Arama

Edebiyatın onarıcı gücüyle dostluklarını koruyan Refik Halit ve Yakup Kadri

Yakup Kadri ile Refik Halit arasında gençlik yıllarında başlayan dostluk inişlerle çıkışlarla devam etmişti. Her iki yazarımız da zaman zaman birbirleri aleyhinde sert ve incitici ifadeler kullanmış olsalar da eski dostluklarını hep tazeleyebilmişlerdi. Refik Halit'in Yakup Kadri hakkındaki öfkesi, onun devre ve şartlara göre tavır almasından, her hâl ve şartta eski dostunun arkasında durmamasından kaynaklanıyordu. Ancak dostların birbirlerine öfkesi kalıcı değildi. Refik Halit, sürgünden döndükten sonra Yakup Kadri ile münasebetlerini tazeledi ve sürdürdü. Edebiyat ve kalemin onarıcı gücünü kullanan, edebiyatımızın en güçlü dostluğunu ve kırılma noktalarını sizler için derledik.

  • 1
  • 15
ÇEKİNGENLİKTEN DOĞAN ARKADAŞLIK
ÇEKİNGENLİKTEN DOĞAN ARKADAŞLIK

Birbirine yakın tarihlerde doğan Refik Halit (1888) ve Yakup Kadri(1889), İkinci Meşrutiyet dönemi İstanbul'unda sıkı fıkı iki arkadaşlardı. Yakup Kadri'nin 'Gençlik ve Edebiyat Hatıraları'nda anlattığına göre iki genç edip ilk kez Şahabettin Süleyman'ın Hilal matbaasının bir odasında düzenlediği, ileride Fecr-i Ati topluluğunun kurulması ile sonuçlanacak toplantılardan birinde tanışmışlardı.

Yakup Kadri, taşradan gelmiş bir genç olarak çekingen tavırlar sergilerken Refik Halit'te de benzer çekingenliği görünce yanına yaklaşacak ve aralarında o dakikadan itibaren bir arkadaşlık havası esecekti.

  • 2
  • 15
İSTANBUL’U HALİD ZİYA’DAN ÖĞRENEN YAKUP KADRİ
İSTANBUL’U HALİD ZİYA’DAN ÖĞRENEN YAKUP KADRİ

Yakup Kadri, Anadolu eşrafından bir aileye mensuptu ve henüz davranışlarına bir İstanbullu üslubu vermeye imkân bulamamıştı. İstanbul hakkındaki bütün bilgilerini Halit Ziya'nın romanlarından almıştı. Buna karşılık Refik Halit doğma büyüme İstanbulluydu ve Yakup Kadri'ye uzaktan uzağa Aşk-ı Memnu'daki Behlül'ü hatırlatıyordu.

Yakup Kadri'ye göre ikisi 'bazı açılardan' birbirlerinin zıddıydı. Dolayısıyla bu dostluk, üzerinde durulması ve inceden inceye tahlil edilmesi lazım gelen psikolojik bir olaydı. Halide Edip de bir yazısında bu iki dostun, eserlerinde görünen yüzleriyle ve üsluplarıyla birbirine hiç benzemedikleri tespitini yapmıştı:

"Refik Halit'te ne varsa Yakup Kadri'de yoktur. Yakup Kadri'de ne varsa Refik Halit'te yoktur. Bu edebiyata (Fecr-i Ati edebiyatını kastediyor.) el ele atılmış simalar arasında bu iki sanatkâr adeta birbirinin ters yüzleridirler."

  • 3
  • 15
İNİŞLİ ÇIKIŞLI BİR DOSTLUK
İNİŞLİ ÇIKIŞLI BİR DOSTLUK

Belki de bu "zıtlık" veya "terslik" sebebiyle bu iki romancımızın dostluğu inişli çıkışlı olmuştu. Bu iniş çıkışta mizaç farklıklarının yanı sıra her ikisinin değişen devirlere ve şartlara göre yeni tavırlar belirlemesinin de etkisi olmuştu.

Yakup Kadri'nin hatıralarında belirttiğine göre Meşrutiyet döneminde aralarındaki ilk görüş ayrılığı, Balkan Savaşı hezimetinden Refik Halit'in İttihat ve Terakki'yi sorumlu tutması, Yakup Kadri'nin ise o zaman için bir müsebbip aramayı ikincil bir konu olarak görmesi ile ortaya çıkmıştı.

  • 4
  • 15
REFİK HALİT, SİVRİ DİLLİ BİR EDEBİYATÇIYDI
REFİK HALİT, SİVRİ DİLLİ BİR EDEBİYATÇIYDI

Yakup Kadri, batan bir gemideyken kaptana, çarkçıya sövüp saymanın anlamı olmadığı kanaatindeydi. "Ben de başımıza gelen felaketin, büyük ölçüde İttihat ve Terakki'nin kötü idaresinden doğduğuna inananlardandım." diye yazıyordu, fakat ona göre o günlerde bunun hesabını sormaya kalkışmak bir çeşit bizantinizmdi.

Yakup Kadri'ye göre Refik Halit'le aralarındaki "mizaç, görüş ve duyuş farkları asıl bu noktada, bu hadise üzerine derin bir ayrılık halini almıştı. Refik Halit, dilinin sivriliği sebebiyle iktidarların pek hoşlanmadığı bir kalemdi. Nitekim Milli Mücadele'den sonra Yüz ellilikler arasında Türkiye'yi terk etmek zorunda kalmasından önce daha Meşrutiyet döneminde de sürgüne gönderilmiş, 1913-1918 yılları arasında ömrünün beş yılını Sinop, Çorum, Ankara ve Bilecik'te mecburi ikametle geçirmek durumunda kalmıştı.

  • 5
  • 15
GÖRÜŞ AYRILIKLARI DOSTLUKLARINI ZEDELEMEDİ
GÖRÜŞ AYRILIKLARI DOSTLUKLARINI ZEDELEMEDİ

Refik Halit'in bu ilk sürgününe Yakup Kadri'nin sözünü ettiği İttihat ve Terakki'ye duyduğu tepkinin sebep olduğunu biliyoruz. İki arkadaş arasında bu mesele yüzünden ortaya çıkan görüş ayrılığının dostluklarını çok da zedelemediği anlaşılıyor.

Zira Refik Halit sürgündeyken Peyam gazetesinin yazı işleri sorumluluğunu üstlenen Yakup Kadri, dostuna müstear isimle yazılarını yayınlamayı teklif etmişti. Refik Halit de bunu memnuniyetle kabul etmişti. Refik Halit, Yakup Kadri'nin bu teklifini hatıralarında bir kadirşinaslık örneği olarak zikreder. Bu teklif, onu sürgünde maddi bakımdan da çok rahatlatmıştı:

"Derken Yakup'tan bir mektup aldım; selâm, kelâmdan mı ibaret? Hayır, Peyam için haftada bir, bir musahabe istiyordu, hem de -sürülmeden onceki piyasama uyularak- yazı başsına bir altın ücret verileceğini de tebşir ediyordu. Mükemmel şey doğrusu! Babam her ay beş altın yollamakta idi; dört daha ilave edilince şimdiki piyasa ile en aşağı 450 lira idi bu! Sinop gibi bir balıkçı köyünde yemekle bitmez. Gel keyfim gel!"

2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN