Arama

İsrail ağzıyla konuşan Araplar: Birinci düşman Türkiye!

İsrail ağzıyla konuşan Araplar: Birinci düşman Türkiye!

Günümüzde Araplar cahiliyet anlayış, düzenini temsil ediyorlar. Hatta daha da geri gitme var. Dolayısıyla İslam öncesinde Mekke'de düzen ne ise şimdi ondan da beter. Cahiliyet Araplarında az çok onur ve izzet vardı. Şimdi ise Arap Ligi tamamen kaypak bir zeminde hareket ediyor. Kötüye değil iyiye düşmanlar. Sözgelimi, kendisi de bir Arap olan rahmetli dışişleri eski bakanlarından Vahit Halefoğlu'nun bir ifadesi vardı. Araplar müspette değil ancak menfide bir araya gelebilirler. Bu sözün evveli de vardır. Araplar anlaşmamak üzere anlaştılar. Ama sonunda bir noktada anlaşırlarsa bu müspette değil menfide olacaktır. Bu yüzden bugün Türkiye'ye karşı İsrail ile birlikte hareket ediyorlar ve ortak cepheyi temsil ediliyorlar. İsrail ile birlikte Esat rejimi ve PKK ile kol kola giriyorlar. Düşman tanımında ve tasnifinde hem İsrail hem de Araplar Türkiye'yi bir numaraya yerleştirmiş bulunuyorlar. Bundan 20 yıl önce sorsaydınız belki İsrail derlerdi. Bir zamanlar bizim Kırmızı Kitapta irtica ne ise Araplar nezdinde de Türkiye o duruma gelmiştir. Arapların güncellenmiş kırmızı kitabında düşman tasnifinde Türkiye bir numaraya yerleşmiş bulunuyor. İsrail'den sonra bir süre İran ile oyalandılar. Lakin Arap Baharı ile birlikte bir numaraya Türkiye yerleşti! Neden acaba? Zira yamuklar için en tehlikeli ülke Türkiye. Bunun tarihi zemini ve nedenleri var. Neden Türkiye sorusuna Mısır eski dışişleri bakanlarından ve Arap Birliği eski Genel Sekreteri Amr Musa anonim adına cevap veriyor ve şöyle diyor: İran artık iç dış sorunlar nedeniyle pörsüdü. Vurucu gücünü kaybetti ve kaybediyor.

Amr Musa Şubat 2020 tarihinde bir Suudi kanalına verdiği demeçte Türkiye'nin bölgede İran'dan daha tehlikeli hale geldiğini iddia etmiştir. Gerekçelerini sıralama noktasında bazı argüman ve tartışma malzemeleri ileri sürüyor. Sonuç itibarıyla, 'Küçük İsrail'den Büyük İsrail'e başlıklı makalemizde işlediğimiz gibi bunlar Bernard Lewis'in ilgili sözlerinin akislerinden ibarettir. Amr Musa gibi isimler de Bernard Lewis'in çömezi olmaktan öte bir anlam ifade etmezler. Amr Musa Türkiye'nin Arap alemine yönelik bir projesinin olduğundan dem vuruyor. Türkiye'nin İran'a göre daha modern ve kendisini geliştirmiş ve daha iç bütünlüğü sahip bir ülke olduğunu ifade ediyor. Gelişmesinde uyguladığı Avrupa Birliği müktesebatı ve kriterlerinin de etkili olduğunu ileri sürmektedir. Türkiye'nin İran'a göre bir başka meziyetini de ortaya koyuyor. ABD ile birlikte ikinci süper güç olan Rusya ile dengeli ilişkiler kurmak ve ikisinin arasında yürüyebilmek. İran'ın bu meziyetten mahrum olduğunu ileri sürmektedir.

Türkiye'yi İran'ın yerine koymakta ve birinci düşman ilan etmekte BAE Dışişleri Bakanı Abdullah Bin Zayid daha istekli görünüyor. Amr Musa yine de Abdullah Bin Zayed'e göre daha diplomatik dille konuşuyor. Zayid'in iyali ve gulamı (guy) olarak da anılan Zayedzadelerden Abdullah Bin Zayed geri dönüş hatlarını yıkarak ilerlemekte ve Türkiye hakkında ağza alınmayacak şeyler söylemektedir. O işe ideolojik baharat da katarak Türkiye'nin hilafeti ihya etmek ve Osmanlı devletini diriltmek istediğini ileri sürüyor. Bunun devamında Arap dünyası üzerine hegemonya kurmak istediğini de savunuyor. Abdullah Bin Zayed de Türkiye'nin İran'dan daha tehlikeli olduğunu zira Arap sokağında İran hilafına lehte akisleri ve yansımaları olduğuna dikkat çekiyor. Abdullah Bin Zayed İran'ın sekter çeperini aşamadığını sadece Şii kitleler arasında nüfuzunun olduğunu ve bunun bile gerilemekte, dağılmakta olduğunu ileri sürüyor. İran'ı Obama'nın şımarttığını şimdi ise Trump'ın kuyruğuna bastığını ve hareket serbestisini kısıtladığını ifade etmektedir. Pew şirketi Aralık 2017 tarihinde yaptığı bir kamuoyu yoklamasında Arap sokağının genellikle Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında olumlu fikirler beyan ettiğini kayda geçirmiştir. Araplar genellikle Türkiye'ye kendilerinden biri olarak bakıyorlar ve bu durum Türkiye'nin turizm potansiyeline de olumlu yansımaktadır. Bununla birlikte Nasırcılar veya Arap solu, IŞİD ile Arap milliyetçiliği kalıntıları Türkiye'den nefret ediyorlar. Bu nefret bu kesimleri motive etmektedir. Onca karamama ve propaganda tekniklerine ve aygıtlarına rağmen yine de Arap halklarının Türkiye'ye yönelik fıtri meyelanını ve etkileşiminı engelleyememektedirler. İran'ın suni teneffüsle tutunmaya çalıştığı bölge Türkiye'nin hayat alanı sayılmaktadır.

Türkiye'nin düşmanlıkta birinci sıraya yerleştirilmesinin arkasında BAE ile İsrail ortaklığı yer almaktadır. Her ikisi de Türkiye'yi karalamanın milli çıkarlarına hitap ettiğini düşünmektedir. Mısır'daki Sisi rejimi Kahire sokaklarından caddelerinden Yavuz ismini silerken Muhammed Bin Selman ise Riyad'daki caddelerden Kanuni ismini kaldırmaktadır. İsrail ise özellikle Kudüs'teki Osmanlı izlerini yok etmeye yeltenmektedir. TİKA'nın Osmanlı izlerini canlandırma yönünde yaptığı çabaların üstünü örtmekte ve tarihi kimliklere dokunmaktadır. Osmanlı izlerine yönelik restorasyon çalışmalarını gösteren metal levhaları polis marifetiyle söküyorlar.

'Karşılıklı düşmanlık atmosferini kaldırmak için tarihi unutmak gerekir' diyenler Şimon Peres gibi İsrail liderleri idi. Osmanlı tarihini veya Selahaddin Eyyübi tarihini unutturuyorlar ama kendileri tarihin akışında, ışığında ilerliyorlar. Demek ki muhafaza edilmeye tek layık tarih onların tarihi. İsrail'in vakıflar ve tarih üzerine çalışmalarını en güzel izah eden merhum Macid arsan Geylani olmuştur ve bu konuları parlak eseri Selahaddin Nesli Böyle Zuhur etti ve Kudüs Böyle Geri Alındı kitabında işlemektedir.

Suriye'de Esat'a İran siper olurken, yıkılmasını engellerken ve Türkiye'nin ve bu uğurda müttefiklerinin karşısına çıkarken Libya'da da Hafter'e siper olan ve Türkiye'nin karşısına çıkanlar sözde bazı Arap Ligi ülkeleri olmuştur.

Tersinden baktığımızda bugün kimi Arapların Siyonistlerden daha tehlikeli hale geldiğini ve onların dilini konuştuğu hatta sözcülüğünü yaptığını biliyoruz. Dökülseler de inatlarından asla vazgeçmiyorlar. BM Genel Kurulu'nda Terörle Mücadele Komisyonu başkanlığına en az 4 Arap ülkesinin onayıyla, oyuyla İsrail'in Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Danny Danon seçilmiştir. Böylece ciğer kediye emanet edilmiş ve bütün Filistinlileri potansiyel hatta fiili terörist gören İsrail terörle mücadele komisyonunun başına getirilmiştir. Bu oylama da bir kez daha Arapların müspette değil menfi de bir araya gelebileceklerinin mütemmim kanıtlarındandır.

Ebu Cehil ırkçılığına tevessül eden BAE'nden polis şefi Dahi Halfan 'Türkiye'yi ister Suudi Arabistan, İster Mısır ister BAE veya başka herhangi bir Arap ülkesine tercih eden Arap değildir' diye twit atmıştır. Moritanyalı Khatri Bekay ise bu twite şöyle cevap vermiştir: Siyonistleri Filistinlilere tercih edenin durumu nedir?

Adam iliklerine kadar Siyonist aynı zamanda Arapçılık yapıyor. Belki de Yahudileri kuzenleri olarak görmektedir. Elbette kendisini ilgilendirir, kendini bağlar!

Mustafa Özcan

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2021 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN