Arama

’den ’e…

Ebu Rigal’den Reşid Bey’e…

'' Arap kolektif hafızasında 'hain' olarak damgalanmış kalıp ve lakaplardan birisidir. Nedeni Ebrehe ve Kabe'yi yıkacak fillerine öncülük etmesidir. Belki de Ebu Rigal'in gerçek ismi unutuldu geride sadece lanetlik lakabı kaldı. Ebu Rigal çağlar boyu ihanetin rehber isimlerinden birisi olarak kalmıştır. Hainler listesinde, sıralamasında belki de birinci! Aynı zamanda Hazreti Peygamberin doğum yılı da olan 571 Fil yılında Sana'da bir kilise inşa eden ve dikkatleri Kabe yerine bu vesile ile Yemen'e çekmek isteyen Vali Ebrehe bir bedevinin içine pislemesi sonucunda Habeşliler adına Kabe'nin üzerine yürümüş ve Hazreti İbrahim-İsmail binasını veya mabedini yerle bir etmek istemiştir.

Tabir caizse Haçlı savaşlarından önce Kabe'ye yönelik olarak bir Haçlı seferi düzenlemiştir. Elbette yolları tanımadığı için yerel bir rehber /kılavuz tutmuş ve bu kılavuz Ebrehe'yi Mekke yakınlarına kadar getirmiştir. Geniş ve keşfedilmemiş, bilinmedik yöreleri veya pek kullanılmayan arazilerinden dolayı Hicaz veya Arap Yarımadasında arazi rehberi kullanmak adetten idi. Sütanne tutmak gibi bir işti. Sözgelimi, Hazreti Peygamber de Hazreti Ebubekir ile çıktığı kutlu hicret yolunda Abdullah bin Ureykit'i arazi rehberi olarak kiralamıştı. Esasında arazi rehberliği bilinen ve itiraz edilmeyen uğraşlardan biridir. Bununla birlikte Kabe'yi yıkmaya gelen birisine rehberlik yapmak Arapların en kötüsünden bir eylem olarak hafızalarına kazınmıştır. Bevval-ı zemzem (zemzeme pislemek, kirletmek) ifadesi gibi nefret ve tiksinti ile anılan bir deyim ve alem olmuştur. Nesilden nesle Ebu Rigal lakabı bir tiksinti vesilesi olarak geçmiştir. Kötü şöhretin darb-ı mesellerinden birisi olmuştur.

de benzeri bir figürdür lakin kurgu mahsulü bir kahraman ve anti kahramandır. Yahudiler için kahraman Araplar için anti kahraman! Der Judenstaat (Yahudi Devleti), tarafından yazılıp 1896 yılında Leipzig ve Viyana'da yayınlanmıştır. Bu kitabında Siyonizmin ilk 50 yılında ete kemiğe bürüneceğini, devlet olarak görüneceğini öngörmüştür. Bu kehaneti aynen tutmuştur. 100'üncü yılında ise Eretz 'in yani büyük İsrail'in kurulacağını öngörmüştür. İlk 50 yılki hedefini tutturmuştur. Sektirmeden hayata geçmiştir. İkinci elli yılı ise biraz sıkıntılı geçmiştir. 1997 yılında yani Siyonizm ideolojisinin 100'üncü yılında hedefini tutturup tutturmadığı tartışmalıdır. Genç bir devlet olmasına rağmen yaşlılık alametleri göstermektedir. Bir başka kitabı ise kurgu mahsulüdür. 'in 1984 ve benzeri kitapları gibidir. Altneuland (The Old New Land ) kitabı tamamen kurgu mahsulü bir kitaptır. Hayalindeki İsrail'i canlandırmakta, anlatmaktadır. Bu atalar diyarına geri dönüşü ifade etmektedir. Davud-Süleyman eski ülkesinin modern kalıplarda, zamanlarda doğuşunu hikaye etmekte veya öngörmektedir. Bu eski-yeni ülkenin bir ülkü olarak kendi eliyle ve muakkiplerinin gayretiyle ihya edilmesi ve diriltilmesidir.

Altneuland kitabındaki kurgu kahramanlarından birisi Reşid Bey'dir. Daniel Defoe'nun kaleme almış olduğu beyaz adam Robinson Crusoe ile Cuma'nın beraberliği esasında bizi Reşid Bey metaforuna götürmektedir. Bu eser 1902 yılında kaleme alınmıştır. Yeni Eski Toprak kitabında hayal ettiği Arap figürünü Reşid Bey'e uyarlar. Reşid Bey Ebrehe'nin Kabe yolundaki kaçınılmaz rehberidir. Bu hayali veya kurgu kahramanı Reşid Bey bölgeye getirdikleri gelişme ve kalkınmadan dolayı Yahudilere minnet ve şükranlarını sunmaktadır. İsrail'i velinimeti olarak görmektedir.

Bugün Reşid Bey kalıbında Arap var mıdır? BAE'nin Washington Temsilcisi Yusuf el Uteybe işte bu modele uygun isimlerden birisidir. Bush ailesiyle Bender Bin Sultan ilişkisi neyse Yusuf el Uteybe'nin de Netanhayu ve benzerleriyle ilişkisi aynıdır. Theodor Herzl'in kehanetini gerçekleştiren isimlerden birisidir. Kurgu gerçek olmuştur ve Siyonizmin teorisyeni bir kez daha haklı çıkmıştır. Araplar arasında işgale ve işgal gücünü yaranmaya çalışan bir sürü mankurt türemiştir.

Yusuf em Uteybe İsrail ile sınır tanımayan ilişkiler kurulmasını savunan isimlerden birisidir. Yedioth Ahronoth gatetesinde bir makale kaleme almıştır. Dahi Halfan ile birlikte İsrail'in ebedi yaşamasını temenni eden isimler arasındadır. Bununla birlikte ilgili gazetede Ürdün Vadisinin İsrail'e ilhak edilmesinin komşu Arap ülkeleriyle bazı pürüzlere yol açabileceğini yazması kimi İsraillileri kızdırmıştır. Yüksek perdeden 'haddine mi? hadi oradan' mealinde yazılar döşenmişlerdir.

Sözgelimi Israel Hayom gazetesi yazarlarından ve Üniversitesi Ortadoğu tarihi bölümü hocası Prof. Eyal Zisser Arap İsrail ilişkilerinin tavanının camdan olduğunu söylemiştir. Bir zamanlar Özal döneminde Rus Büyükelçisi Albert Çernişev'in ikili ilişkilerini tanımladığı benzetmesindeki gibi: Sırça köşkte oturan başkalarının evine taş atmasın! (https://www.israelhayom.com/opinions/arab-israeli-relations-have-a-glass-ceiling/ ).

Evet, İsrail seçkinleri Reşid Beye, Reşid Bey gibi muamele ediyorlar. Haddini bildiriyorlar. İsrail'in şahinlerinden, Netanyahu'nun eski danışmanlarından ve yazarlarından feminizm zaviyesinden bir yazı yazmış ve ezcümle Yusuf el Uteybe'ye dersini vermiştir! Onu kastederek kadınlara satılık bir eşya gibi muamele eden Arap liderleriyle ilişkileri normalleştirmeye ihtiyaçları olmadığını söylemiştir. El Uteybe mi kadınları küçük görüyor yoksa Caroline Glick mi Arapları küçük görüyor? Tetkike muhtaç bir durum. Herzl'in kehaneti Reşid Bey, 'efendileriyle' ilişkileri normalleştirmek istiyorsa; Cuma gibi yapmalı ve sinmeli, alttan almalıdır. Irkının ve dininin (?)aleyhindeki bazı Yahudilerin ağız kokusunu sineye çekmeli. Yoksa normalleşmeyi ebediyen unutsun!

Artık İsrail toprak karşılığı barış yapmıyor aksine , İran ve Etiyopya gibi üçüncü taraflara karşı Araplarla ittifak kuruyor! Veya Araplar karşıt eksene veya kutba karşı onunla ittifak kuruyor. Arapların Türkiye gibi komşularına karşı sahiden İsrail ile ittifaka ihtiyaçları var mı? Enver Işki, Enver Gargaş gibi nevzuhur stratejik analizcilere sorarsanız pekala var! Bunların hayalinde Herzl gibi geçmişi başka türlü diriltmek var. İsrail ile Türkiye gibi ülkeleri çevreleme politikası gibi!

Mustafa Özcan

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN