Arama

Vahdetin temsili lalenin edebiyatımızdaki yansımaları

Türkler tarafından asıl vatanı Orta Asya'nın Pamir Dağları'ndan Anadolu'ya getirilen ve buradan dünyaya yayılan lale, kentlerin simgesi ve baharın müjdecisi olarak adına festivaller düzenlenen nadir çiçeklerden biri… Edebiyatta ilk olarak Mevlana'nın şiirleriyle varlığını gösteren lale, klasik edebiyatımızda 16'ncı yüzyıla kadar yabani ve taşralı bir çiçek olarak değerlendirildi. Özellikle Lale Devri'nden sonra şairlerin vazgeçemediği temalardan biri oldu. Vahdetin temsili lalenin edebiyatımızdaki yansımalarını derledik.

  • 1
  • 10
Lalenin kökeni
Lalenin kökeni

Farsça la'l kelimesinin "kırmızı" anlamıyla ilişkilendirilen bitki, lale ismiyle şöhret kazandı. Bugün Avrupa ülkelerinde "lâle" için kullanılan "tulip" veya "tulipe" (Latince: Tulipa ) "sarık biçimindeki çiçek" anlamına gelir. Lale, camiyi andırır. Ortası kubbe, iki tarafındaki yapraklar ise minarelerdir. Ayrıca lale, bir tek tohumdan yalnızca bir dal ve çiçek verdiği için Allah'ın birliğini temsil eder.

Soğanlı ve otsu bir bitki olan lale, Türkler tarafından Orta Asya'dan göçle Anadolu'ya getirildi. Anadolu'da 12. yüzyıldan itibaren el sanatlarında süsleme motifi olarak kullanılmaya başlanan lale, bu dönemden sonra şiirde, resimde, hikayede, romanda, minyatürde ve tasavvufta ana konu olarak işlenirken, cami süslemelerine, top dökümlerinin motiflerine, halı-kilim desenlerine, savaş miğferlerine, kaftanlara, yazmalara, mendillere, eteklere, çeyiz sandıklarına, paraların üstene bile nakşedildi.

  • 2
  • 10
Vahdetin temsili lale
Vahdetin temsili lale

Doğu şiirinin eski zamanlardan beri vazgeçilmez çiçeklerinden biri olan lale, Osmanlı'da Lale Devri'nden önce de bilinir. Edebiyat ve şiirin içinde yer alan semboller dünyasında, lalenin pek çok sembolü vardır. Allah, Lale ve Hilal isimleri 'Elif', 'He' ve iki tane 'Lam' harfinden oluşan aynı harflerle yazılır. Bunun ebced hesabına bakıldığında toplamı 66 eder. 66 rakamının ebceddeki göstergesi gibi edebiyatçılarda da 'Lale', 'Allah' ve 'Hilal' ismi arasında hiç durmadan göndermeler yapılır.

Allah, Lale ve Hilal İslam medeniyetinin kutsalları arasında sayılır. Çünkü sembol olarak onun verdiği anlam, 'Allah' olur. Bu, ressam lale çizdiği zaman veya bir şair lale yazdığı zaman ifade etmek istediği göndermelerini, farklı açılarda da zengin bir dünyaya açmış olur. Bu bakımdan hakkında kitaplar yazılan, sembol dünyası oldukça geniş olan lalenin, edebiyata yansıyan yönüyle de ayrıca sembolleri oluşmuştur. Lale, bir tek dal üzerinde olan bir tek çiçektir ve şairler bunu çok kullanır. Bu durumda lale vahdeti temsil eder.

İstanbul korularını süsleyen laleye dair 32 ilginç bilgi

  • 3
  • 10
Adına her yıl festivaller düzenlenir
Adına her yıl festivaller düzenlenir

Osmanlı'da 3. Ahmed zamanında bir devre de adını veren İstanbul'un ve Türkiye'nin simgesi olan lale, 15 yüzyılın ikinci yarısında Avrupa'ya götürüldü. 1500'lü yılların ikinci yarısında, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun İstanbul Büyükelçisi olan bitki bilimci Ogier Ghislain de Busbecq'in gönderdiği lale soğanları, önce Avusturya'nın Viyana şehrine oradan da Hollanda'ya ulaştı.

Hollanda'da da kısa sürede popüler hale gelen bu çiçeğin Kanada'nın başkenti Ottawa'ya geçmesiyle lale, tüm dünyada tanınır hale geldi. Bu uzun yolculuğunun son durağı olan Kanada'da, Hollanda'da ve Japonya'da, Anadolu'nun bu ünlü çiçeğinin adına her yıl festivaller düzenleniyor.

Avusturya elçisi olarak görev yapmış olan Ogier Ghiselin De Busbecq, Sultan Ahmed'de kahvehanede otururken, dönemin gençlerinin sevdiği kıza mesaj vermek için kulağına farklı anlamlar taşıyan lale taktığını görmüş ve dikkatini çekmiş çünkü onun memleketinde böyle bir çiçek yok. Gençlerden birine başını göstererek, 'O nedir?' diye sorar. Genç de kulağına taktığı laleyi unutmuş olacak ki cevaben 'tülbent' der yani Tulip, tülbent kelimesinden gelir. Bu olaydan sonra Busbecq, lale soğanlarını alıp, İstanbul'dan Avusturya'ya kaçırdığı ve Hollanda'ya gönderdiği kitap sandıklarının arasına saklayarak oradaki dostuna, 'Bu soğanlar senin çok hoşuna gidecek, çok güzel çiçek açar. Türkler buna tülbent diyorlar.' diye bir mektup yazmıştır.

  • 4
  • 10
Lale ile uğraşmak üzere "akadem"i kuruldu
Lale ile uğraşmak üzere akademi kuruldu

Osmanlı'da laleye düşkünlük, Kanuni Sultan Süleyman zamanında başladı. İstanbul'da ıslah edilmiş laleyi ilk olarak, Tabib Mehmed Aşkî Efendi'nin Takvîmü'l-kibâr ve Mi'yârü'l-ezhâr adlı eserine göre, Kanuni'nin şeyhülislamı Ebussuud Efendi yetiştirdi. Lale, bu yüzyılın ikinci yarısının başlarında İstanbul'daki şöhretine ilave olarak, Avrupa'da da şöhret kazandı. Yüzlerce çeşidi üretildi. Lalezarlar (lale bahçeleri) popüler oldu. Laleyi tasvir eden şiirler, lalenamelerde toplandı. Lale ile uğraşmak üzere bir Encümen-i Daniş (akademi) bile kuruldu. İran'dan gelme 'duhteri' adlı lale soğanının tanesi bin altına satıldı. Lale fiyatları giderek arttı. Öyle ki Sultan 3. Ahmed narh koymak zorunda kaldı.

1725 tarihli narh defterine göre 306 çeşidinden en pahalısı, 200 kuruş ile 'nar mızrağı' adlı laledir. Lalenin seyahati Anadolu'dan Hollanda'ya uzandı. Çok renkli laleler tutuldu. Amsterdam'da bir ev alabilecek paraya satıldı. İnsanların cemiyetteki yeri, bahçesindeki lalelere göre tayin edilir oldu. Lale borsası çöktüğünde, bir gecede zenginler fakir düştü. Avrupa'da 1634-1637 yılları arasında tam bir tulipmania (lale çılgınlığı) yaşandı. Alexandre Dumas'nın Siyah Lale romanı bu devri anlatır.

Lale devrinin usta şairi Nedim'in beyitleri ve anlamları

  • 5
  • 10
Hakiki lale 6 yapraktan bir çanak oluşturur
Hakiki lale 6 yapraktan bir çanak oluşturur

Lale renk olarak kırmızının tonları içerisinde yer alır ve 6 yapraklıdır. Lale bahçelerinde yaprakları 6'dan fazla olan lale görmeni, genetiğiyle oynanmadıysa, imkansızdır. Hakiki lale, 6 yapraklıdır ve 6 yapraktan bir çanak oluşturur; bu da 6 yönü yani ön-arka, sağ-sol ve alt-üst temsilindedir.

Kanun Sultan Süleyman döneminde Mimar Sinan tarafından inşa edilen Rüstem Paşa Camisi, Osmanlı'nın en süslü camisidir. 16. yüzyılda İznik çinilerinin seçkin örnekleriyle bezenen camide, natüralist üslupta resmedilmiş, 41 değişik lale motifi yer alır. Fatih Sultan Mehmed döneminden itibaren, Manisa'dan İstanbul lale bahçelerine gelmeye başlayan çiçeğin, tarhlar halinde kırmızı, mor, sarı ve pembeleriyle öbek öbek yer alması, şairlerin dünyalarına da pek çok şey katmıştır.

Lale Devri dediğimiz devir, çiçeğin 15. yüzyıldan yani Fatih döneminden itibaren İstanbul muhitlerinde ve eşraf arasında işlenerek ve güzelleşerek aldığı şeklin nihai noktasıdır. Ona göre bahçeler yapılır, şelaleler oluşturulur, lale çiçeğinin etrafında yer alacak çiçek ve bitkilerin seçilmesi gibi olayların içerisinde de şairlerin şarkılar devreye girer.

2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN