Arama

Halimizin ve hayatımızın hak edişi

Halimizin ve hayatımızın hak edişi

Öyle bir geçirdik ki; gece gündüz camilere, cemaatlere gidip birlikte ibadet edemedik. Hatta bazı yerlerde, minarelerin mikrofonlarından "korsan yayın" yapıldı; ezan yerine, ecnebi müzikler dinledik.

İftar ve sahur sofralarında buluşup; kaynaşmak ve koklaşmak mümkün olmadı. Davet etmenin zamanı, zemini kaydı; ziyarete gitmenin imkânı, ihtimali kalmadı.

Rahmet ve bereket ikliminin izzetinden, ikramından ziyade; "salgın" tehdidini, tehlikesini konuştuk. Hasreti dondurduk, muhabbeti bilinmez diyarlara tatile gönderdik; "sosyal ve fiziki mesafe" anlayışını, yaşayışını yerleştirmeye çalıştık.

Temizliğin "imandan" geldiğini biz biliyorduk ama ihmallerimizin ikazı "virüsten" gelebiliyormuş. Makro âlem içinde, mikrodan daha küçük yeri olan bir yaratık; birden bire, bütün dünyada, "belirleyici unsur" olabiliyormuş.

Görünen o ki; Bayram günlerimiz de böylesine hüzünlü geçecek. Ne büyüklerin elleri öpülüp yüz yüze, göz göze "hayır dua" istenecek; ne çocuklar, ellerinde torbalarla komşuları dolaşıp "bayram şekeri" isteyecek.

Çoğunluğun çokça dile getirdiği, hâkim duyguya ve düşünceye göre; kişisel, kurumsal, toplumsal, evrensel düzeyde yaşadığımız safha ve süreçlerinin, "halimizin ve hayatımızın hak edişi" olduğu bilinmelidir. Bir yönüyle, ellerimizle ve dillerimizle yaptıklarımız yahut yapmadıklarımız yüzünden, başımıza gelen "cezamız"; bir başka yönüyle, kendimize gelmemiz ve aslımıza dönmemiz için bize ikram edilen "imtihanımız" olarak görülmelidir.

Bunu idrak edebilirsek; "daha güzel günler" için yola çıkıp, "yeni bir başlangıç" yapabiliriz. Doğru ve doğal bir yaşama biçiminin dengesini, düzenini kurarak; bedenlerimize, akıllarımıza, ruhlarımıza bulaşan bütün virüsleri hayatın dışına atabiliriz.

GENE BUYUR RAMAZAN

En olumsuz şartlar altında bile; "ümit" müminin ekmeği, suyu, havası gibidir. Derslerimizi çalışır, ödevlerimizi yaparsak; bir sonraki Ramazan, daha rahmetli ve bereketli bir baharla gelebilir.

Mazeretimizi meşru ve münasip görsün diye; ona hal beyanında bulunalım. Kavli ve fiili dualarımızla, derdimizi dile getirmiş olalım:

Buruk geldin, sönük geçtin, boynu bükük gidiyorsun;

Yurdumuzda, yuvamızda, baharımız bile hazan.

Varlığına doyamadan, terk-i diyar ediyorsun;

Dönüşün toy düğün olsun, gene buyur ey Ramazan.

.

Rahmeti ve bereketi, bize bırak yaşatalım;

Merhametin muştusuyla, yeri göğü kuşatalım.

İyiliği büyütelim, kötülüğe taş atalım;

Bahtımızı ak eylesin, alnımıza yazı yazan.

AFFET BİZİ BAYRAM

Şüphesiz, günahlarımızı affetmenin de halimizi ve hayatımızı hayra tebdil etmenin de asıl muhatabı; âlemleri ve içindekileri yoktan var edendir. Bizi en güzel şekilde yaratıp, üstün vasıflarla donatarak; yerlerin ve göklerin nimetlerini hizmetimize verendir.

Ancak bayramların da asırlar boyunca oluşmuş örfü, âdeti, geleneği, hakkı, hukuku, gerekliliği var. Sahip olduklarımızın şükrünü eda edebilmek için; özel ve güzel vesileler oluşturuyorlar.

Bu bayramı coşku ile karşılayıp uğurlayamıyor olmamızın; bizim kusurlarımızdan kaynaklandığını biliyoruz. Sevdiklerimizle birlikte, sağlık ve afiyet içinde, huzur ve güven ikliminde, daha nice bayramlara ulaşmayı diliyoruz.

Öte yandan, halimizin ve hayatımızın hak edişleri sebebiyle; mahrumiyet, mağduriyet, mahcubiyet içindeyiz. Geçmiş günleri hatırlayıp, kaybettiğimiz değerlere hayıflanarak; bağışlanma peşindeyiz:

Çiçeklerle, çocuklarla, yollarını bekliyorduk;

Hanemiz ve hayatımız, seyran idi bayramlarda.

Gönlümüzün bahçesine, gök çadırı ekliyorduk;

Görklü ikram sofraları kuruyorduk ayvanlarda.

.

Bu yaz güller açamadı, bağlarımız berbat oldu;

Yavru kuşlar uçamadı, cümle âlem evde kaldı;

Yuvalar hep yosun tuttu, yüreklere hüzün doldu;

Sana selam edemedik, dolup taşan meydanlarda.

.

Affet bizi, kerem eyle, bir gün gene kavuşalım;

Mis kokulu baharlarda, yarenlerle buluşalım;

Gözler aydın, yüzler güleç, muhabbeti konuşalım;

Gönüllere cemre düşsün, çiçek açsın vicdanlarda.

Madem her şey, bir "hak ediş" ise; hal ve gidişimizi hayra yöneltip, "daha iyi" günler için "daha çok" çalışalım. Kendimize, yakın ve uzak çevremize, "fıtrata uygun yaşama" yolunda kalıcı ve kuvvetli bir istikamet verip; "daha güzel" Ramazanlarda ve Bayramlarda buluşalım.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN