Çakra, Enerji ve Bilinçaltı Temizliği: İnsanlar Neden Spiritüel Akımlara Kapılıyor?
Son dönemde gündemde sıkça yer alan bilinçaltı temizliği, çakra, enerji ve frekans gibi kavramlar ne kadar bilimsel? İnsanlar neden bilimsel temeli olmayan bu kavramlara yöneliyor? Bu bir kaçış mı, yoksa başka bir arayışın sonucu mu? Uzman Psikolog Esra Oras, Sağlık Arası programında bu konuları tüm yönleriyle ele alıyor. Üzücü olayların psikolojimiz üzerindeki etkisinden, ormanların meditasyon için tercih edilme nedenlerine; güvenilir bir uzmanı nasıl anlayacağımızdan, psikolojik desteğe ihtiyacımız olup olmadığını nasıl fark edebileceğimize kadar birçok önemli soruya yanıt veriyor.
Önceki Resimler için Tıklayınız
➡ ÖÖ: Çözüm odaklı olmamız gerekiyor, değil mi hocam? Yani işe yarayan şey bu... Sorunlara odaklanmak yerine "Bunun çözümü ne olabilir? Çözüme yönelirsem önümde neler belirecek?" diye düşünürsek, cevabı bulmuş oluruz.
➡ EO: Evet ama unutmamak lazım ki bazı insanlar çözüme odaklanmak konusunda kendilerini bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde durduruyor. Özellikle bu kişiler, hızlı çözümlere çok ihtiyaç duyuyor. "Benim çözümüm yok, çarem yok, bu duruma mecburum. O yüzden sadece rahatlamam lazım," diyorlar. Onlara tüm çözümler imkânsız gibi görünüyor. Oysa her sorunun en az iki veya daha fazla çözümü vardır. Hatta bazen kabul etmek de bir çözümdür. Eğer bir durumu gerçekten kabul edersek, o konuyla ilgili sorumluluklarımıza odaklanacak enerjiyi kendimize sağlayabiliriz.
İNSANLARIN EN SIK KULLANDIĞI SAVUNMA MEKANİZMALARI
➡ ÖÖ: Bir insanın psikolojik desteğe ihtiyacı olduğunu dışarıdan anlayabilir miyiz?
➡ EO: Elbette, bir başkasının terapiye ihtiyaç duyduğunu fark edebiliriz. Ama burada önemli olan, kişinin kendisinin bu ihtiyacı yoklamasıdır. Bu yüzden şöyle bir öneride bulunabilirim:
Eğer bir kişi "Terapiye ihtiyacım var mı?" diye düşünüyor ve bu konuda bir soru işareti taşıyorsa, hayatında şu noktaya bakabilir:
1. Benim olmak istediğim kişi ile şu an olduğum kişi arasındaki mesafe ne kadar büyük?
Bu mesafe ne kadar genişse, terapi ihtiyacı o kadar elzemdir. Çünkü arada büyük bir uçurum varsa, o boşluğu genellikle depresyon, anksiyete, kişiler arası sorunlar ve çözümsüzlük hissi doldurur. Çözüm arayışına girmediğimiz, biriken ve içimizde hapsettiğimiz duygular, bizi daha da zor bir noktaya sürükler.
2. Kontrol etmeye çalışırken hayatı kaçırıyor muyum?
Eğer bir kişi her şeyi kontrol etmeye çalışırken hayatını kaçırıyorsa, geçmişe dair detayları hatırlayamıyorsa, insanlarla yaşadığı tecrübeleri anımsayamıyorsa, hatta bir gün önce ne yediğini bile unutuyorsa, burada ciddi bir kontrol çabası söz konusudur. O kadar çok kontrol etmeye çalışıyordur ki, aslında hayatının kontrolünü kaybetmektedir.
➡ EO: Bu da önemli bir terapi belirteci, yani "terapiye ihtiyacım var" noktasına gelindiğini gösteren bir işaret. Bunun dışında bir diğer önemli nokta da şu: Eğer kişi sürekli aynı seçimleri yapıyor ve doğal olarak hep aynı sonuçlarla karşılaşıyorsa, bu durum psikolojik katılığın önemli bir göstergesidir ve terapiye ihtiyaç duyduğunu düşündürebilir. Ayrıca, anlayış ve temas becerileri zayıfsa, zihni sürekli geçmiş ya da gelecekle meşgulse, şu ana kendini veremiyorsa, kendine ve başkalarına alan açmakta zorlanıyorsa, sınırları belirsizse—tüm bunlar terapiye ihtiyaç duyduğunu gösteren sinyallerdir. Bu noktalar günümüzde pek çok insanın yaşadığı yaygın durumlar. Psikolojik katılık sadece psikopatolojik bir durumu tetiklemez; aynı zamanda günlük hayatı yaşanmaz hale getirebilir. Bu nedenle psikolojik esneklik kabiliyetimizi geliştirmek zorundayız. Hayatın ve kendi potansiyelimizin hakkını verebilmek, en iyi versiyonumuza ulaşabilmek için bu beceriyi edinmeliyiz.
➡ Çünkü hepimiz biliyoruz ki, dünya zor bir yer. Pek çok yıkıcı unsuru içinde barındırıyor. Belirsizlik ve acı hepimizin ortak kaderi. Ancak elimizdeki kabiliyetleri geliştirdiğimizde—ki bunların başında psikolojik esneklik geliyor—zorluklar karşısında dayanıklılığımız artar. Acıyı bir gerçeklik olarak kabul ettiğimizde ve onunla baş etmeyi öğrendiğimizde, bu zorlu dünyada daha sağlam bir şekilde yol alabiliriz.
➡ ÖÖ: Bununla birlikte, değiştiremeyeceğimiz şeyler üzerine fazla kafa yormamak da önemli. Geleceği kontrol edemeyiz, geçmişi değiştiremeyiz.
➡ EO: Evet, astroloji, burçlar, atalarımızın deneyimleri gibi unsurlar hayatımızı bir şekilde etkileyebilir. Ancak önemli olan, bunlarla uğraşmak yerine gerçeğe odaklanmak. "Ben neyi seçiyorum? Elim nereye gidiyor? Ayağım nereye gidiyor? Dikkatim nerede?" gibi sorulara odaklanarak kendimize destek olmalı ve kendimizi eğitmeliyiz. Kontrolümüz dışında olan belirsiz faktörlerle meşgul olmak, bizi pasif ve edilgin hale getirir. Bu da uzun vadede daha derin psikolojik sorunlara yol açabilir.
➡ ÖÖ: Peki, çevremizde desteğe ihtiyacı olan biri varsa ve bunu kabul etmiyorsa, ona nasıl yaklaşmalıyız?
➡ EO: Bu durum, ilişkimizin türüne göre değişir. İş ilişkilerinde, aile içinde ya da sosyal hayatta farklı yöntemler izlenebilir. Örneğin, aile içinde yaşanan sorunlarda, kişinin hatalarının sonuçlarıyla yüzleşmesine izin vermek etkili bir yöntem olabilir. Bazen birini sürekli kurtarmaya çalışmak yerine, onun seçimlerinin sonuçlarıyla karşılaşmasına müsaade etmek gerekir. Bizim toplumumuzda ise genellikle daha aklı başında olan bireylere fazladan yük bindirilir. Aileler, "ağzımızın tadı kaçmasın" diyerek, sorun çıkaran bireyi değil, daha sorumluluk sahibi olanı zorlarlar.
➡ Örneğin, aile içinde yaşanan sorunlarda, kişinin hatalarının sonuçlarıyla yüzleşmesine izin vermek etkili bir yöntem olabilir. Bazen birini sürekli kurtarmaya çalışmak yerine, onun seçimlerinin sonuçlarıyla karşılaşmasına müsaade etmek gerekir. Bizim toplumumuzda ise genellikle daha aklı başında olan bireylere fazladan yük bindirilir. Aileler, "ağzımızın tadı kaçmasın" diyerek, sorun çıkaran bireyi değil, daha sorumluluk sahibi olanı zorlarlar. Bu da "yetenekli çocuğun dramı" olarak bilinen durumu ortaya çıkarır. Yani, aklı başında, dengeli biriyseniz, yaramaz veya problemli olan kardeşinizin yükünü siz yüklenmek zorunda kalırsınız. Onu dizginleme sorumluluğu size verilir ve kendi yeteneklerinizden, kabiliyetlerinizden utanır hale gelirsiniz.
KENDİ İSTEĞİMİZ İLE KALDIĞIMIZ HAPİSHANE: KONFOR ALANI
➡ İnsanlara şu mantıkla yaklaşılır: "Aile size, 'Sen aslında kabiliyetli olduğun için bu faturayı ödüyorsun ve insanlara bunu borçlusun' mesajını verir. Sana bir yetenek verildiyse artık insanların seçimlerinin bedelini üstlenmelisin." Bu kural çocuklara öğretilir. Çocuk büyüdüğünde ise yaramaz arkadaşlarının, sosyal hayatındaki problemli kişilerin arkasını toplamayı kendine iş edinir. Bu da neye yol açar? Tabii ki sorunlu seçimler yapan bireylerin kendi hatalarının bedelini ödememesine ve sorumluluğun sürekli başkalarına yıkılmasına sebep olur. Sonuç olarak toplumda bir kaos ortamı oluşur.
➡ Eğer bu durum iş, meslek veya eğitim ortamında yaşanıyorsa, yaklaşım yakınlık derecesine göre değişmelidir. Profesyonel bir ilişki söz konusuysa, uygun bir dille durumu ifade etmek en sağlıklısıdır. Eğer dostane bir bağ gelişmişse, dostluğu kaybetmeyi göze alarak, olası krizleri göze alıp her şeyi açıkça konuşmak da bir çözüm olabilir. Ancak her ilişkinin dinamikleri farklıdır ve bu yüzden her durumu kendi özelinde değerlendirmek gerekir.
➡ ÖÖ: Sonuç yine iletişime çıkıyor, değil mi hocam?
➡ EO: Kesinlikle! Ama şunu da unutmamak lazım; bazen iletişimsizliği seçmek de faydalı olabilir. Toplum olarak iletişimsizliği çok sık tercih ettiğimiz için, iletişimsizliğin yanlış olduğu gibi bir algıya sahibiz. Ancak bazı durumlarda iletişimsizlik de doğru bir seçim olabilir. Yine de, bu yönteme fazla başvurduğumuz için diğer iletişim kabiliyetlerimiz zayıflıyor. Dolayısıyla, iletişim yönümüzü güçlendirmemiz gerekiyor.
ÇAĞIMIZIN HASTALIĞI "VURDUMDUYMAZLIK"
➡ ÖÖ: Bir de kitaplardan bahsettiniz… Ben kitapların iyileştirici bir gücü olduğuna inanıyorum. Belki siz de bu konuda kısa bir şey söylemek istersiniz?
➡ EO: Kesinlikle! Doğru yazarlardan seçilen kitaplar, kişinin kendisiyle olan ilişkisini onarıcı bir etkiyle destekleyebilir. Kendine dışarıdan bakma becerisini geliştirebilir. Hatta bunun için özel bir alan bile var: Biblioterapi. Bu yüzden, izleyicilerimizi, güvenilir ve özgeçmişlerini inceleyebildikleri yazarlardan beslenmeye teşvik etmek önemli.
➡ Ben, yarar odaklı çalışan bir terapistim. Danışanlarımı, değerlerine uygun bir rota çizmeleri konusunda desteklemek benim için çok önemli. Bugünkü yayının temel hedefinin, insanları sorumluluk almaya davet etmek olduğunun altını çizmek istiyorum. Kontrol edemeyeceğimiz şeyler yerine, kontrolümüzde olan seçimlerimize odaklanmak ve bu yönde kendimizi desteklemek hayatımızda birçok şeyi değiştirebilir.
ÖÖ: Biz de bir farkındalık oluşturmak istedik ve bu konuda aklımıza gelen ilk isim siz oldunuz. Kıymetli vaktinizi ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.