Arama

Örnek bir baba olarak Peygamber Efendimiz (sav)

Her konuda Müslümanlara ve tüm insanlığa örnek olan Allah Resulü gerek eş gerek baba gerekse dede olarak aile hayatının nasıl olması gerektiğini yaşayarak gösterdi. "Ben, aileme karşı en hayırlı olanınızım." sözünü yaşantısıyla doğruladı. O, aile reisi olarak bir Müslümanın aile fertlerine nasıl davranması gerektiğini emir ve tavsiyeleriyle ifade etti. Kısacası Efendimiz (sav) bu özellikleriyle, geçmiş ve gelecek tüm insanlar içinde "en mükemmel baba" sıfatına sahipti.

  • 1
  • 10
Doğmadan babasını, altı yaşında annesini kaybetti
Doğmadan babasını, altı yaşında annesini kaybetti

Hz. Âişe'nin naklettiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en iyi olanınızdır. Ben de aileme karşı en iyi olanınızım! ..." (Tirmizî, Menâkıb, 63)

Allah Resulü henüz doğmadan babasını, altı yaşında ise annesini kaybetti. Kendisini himayesi altına alan dedesi ve amcası O'na ailesinin eksikliğini hissettirmedi. Her zaman şefkat ve merhametle yaklaştılar. Öyle ki Hz. Peygamber'in, yengesi Fâtıma bnt. Esed'den "annemden sonraki annem" diye bahsetmesi amcasının ve yengesinin onu gerçek bir aile ortamında yetiştirmeye çalıştıklarını göstermekteydi.

Onların bu iyi niyetli yaklaşımları anne baba sevgisinden mahrum, öksüz ve yetim olarak büyüyen Hz. Peygamber'in ileride kendi kuracağı ailesi için örnek olacaktı.

Anne baba hakkı ile ilgili 25 hadis

  • 2
  • 10
Bir baba olarak da son derece merhametliydi
Bir baba olarak da son derece merhametliydi

Esved b. Yezîd anlatıyor: "Âişe'ye (ra), 'Hz. Peygamber (sav) evinde ne yapardı?' diye sordum. Şöyle cevap verdi: 'Ailesinin işlerini görür, ezanı duyunca (namaz için dışarı) çıkardı.'" (Buhârî, Nafakât, 8)

Sevgi dolu bir eş olan Allah Resûlü bir baba olarak da son derece müşfik ve merhametliydi. Çocukları mutlu etmeyi severdi. Kızı Hz. Fâtıma yanına geldiğinde onun için ayağa kalkar, elinden tutar, onu öper ve kendi yerine oturturdu.

Hz. Peygamber de Fâtıma'nın yanına girdiği zaman Fâtıma hemen ayağa kalkar, babasının elinden tutar, onu öper ve kendi yerine buyur ederdi. Çocuklarını çok seven Allah Resûlü, gözleri önünde oğlu İbrâhim'in can çekişmeye başladığını gördüğünde gözleri dolmuş ve şöyle demişti: "Göz yaşarır, kalp mahzun olur. (Fakat) Biz Rabbimizin razı olacağı şeylerden başkasını söylemeyiz. Vallahi, ey İbrâhim, biz senin için hakikaten üzülüyoruz."

Resûl-i Ekrem (sav) Efendimiz, ailelerinin baskısıyla müşrik kocaları tarafından sırf Peygamberimize tavır olsun diye boşanılan ve böylece dul kalan kızları Hz. Rukiyye ve Hz. Ümmü Gülsüm'e, babaları olarak şefkat ve merhamet kanatlarını germiş ve bir süre sonra onların yeniden evlenip yuva kurmalarına öncülük etmişti.

Müşrik düşmanların saldırısı sonucunda deveden düşerek hamile olduğu yavrusunu kaybeden, bu acı ve sarsılmadan dolayı yakalandığı hastalık sebebiyle bir süre sonra kendisi de hayata veda eden kızı Hz. Zeynep, diğer kızları Hz. Rukiye ve Hz. Ümmü Gülsüm; her biri bir kez daha baba olarak "evlat acısı" yaşamasına sebep olacak şekilde ayrıldılar Resûl-i Ekrem'in (sav) yanından…

Bu acıları bir baba olarak yaşayan Resûl-i Kibriyâ (sav) Efendimiz, hayatta kalan tek kızı Hz. Fâtıma ve onun çocukları olan Hasan ve Hüseyin ile teselli ediyordu yüreğini…

Sevgili Peygamberimizin (sav) hayatından, yaşanmış hatıralar

Yaşadığı aile hayatıyla da bize "en güzel örnek" teşkil eden Peygamberimizin tüm aile fertleri gibi Hz.Fâtıma (r.anhâ) da O'nun manevi terbiyesine muhatap olmaktaydı. Yüce Resûl, (sav) ciğerparesi kızı ve damadını, Allah'ın rızasını kazanan kimseler olarak görmek istiyor ve bu hususta özel bir çaba gösteriyordu. Nitekim, "Ey Habibim! Ailene namaz kılmalarını söyle. Ve Sen de bunda sebatkâr ol!" (Tâhâ,132) ayeti nazil olduktan sonra sabah namazına giderken mutlaka Hz.Fâtıma'nın evinin penceresinde durur,

"Kızım Fâtıma, namaza kalkın!.." diyerek bu vazifesini yerine getirirdi.

Hz. Âişe şöyle demiştir: "Resûlullah (sav), Allah yolunda cihad hâriç eliyle hiç kimseye vurmadı. Ne bir kadına, ne de bir hizmetçiye! ..." (Müslim, Fedâil, 79)

Yine bir Kurban Bayramı gününde bu kez sevgili kızını, kesilecek kurbanının başında bulunmak üzere çağırmış ve şöyle buyurmuştu:

"Fâtıma! Kalk gel, kurbanının başında bulun. Çünkü kurban kesildiği vakit akan ilk kan damlasıyla, günahların affolunur. Kurbanın kesilirken de şu ayeti oku:

"Şüphesiz benim namazım da ibadetlerim de, kurbanım da, hayatım da ölümüm de, hiçbir ortağı bulunmayan Âlemlerin Rabbi Allah içindir. Ben böylece emrolundum. Ve ben Müslüman olanların ilkiyim." (En'âm, 162-163)

En'âm suresini okumak ve dinlemek için tıklayın

2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN