İbn Haldun kimdir? İbn Haldun’un hayatı…
İbn Haldun, İslam medeniyetinin en parlak döneminin sonlarında yaşamış bir alimdi. Yaşadığı bölgeden Haçlı istilası nedeniyle göç etmek zorunda kalmış; hayatının ilk 20 yılını Tunus'ta, 26 yılını Cezayir, Fas ve Endülüs'te, 4 yılını tekrar Tunus'ta ve son 24 yılını ise Kahire'de geçirmişti. İyi bir eğitim gören ve küçük yaştan itibaren ilim ve fikir hayatına ilgi duyan İbn Haldun, bu coğrafyaların istilalardan ne şekilde etkilendiğini inceleyerek araştırmalarına başlamıştı. Sosyoloji biliminin öncüsü olmuş ve sosyal bilimlere dair birçok kavramın temelini 7 asır öncesinden atmıştı. Peki, İbn Haldun kimdir? İbn Haldun'un hayatı…
Önceki Resimler için Tıklayınız
İbn Haldun, sultanın kendisine verdiği görevi ailesinin daha önce bulunduğu görevlerden aşağı görüyor, daha yüksek mevkilere ulaşmak istiyordu. Bu husustaki çabaları sonuç vermeyince vezirle arası açıldı ve görevini bıraktı. Endülüs'e gitmeye karar verdi ve 1362'de Gırnata'ya (Granada) ulaştı.
Nasrî Hükümdarı Muhammed'in veziri ünlü müellif Lisânüddin İbnü'l-Hatîb Fas'ta sürgünde iken İbn Haldun kendisine yardımcı olmuş, aralarında dostça ilişkiler kurulmuştu. Bu sayede İbn Haldun büyük itibar gördü. Ailesini de yanına alan İbn Haldun, Gırnata'da bir süre refah içinde yaşadıysa da çok geçmeden Vezir İbnü'l-Hatîb'le arası açıldı. Bu durum sultanın da ondan uzaklaşmasına sebep oldu.
Hayatının ilk 20 yılını Tunus'ta, 26 yılını Cezayir, Fas ve Endülüs'te, 4 yılını yine Tunus'ta, son 24 yılını da Kahire'de geçiren İbn Haldun iyi bir eğitim görmüş, küçük yaştan itibaren ilim ve fikir hayatına ilgi duymuş, ancak siyasetin cazibesinden kurtulamamıştır.
Devletin en üst kademelerinde bulunma hırsı takibata uğramasına, sürgün ve hapsedilmesine sebep olmuştur.
Sıkıntılı bazı dönemleri olmakla birlikte genellikle saray ve konaklarda refah içinde itibarlı bir hayat sürmüştür.
Sık sık kabileler arasında dolaşarak bedevî kabile hayatını yakından tanımış, fırsat buldukça da ilim ve öğretimle meşgul olmuştur. Ünlü Muḳaddime'sini böyle bir bilgi ve deney birikimiyle kaleme almıştır.
Kadı ve resmi elçi olarak yoğun bir programı olmasına rağmen akademik araştırmalarına devam eden İbn Haldun, Erken ve Sonraki Dönem Tarihi Üzerine Dersler ve Arşiv adlı dünya tarihi eserini kaleme aldı. Bu eserin ilk cildi Mukaddime ve Tarihe Giriş adlarıyla bilinir.
Çok büyük bir emeğin ürünü olan Mukaddime, genel dünya tarihi üzerine bir eserdir.
İbn Haldun, tarih yazıcılığının gerçeklerin liste halinde sunulmasından ibaret olmadığı ve bu gerçekle kimin yorumladığına, hangi bölgeye ait olduklarına ve taraflı olup olmadıklarına bağlı olarak farklılık arz edeceği fikrini araştırdı ve uyguladı.