama

Beyaz Adamın doymak bilmez hırsına kurban 1 milyon insan

Ruanda 20'nci yüzyılın en korkunç soykırımlarından birine sahne oldu. 100 gün süren katliamın sonunda II. Dünya Savaşı sonrasının en büyük soykırımı yaşanmıştı. Birlemiş Milletler, ABD ve Avrupa olaylara müdahil olmak şöyle dursun, Ruanda'yı kaderine terk edip hızla ülkeden çıkmışlardı. Peki, neydi asıl mesele? İki etnik topluluğu bu derece düşman hale getiren şartlar nasıl oluştu?

  • 1
  • 14
SÖMÜRGECİLİĞİN DİZAYN ETTİĞİ KANLI SİYASET
SÖMÜRGECİLİĞİN DİZAYN ETTİĞİ KANLI SİYASET

Yakın tarihin en büyük katliamlarından birinin yaşandığı Ruanda'da 100 günde çoğunluğu Tutsilerden olmak üzere 800 bin Ruandalı hayatını kaybetti.

Olaylar başladığı 6 Nisan 1994'ten sonra Birleşmiş Birleşmiş (BM) askeri personeli ve gözlemcilerinin çoğunluğu ülkeden ayrıldı.

BM, soykırım eylemleri başladıktan üç hafta sonra bile olayları büyük katliam olarak değerlendirdi ve soykırım kavramını kullanmaktan kaçındı.

  • 2
  • 14
II. DÜNYA SAVAŞI SONRASI EN BÜYÜK SOYKIRIMI
II. DÜNYA SAVAŞI SONRASI EN BÜYÜK SOYKIRIMI

20. yüzyılın ilk soykırımı Namibya'da Almanlar eliyle gerçekleşti. 1904-1909 yılları arasında yaklaşık 100 bin Namibyalı, Alman askerlerince katledilirken, öldürülen insanların kafatasları gemilerle Alman üniversitelerine taşındı. Aynı yüzyılın son soykırımı da yine Afrika'da, bu sefer Ruanda'da gerçekleşti. İki hadisenin de Afrika'da cereyan etmesinin yanında diğer bir benzerlik de bu soykırımların sömürgecilikle yakından ilişkili olmalarıydı.

  • 3
  • 14
SOKAKLAR KAN GÖLÜNE DÖNDÜ
SOKAKLAR KAN GÖLÜNE DÖNDÜ

1994 yılında dünya, Ruanda'da yaşanan çok kanlı olaylara tanıklık etti. Olayların merkezinde, ülkenin iki büyük etnik topluluğu olan Hutular ve Tutsiler vardı. Yaklaşık 1 milyon insan palalarla kesilerek can verirken, sokaklar adeta kan gölüne dönmüştü.

100 gün süren katliamın sonunda II. Dünya Savaşı sonrasının en büyük soykırımı yaşanmıştı. Birlemiş Milletler, ABD ve Avrupa olaylara müdahil olmak şöyle dursun, Ruanda'yı kaderine terk edip hızla ülkeden çıkmışlardı. Peki neydi asıl mesele? İki etnik topluluğu bu derece düşman hale getiren şartlar nasıl oluşmuştu?

  • 4
  • 14
YAPAY SINIRLAR İLE ORTAYA ÇIKAN BİR ÜLKE: RUANDA
YAPAY SINIRLAR İLE ORTAYA ÇIKAN BİR ÜLKE: RUANDA

Afrika ülkelerinin neredeyse tamamı gibi, Ruanda da sömürgeciliğin yapay sınırlarla ortaya çıkardığı bir ülkedir. Önce Alman, daha sonraki yıllarda ise Belçika kolonisi haline getirilen ülkedeki üç topluluk (Hutu, Tutsi ve Twa) sömürgecilerin gelişine kadar beraber yaşarken, dış güçlerin gelişiyle toplumsal yapı değişime uğradı. En önemli değişim ise birbirleriyle akraba olan bu toplulukların etnik yönden keskin olarak ayrıştırılması oldu.

Sömürgecilik yıllarında toplumun etnik ayrım üzerinden şekillendirilmesi, hiç kuşkusuz Ruanda'yı felakete sürükleyen başlıca etkendi. 1899'da Almanya tarafından sömürgeleştirilen Ruanda, Almanların I. Dünya Savaşı'ndan mağlup ayrılmasının ardından 1918'de Belçika'ya devredildi. Her iki sömürge idaresinin de Ruanda'ya bıraktığı miras, ayrılıkçı ve ırkçı siyaset tarzından başka bir şey değildi.

  • 5
  • 14
OLAYLARIN BAŞLANGICI NEYDİ?
OLAYLARIN BAŞLANGICI NEYDİ?

6 Nisan 1994'te Ruanda Devlet Başkanı Habyarimana'yı taşıyan uçağın düşürülmesi, trajik olayların başlangıcı kabul edilir. Bu hadiseden sadece 15 dakika sonra Tutsilere yönelik sistematik katliamlar başlamış ve ülke üç, dört ay boyunca kaotik bir ortama hapsolmuştu. Aşırılıkçı Hutu çeteleri organize olarak gördükleri her yerde Tutsileri katletmeye başlamışlardı.

Birleşmiş Milletler Barış Gücü içinde görev yapan 10 kadar Belçika askerinin de saldırganlarca öldürülmesi, oldukça olumsuz bir atmosfer doğurmuştu. Bütün yabancı misyonların hızla Ruanda'yı terk etmesi, soykırımı gerçekleştiren çeteler için daha rahat bir ortam oluşturmuştu.

2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN