Arama

Bir Devrim ve Devrin Mustaribi

Bir Devrim ve Devrin Mustaribi

Denildiği gibi devrimler çocuklarını yer. Bu nedenle de aramızdan Edmund Burke gibi devrimin yıkım olduğunu düşününler çıkabilir. Kimilerine göre İran Devrimi son büyük devrimdi. Burada da Fransız Devriminin kökenlerini aramamız icap eder. En azından Fransız Devrimi rüzgarları esmeseydi ne ateizm içerikli Ekim Devrimi (Rusya) ne de dini içerikli Şubat (İran) devrimi kotarılabilir, kopabilirdi. Marksistler nazarında Fransız Devrimi burjuva devrimi görünse de zıddını ve zıtlarını doğurmuştur. Dünya zıtlarıyla kaimdir. İran Devrimi de en kötü seçeneklerle ve en keskin reflekslerle yoluna devam etmiştir. En olumsuz yanlarından birisi din adamları sınıfının egemen olması ve kontrolü ele geçirmesiydi. İkincisi, 'hattı imam' olarak anılan kendine has radikal çizginin egemen olmasıydı. Haliyle bu süreci kaldıramayanlar birer ikişer devimin yakasından düştüler. Tutunamadılar. Sünni dünya ile köprü kuracağı var sayılan 'veliyyi fakih' doktrini tam tersine içte ve dışta herkesle çatışma ortamını beraberinde getirmiştir. Bu doktrinin en önemli savunucularından olan Humeyni'nin talebesi ve azledilen halefi Muntezari yol kazasına uğramıştır. Hameney'in devrim rehberi olmasında kirveliğini yapan İrangate skandalının mimarı Rafsancani onca maharetine, kıvraklığına rağmen gözden düşmüştür. Ölümü bile Arafat gibi tartışmalı olmuştur. Kendi eceliyle mi öldü yoksa müdahale ile mi öldürüldü? Tartışma konusu. Onun ötesinde Mehdi Kerrubi ve Mir Hüseyin Musevi gibi devrimin sadık çocukları da birer ikişer yol kazasına uğradılar. Ahmedinejad da farklı nedenlerden dolayı gözden düşenler arasında yerini almıştır. Devrim adeta aforoz mekanizması, müessesesi gibi çalışmaktadır.

*

Yolda ilk dökülenlerden birisi İbrahim Yezdi oldu. Devrimden sonra geçici hükümetin dışişleri bakanı idi. Mehdi Bazargan ile birlikte milli ve orta çizgiyi temsil ediyordu. Orta çizgiyi temsil eden onun gibiler sonuçta ortada kaldılar. Musaddık'ın izinden gidiyorlardı. Mehdi Bazargan İslam'ın genel tarihi çizgisiyle ve İslam dünyasıyla da barışık bir hattı takip ediyordu. Humeyni yerine onların çizgisi egemen olsaydı belki de İran beş asır sonra İslam dünyasıyla yeniden kucaklaşma ve barışma fırsatı bulacaktı. Kenetlenecekti. Durum, vaziyet; Kehf Suresinin 104'üncü ayetinin anlattığı gibidir: Onlar ki; güzel iş yaptıklarını sandıkları halde dünya hayatındaki çalışmaları boşa gitmiştir. Mollalar olarak bilinen İranlı din adamları Musaddık ve Mehdi Bazargan hükümetlerinde iki defa İran'ın tarihle ve toplumuyla barışmasını engellemişlerdir. İki fırsatın da fevt olmasını sağlamışlardır. Her ikisine de yaşama fırsatı vermemişlerdir. İki çizgi kazansaydı İran ayrımı temsil eden kendi başına bir ada değil İslam dünyasının bir uzantısı ve parçası haline gelebilirdi.

İbrahim Yezdi, 86 yaşında prostat ve pankreas kanseriyle boğuşurken tedavi olmak için İzmir'de bulunduğu sırada Hakk'ın emri erişmiş ve vefat etmiştir. Şah'ın son yıllarında muhalifi olarak bir dönemini ABD'de geçirmiştir. Devrim sürecinde Humeyni'nin yakın ekibine katılmıştır. Devrimden sonra geçici hükümette Başbakan Mehdi Bazargan'ın hariciye vekili olmuştur. Bununla birlikte öğrencilerin Amerikan elçiliğini basması üzerine bu eylemi protesto ederek görevinden çekilmiştir. Ondan sonra da fikren ve siyaseten muhalefet saflarına katılmıştır. Son demlerinde, tedavi için Amerikan vizesine başvurduğu halde Amerikan vizesi alamamış ve tedavisine İzmir'de devam etmiştir. Ecel kendisini burada yakalamış ve vefatının ardından naaşı defnedilmek üzere memleketi, doğum yeri Kazvin'e gönderilmiştir.

Devrimin bazı uygulamalarından dolayı sık sık devrim hükümetleriyle karşı karşıya gelmiş ve sürtüşme içine girmiştir. 2000 yılı seçimlerinden sonra üç defa gözaltına alınmış ve Ayetullah Halhali'den sonra 'ölüm yargıcı' olarak ünlenen Yargıç Abdulkasım Salavati tarafından yargılanmıştır. Faize Rafsancani veya Mehdi Rafsancani gibi, bir müddet kötü şöhretli Evin Hapishanesinde ağırlanmıştır! Ahmedinejad döneminde 8 yıla mahkum edilmiş lakin sağlık sorunları ve ilerlemiş yaşı nedeniyle hapiste tutulmamıştır. İçeriden ve dışarıdan gelen tazyik ve baskılar nedeniyle daha ziyade göz hapsiyle iktifa edilmiştir. Kendisine atfedilen suçlamalardan birisi 'illegal ibadet etme' suçlamasıdır ki nedeni de İsfehan'da özel bir cenaze namazına katılmasıdır.

Hakkındaki asıl atılı suçlama Arap Baharıyla alakalı olandır. Suriye'de devrim devrime karşı durmuştur. Daha doğrusu İran Devrimi, devrimin karşısında duran, adeta Şah'ı temsil eden karşı devrimci Esat rejimini desteklemiştir. Dr. İbrahim Yezdi'nin yargılanma nedenlerinden birisi de Yasemin Devriminden sonra Tunus Nahda Hareketi Lideri Raşit Gannuşi'ye gönderdiği mektuptur. Yine aynı silsile içinde Muhammed Hatemi'ye hitaben yazmış olduğu ikinci bir mektupta başına iş açmıştır. İki mektup kovuşturma sebepleri arasında yer almıştır. Gannuşi'ye hitaben yazmış olduğu tarihi mektubunda şu hususlara dikkat çekmiştir: İstibdat ve diktatörlüğün her türlüsünden uzak dur. İran ve Cezayir deneyimlerinden ders çıkar. İran Devriminin hatalarına düşmemeni tavsiye ederim. Çoğulculuk ve demokrasi hattından sapma, ayrılma. Davranışlarını düzeltmek için Şah'ı devirdik lakin kendi davranışlarımızı tedavi etmeyi unuttuk! Şah'ı muhasebe ettik ama kendimizi muhasebe etmeyi unuttuk!

Dr. İbrahim Yezdi'nin cevabı bize A'raf Suresi 129'uncu ayetin mealini hatırlatıyor. Musa cevaben: "Belki de Rabbiniz düşmanınızı yok edip, yeryüzüne sizi varis kılacak ve sonra yaptıklarınıza bakacak" dedi. Burada istihlaf konusunda müdaveleye işaret var. Eskiler müdavele-i efkar deyimini kullanırlardı. Fikirlerin değiş tokuşu ve teatisi. Burada ise müdavele-i iktidar var. İktidarların dolaşımı. Mal gibi iktidarlar da insanlar arasında dönüp dolaşır. Nitekim, Al-i İmran Suresi 140'ıncı ayet de bunu bildirir: Biz insanlar arasında iyi ve kötü (zafer ve hezimet) günleri evirip çeviririz.

Devrim ülkesi olan İran'da Arap Baharı veya Suriye Devrimine sempati duymak suçtur. Bu suçlardan birisini Tahran Belediyesi Eski Başkanı Gulam Hüseyin Kerbaşci işlemiştir. Dedikleri şudur: ABD ve Batılı ülkelerle nükleer alanda yaptığımız anlaşma veya diplomatik uzlaşmayı örnek alarak Arap ülkeleriyle de pürüzlerimizi aynı yöntemle; diplomasi yoluyla ve müzakerelerle halledebiliriz. Suriye'de de savaşta taraf olmak yerine müzakerelere, diplomatik yollara taraf olmamız gerekirdi.

Kerbaşci, dini gayret ve kutsal makam ve eşikleri savunma bahanesiyle bu ülkede sivillerin katledilmesine karşı çıkmıştır. Suriye'de barışın savaşla değil Batılılarla yapıldığı gibi diplomatik müzakere ve çabalarla sağlanabileceğini ifade etmiştir. Hizbullah Kurucusu Subhi Tufeyli kadar keskin olmasa da İran'ın resmi çizgisine eleştiri getirmiştir.

İran resmi çizgisi bu açıklamaları 'Harem Şehitleri' olarak andığı Suriye'deki İran kayıplarının manevi mirasına hakaret saymış ve bu doğrultuda hakkında soruşturma başlatmıştır.

İran'da Mehdi Bazargan ve İbrahim Yezdi çizgisi kazansaydı, hakim olsaydı muhtemel ki tarihin akışı başka türlü olabilir ve bölgede çeşitli güçler arasında daha pozitif ilişkiler kurulabilirdi. Heyhat! Sevgi yerine kin kulvarı kazanmıştır.

İbrahim Yezdi doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar hesabı kimseye yaranamadan yalnız başına ve sessizce bu dünyadan göçtü gitmiştir. Devrimcilikten gureba safına geçmiştir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN