Arama

En "baba" edebiyatçılar

Sırtımızı yasladığımız en güçlü dağlarımızdır babalarımız... Şiirlerinden, hikayelerinden ve romanlarından tanıdığımız edebiyatçılarımız da aynı zamanda evlatlarının biricik babalarıydı. Kimi babasından göremediği sevgi boşluğunu evlatlarıyla doldurdu, kimi gurbette çocuklarının özlemiyle yanıp tutuştu, kimi ise intihar eden oğlunun acısıyla bir ömrünü geçirdi. Gelin, Babalar Günü'nde edebiyatımızın 10 babasına yakından bakalım...

Sesli dinlemek için tıklayınız.
  • 2
  • 10
MEHMET AKİF'İN GURBETTE BURNUNDA TÜTEN EVLATLARI
MEHMET AKİF’İN GURBETTE BURNUNDA TÜTEN EVLATLARI

🔶 Çok yönlü bir şahsiyet olan Mehmet Akif, aynı zamanda ailesine düşkünlüğüyle tanınıyordu.

🔶 İstiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un çocuklara karşı özel bir ilgisi vardı. 1898'de, Tophane-i Amire Veznedarı Mehmet Emin Bey'in kızı İsmet Hanım ile evlenen Akif'in "Cemile, Feride, Suadi, Emin" ve "Tahir" adında beş çocuğu oldu.

🔶 Akif'in torunu Selma Ersoy'un aktardığına göre Akif, çok iyi bir babaydı, şefkatli ve çocuklarına çok düşkündü. Evde olduğu dönemlerde çocuklara ne öğretmek gerekiyorsa onları öğretirdi. Hepsi çift lisan bilirler, Akif o yoklukta ve çilede çocuklarının hepsini çok iyi yetiştirdi.

🔶 Akif mektuplarında ailesine karşı öyle büyük bir özlem duyar ki her seferinde bu hasretini en yoğun duygularla ifade ederdi. Milli şairimiz mektuplarında hüzünle "Hiçbirinizi yâd etmediğim gün geçmez" diyordu.

🔶 Çocuklarına olan düşkünlüğünü her fırsatta dile getiren Akif, kızı Suad Hanım'a yazdığı bir mektubunda şöyle sesleniyordu:

"Biz cümlemiz iyiyiz. Sizden iyi haberler aldıkça büsbütün iyi oluyoruz. Mektupların arkasının kesilmemesine, aralarının da açık olmamasına lütfen itina ediniz. Validen Suad fodulu oldu demiştim ya, şimdi o fodulluk bir kat daha arttı: Geçen gün 'Suad nerde, biliyor musun?' diye sordu. 'Türkiye'de' dedim. 'Hayır, işte buracıkta' diye burnunun ucunu gösterdi. Yarim çiçek olmuş burnumda tüter! Gündüzleri hülyasında, geceleri rüyasında Ferda Kadın'la Suad Hatun'dan başkası yok."

🔶 İdeal bir gençlik yetiştirme çabasında olan Akif, kendi çocuklarına verdiği eğitimle yetinmemiş ve ülkesinin çocuklarının eğitiminin önemine ayrıca eserlerinde değinmiştir.

(x) 🔎Mehmet Akif Ersoy kimdir?

  • 3
  • 10
ÇOCUKLARINA HER FIRSATTA "OKU VE YAZ" NASİHATINI VEREN BİR BABA
ÇOCUKLARINA HER FIRSATTA OKU VE YAZ NASİHATINI VEREN BİR BABA

🔶 Fevziye Hanım ile hayatlarını birleştiren Cemil Meriç'in Mahmut Ali ve Ümit adını verdikleri iki çocuğu dünyaya geldi.

🔶 Cemil Meriç denildiğinde ünlü mütefekkiri bizi her yönüyle tanıtan isim hiç kuşkusuz kızı Ümit Meriç'tir. Ümit Meriç yaşamı boyunca çok sevdiği babasının "göz nuru" oldu. Gözlerini kaybeden Cemil Meriç'e 33 yıl hizmette bulunan Ümit Meriç, 8 yaşından itibaren gözleri görmeyen babasına kitaplar okudu.

🔶 Fetih Paşa Korusu'nun önündeki evlerinin mermer merdivenlerine oturup babasına kitap okuyan Ümit Meriç, yaşamı boyunca aralarında baba kız ilişkisinden ziyade hoca talebe ilişkisi olduğunu söyler. Bununla beraber her şeyi birbirlerine anlattıklarını, sıkı bir dost olduklarını da dile getirir.

🔶 Ümit Meriç'in ifade ettiği gibi hayatını ilim ve irfana adayan "fikir işçisi" Cemil Meriç'in evladına öğütlediği nasihat "oku ve yaz evladım" oldu.

📌Mütefekkir Cemil Meriç'in oğlu, Prof. Dr. Ümit Meriç'in abisi avukat Mahmut Ali Meriç, 76 yaşında bugün hayatını kaybetti.

(x) 🔎Cemil Meriç kimdir?

  • 4
  • 10
İÇİNDEKİ BABA BOŞLUĞUNU ÇOCUKLARI SEVEREK DOLDURAN ZARİFOĞLU
İÇİNDEKİ BABA BOŞLUĞUNU ÇOCUKLARI SEVEREK DOLDURAN ZARİFOĞLU

🔶 Edebiyatımızın en zarif şairi Cahit Zarifoğlu, eşine kibar ve saygılı bir eş; çocuklarına ise şefkatli ve sevecen bir babaydı.

🔶 Necip Fazıl'ın vasıtasıyla Abdülhakim Arvasi'nin soyundan gelen Berat Hanım ile evlenen Zarifoğlu, Ahmet ve Betül isimli iki güzel çocuğa sahip oldu.

"Ey Berat Hanım!
Dersen ki,

"Bu ne zalim adam
Halimi bilmez, halden anlamaz.
Küçük bir şeyi mesele yapar"
-Ne büyük yalan-
Doğrusu var hakkın
N'etsem n'apsam
Kollarını bilezik
Boynunu kordon
Ayağını hal hal donatsam
Yine hakkın kalır."

🔶 Ömrü boyunca babasının başka bir kadınla evlenmesini kabullenemeyen Zarifoğlu'nun en büyük gayelerinden biri çocuklarına iyi bir baba olabilmekti. Babasının kalbinde açtığı yarayı çocuklarına yaşatmak istemedi.

"Yaklaşan seherle sözlüsün. Bir zamanlar
Dağ Taş ve toz toprak karlı yollar
Ve buzullar arasında çağlayan sularda
Aracıydın ekmeğine sevgili eşlerinin ve çocuklarının

Evet barışlasın bütün zamanlar
Dar sessizliğe bu dağlar
Bir yamaç kaymasını omuzlarsın yıllarla
Biz ne gülücükler biliriz senden
Ne rahmetler açıldı senden bize"

🔶 Kızı Betül Zarifoğlu'na göre babası, "Tahammülü yüksek, çok ilgili bir babaydı. Yazıları hep bizim yanımızda yazardı. Biz oynuyoruz, koşuşturuyoruz bunun içinde sürekli bir daktilo sesi. 'Babanız yazı yazacak sessiz olun, ayrı odaya gidin' gibi şeyler söylenmezdi bize. Bütün bunlar çok iç içe olunca da bunun doğallığını daha fazla hissetmiş oldum."

🔶 Oğlu Ahmet Zarifoğlu'na Cahit Zarifoğlu'nun baba yönünü şu şekilde açıklıyordu: "Bize bağıran, susun diyen bir baba hiç hatırlamıyorum. Evde yazılarını, kitaplarını, şiirlerini yazarken annem 'Çocukları çıkarayım, sessiz olsunlar, rahat yaz' dediğinde 'Yok hanım önemli değil, kalsın oynasınlar' derdi. Bizimle oyunlar oynardı. Kibar, bizimle ayrı ayrı ilgilenen bir baba hatırlıyorum hayal meyal."

🔶 Çocuklara düşkünlüğüyle tanınan Zarifoğlu, çocuklar için birçok masal ve hikaye kaleme aldı. İçerisinde büyüttüğü baba boşluğunu yalnızca kendi çocuklarına değil, çevresindeki çocuklarla da doldurmak istiyordu.

🔶 Bütün çocuklar tarafından sevilen Zarifoğlu, Erdem Bayazıt'ın ifade ettiği gibi "Bizim çocuklarımız, bizden çok ona yakın" dı.

(x) 🔎 Cahit Zarifoğlu kimdir?

  • 5
  • 10
"BENİM KIZIMIN YAZILARINDA BÖYLE HATALAR OLMAMALI"
BENİM KIZIMIN YAZILARINDA BÖYLE HATALAR OLMAMALI

🔶Tutunamayanlar isimli romanıyla edebiyatımızın baş yapıtlarından birini kaleme alan Oğuz Atay 2 Haziran 1961'de evlenmiş ve bu evlilikten Özge adını verdiğini bir kız çocuğu dünyaya gelmişti.

🔶Çok sevdiği kızı Özge'ye Londra'dan mektuplar yazan Atay'ın bu mektuplardan kızına olan düşkünlüğünü görmek mümkündür. Atay, kızı Özge'ye yazdığı 17 Mayıs 1977 tarihli mektupta şöyle der:

"Sevgili Özgeciğim

Mektubunu bu sabah aldım. Bana böyle uzun ve güzel bir mektup yazdığın için teşekkür ederim; Ahmet Mithat Efendi-Hüseyin Rahmi hikâyesini de çok beğendim. Yalnız bazı yerlerinde - "helecan"dan olacak- kelimeleri eksik ya da fazla yazmışsın ('göndelirmi', 'mektubunuzu alınınca' gibi) Bunlar önemli değil; asıl dilbilgisi -yazın- kurallarında bazı hatalar yapıyorsun; benim kızımın yazılarında böyle şeyler olmamalı."

🔶 Kızının mektubundaki yazım hatalarını uzun uzun anlatan Atay, "Bu kadar eleştiriyorum diye bana kızmıyorsun, değil mi? Çünkü kazık kadar adamlar daha beter yazın hataları yapıyorlar; benim kızım zamanında öğrensin de onlar gibi olmasın istiyorum." demeyi de ihmal etmez.

(x)10 ünlü şairin babalarına yazdığı 10 şiir

🔶Mektubunu ise "İşte böyle canım kızım! Seni de çok özlüyorum. Bu mektubun bana çok iyi geldi. Söz verdiğin gibi sık sık ve uzun uzun yaz bana, olur mu? Seni hasret ve sevgiyle çok çok öperim." satırlarıyla tamamlar Atay.

🔶Özge'den ayrıca Turgenyev'in "Babalar ve Oğulları"nı okumasını isteyen Atay "Bitirince konuşuruz" der. Bitirince kitap hakkında konuşacaklarını söyleyen Oğuz Atay'ın bu temennisi ne yazık ki gerçekleşemeden usta yazar vefat eder.

(x) 🔎 Oğuz Atay kimdir?

  • 6
  • 10
ÇOCUĞUNUN HASRETİYLE YANIP TUTUŞAN NAZIM HİKMET
ÇOCUĞUNUN HASRETİYLE YANIP TUTUŞAN NAZIM HİKMET

🔶Edebiyatımızda bilhassa yazdığı aşk şiirleriyle tanınan Nazım Hikmet'in Münevver Andaç ile evliliğinden Mehmed Nazım dünyaya geldi. Fakat oğlu doğduktan üç ay sonra Nazım Hikmet Rusya'ya kaçtı.

🔶Nazım Hikmet, yaşamı boyunca öz oğlunun hasretiyle yanıp tutuştu. Baba ve oğul birlikte sayılı günler geçirmiş, Nazım oğluna olan hasretini sık sık şiirleriyle dile getirmişti.

"bir yandan cellatlar girdi araya,
bir yandan, oyun etti bana
bu mendebur yürek,
nasip olmayacak memed'im yavrum,
seni bir daha görmek.

biliyorum,

buğday başağı gibi delikanlı olacaksın,
ben de öyleydim gençliğimde,
kumral, ince, uzun..."

🔶"Memed'e Son Mektubumdur", Nazım Hikmet'in Mehmet'e özlemini en yoğun biçimde dile getirdiği şiirlerdendi. 1955'te Moskova'da yazılan şiir, ilk kez ilk kez 1956'da "Literaturnaya Moskva" (Edebiyat Moskova'sı) isimli derleme kitapta yayımlandı.

🔶 Nazım Hikmet'in oğlu Mehmet Nâzım ise medyadan uzak durmayı tercih etti, ne bir röportaj vermiş ne de fotoğrafının çekilip kullanılmasına izin vermişti.

2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN