Arama

Sevgi dilinin soyağacı

Sevgi dilinin soyağacı
Sesli dinlemek için tıklayınız.

Sevgi, varlık âleminin ana unsurlarından biri olan su gibidir. İnsanlara, hayvanlara, bitkilere, hatta cansız bilinip aslında başka bir biçimde canlı olan maddelere akışkanlık kazandırır ve hayat verir.

Hem besleyip büyütücü, hem yıkayıp temizleyici, hem ıslatıp yumuşatıcı, hem de taşıyıp ulaştırıcı özellikleri vardır. Kalpleri birbirine ısındırır, gönülleri gönüllere yaklaştırır.

Sevgi, aynı zamanda bire yedi yüz veren tohumlara benzer. Kökleri yerin derinliklerine, dalları göğün yüksekliklerine kadar gider.

Tatlı dil; ayıyı ininden, yılanı deliğinden çıkarır. Muhabbet iklimiyle; yerler sulanıp yeşerir, gökler ağarıp aydınlanır.

Şüphesiz, en yücesi Allah sevgisidir; ancak, o merdivenin en son basamağıdır. Parçada bütünü görebilenler, zerrede âlemin sırrını çözebilenler; kademeli olarak, mahlûktan mutlaka varır.

Onun için, biz; Yaratan'dan ötürü, yaratılanların cümlesini severiz. Emsalsiz sanatına bakar; eseri üzerinden, en büyük sanatçıyı överiz.

Rum Suresi Ayet 21'deki beyanına göre, Allah(cc); insanı yoktan var edip varlık âlemine çıkarırken "birbirleriyle ülfet ederek huzura ersinler diye" kendi türünden eşler yaratmış, aralarında "sevgi ve merhamet" var etmiştir. Vakıa Suresi Ayet 37'de ise; cennet ehlinin, "eşlerine karşı sevgi dolu ve hep aynı yaşta" olduklarını belirtmiştir.

Âl-i İmrân Suresi Ayet 159'da; rehberimiz, önderimiz, hayat modelimiz olan Hz. Muhammed(sav)'in şahsında bize hitap eder. O'nun ashabı ile ilişkilerine vurgu yaparak; "Allah'ın lütfettiği merhamet sayesinde, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli biri olsaydın; etrafından dağılıp giderlerdi" der.

Meryem Suresi Ayet 96'da; "İman edip sâlih amel işleyenler için, gönüllerde bir sevgi meydana getireceği" vaadi vardır. Tövbe Suresi Ayet 58, 59, 60'da ise; "maddi ihsan yoluyla gönülleri ısındırılarak sevgi bağı kurulması ve yakınlık oluşturulması gereken zümreler" tafsilatlı olarak anlatılır.

Resulullah(sav) Hazretleri, bir hadisinde; "Allah rızası için birbirlerini seven kimselere, peygamberlerin ve şehitlerin bile imrenecekleri mükâfatların olduğu" müjdesini vermiştir. Başka bir hadis-i şerifte ise; "İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de kâmil iman sahibi olamazsınız" demiştir.

Tevhit dinlerinin ve toplumlarının tarihi; bu inancın hayata geçmiş örnekleriyle ve öyküleriyle doludur. Peygamberlerin ve onların izinden giden müminlerin yolu; sevgi, şefkat, merhamet yoludur.

Az da olsa, günümüzde de "rol model" olabilecek numuneler var. Bazı kimseler, "sevgi ağacı" olup; sosyal çevrelerine, dört mevsimin dördünde, yedi gün yirmi dört saat, huzur ve sükûn meyveleri ikram ediyorlar.

Bunlardan kimilerini, biz de yakından tanıyoruz. Gördüğümüz, duyduğumuz, hallerinden haberdar olduğumuz zaman; sevgiyle, saygıyla anıyoruz.

Hanımefendinin biri, evliliğinin ilk yıllarında; ailenin baba vekili olan kaim biraderi ile dominant bir anne olan kaim validesinden, şeş cihetle "kötü muamele" görmüştü. Fakat, o hep kendisine yakışanı yapmış; onlara, her bakımdan "hayırlı evlat" olma karşılığını vermişti.

Bir zaman sonra, ikisinin de buz tutmuş yürekleri; sevginin sıcağında yumuşayıp eridi. Biri, "Sen bizim için büyük bir nimetmişsin ama kıymetini bilememişiz, hakkını helal et" diyecek; öteki, "Başkaları gibi on tane oğlum-kızım olacağına, onun gibi bir tane gelinim olsun" diyerek övünecek hale geldi.

Devran döndü, söz konusu hanımefendi kendisi de "kaim valide" oldu. Ön adı "Muhammet" olan oğluna; dindar olmayan ve dindar birileriyle akrabalığa kesinlikle sıcak bakmayan bir annenin, inançlı ama dindar olmayan kızını "gelin" olarak aldı.

Şimdilerde; biri "canım ablam", diğeri "melek annem" diye hitap ediyorlar. Görenler, bilenler tarafından; "muhabbet timsali" olarak gösteriliyorlar.

Ayrıca, eşi, yürekten bir söyleyişle; "Ömrümün, gönlümün, yurdumun, yuvamın sultanı" diyor. Oğulları, kızları, kardeşleri, kuzenleri, yengeleri, yeğenleri, eltileri, kaim biraderleri amasız ve fakatsız olarak seviyor.

Aslında bu potansiyel, Allah'ın bütün kullarının yaratılışında mevcuttur. Fıtratın önündeki engelleri kaldırabilsek; yurdumuz ve yuvamız, bölgemiz ve dünyamız, cennet bahçelerinden bir bahçe olur.

Lütfen, lütfen, lütfen; hanımefendiler ve beyefendiler eşlerine, anneler ve babalar çocuklarına, öğretmenler ve idareciler öğrencilerine, aydınlar ve yöneticiler hedef kitlelerine "sevgi dili ve hali" ile hitap etsinler. Yürekler yanıp, çöllere ve çoraklara dönüşmesin diye; muhabbet ırmağının suyuyla sulasınlar ve serinletsinler.

Zekeriya Erdim

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2021 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN