Odysseus kimin kahramanı?
Birkaç haftadan beri Christopher Nolan'ın yönettiği Odyssey filmini tartışıyor, konuşuyoruz. Film üzerine yapılan tartışmalarda, yazılan yazılarda mutlaka değinilen konuların başında "Kahramanın Yolculuğu" kavramı geçiyor ve Homeros'un Odysseus'u, Campbell'in "monomit" teorisinin tarihsel kaynağı/prototipi olarak görülüyor. Campbell mitolojiyi (Odysseia dahil) ve masalları inceleyerek teorisini oluşturdu. Eleştirmenler de Nolan'ın filmini o teorinin ışığında (ve kaynağına dönerek) değerlendiriyor.
Eleştirmenlerin üzerinde durduğu "Kahramanın Yolculuğu" (The Hero's Journey / Monomyth) kavramı Joseph Campbell'ın 1949'da yayımladığı The Hero with a Thousand Faces (Bin Yüzlü Kahraman) kitabında ileri sürdüğü, dünyanın farklı kültürlerindeki mitleri, masalları ve destanları karşılaştırarak tespit ettiği ortak bir anlatı yapısıdır. Campbell bu kitabında dünyanın dört bir yanındaki kahramanlık hikayelerinin aslında tek bir evrensel kalıbı paylaştığını savunur.
Batı'da kahramanlık hikayesi üzerine çekilen neredeyse tüm filmlerin temel örgüsü Campbell'in "Kahramanın Yolculuğu" üzerinedir. Bu yapı bilinmeden ve anlaşılmadan filmler tahlil edilmez, açıklanmaz.
Konunun daha iyi anlaşılması için Campbell'in kahramanının yolculuk aşamalarını kısaca özetleyelim (parantez içindekiler eşik adlarıdır):
1. Yola Çıkış: İlk eşik beş aşamada gerçekleşir. Kahramanın normal hayatına devam ederken davet alması (Maceraya Çağrı), kahramanın tereddüt etmesi (Çağrının Reddi), doğa üstü güçlerin yardımıyla (Doğaüstü yardım) harekete geçmesi (İlk eşiğin aşılması) ve engellenmek istenmesine rağmen ilk eşiği aşan kahramanın yaşadığı toplumdan ayrılıp çıktığı yolculuğunda kapalı bir yerde esir veya mahsur kalmasıyla (Balinanın karnı) yola çıkışın aşamaları tamamlanmış olur ve yeni bir evreye geçilir.
2. Erginlenme: Bu aşamada kahraman görevini ve üstlendiği sorumluluğu yerine getirmek için mücadele eder (Sınavlar yolu). Doğa üstü güçlerle mücadele ederken veya karşılaştığı engelleri aşarken verilen mücadele kahramanı güçlendirir. Yola çıkış esnasında aldığı doğaüstü yardımlar ve rehberlerle engelleri aşar ve Tanrıça ile karşılaşır. Tanrıça kahramana yol gösteren ve yaşam kaynağı olan kadındır. Güzellikle karşılaşan erkek ruhen zenginleşir ve gelişir. Ancak kadın her zaman mutlak iyilik ve güzelliği temsil etmez. Baştan çıkarıcı kadın ile tekrar sınanır. Her güzelliğin iyilik olmadığını öğrenen kahraman yolculuğuna devam eder. Yaptıklarıyla da ailesinin ve milletinin gurur kaynağı olur (Babanın gönlünü alma). Mücadeleyi kazanan kahraman yüceltilir ve kahraman sıradan insanların zaaflarından kurtulur (Tanrılaştırma) ve erginleşir (nihayî ödül). Artık aradığı şey neyse onu bulmaya ve karşılaşmaya hazırdır.
3. Dönüş: Erginleşen kahraman yolculuğunu tamamlamak için evine veya bilinen dünyasına geri dönmelidir. Ancak ilk başta dönmek istemez ve aldığı ödül ile yaşamak ister (Dönüşün reddi). Kahramana dönmesi gerektiğini hatırlatan bir haberci gelir ve kahraman dönmeye zorlanır. Kahraman macerası boyunca yanında olan doğa üstü güçlerle birlikte dönüş yoluna çıkar (Büyülü kaçış ve Dışarıdan Gelen Kurtuluş). Kahraman evine dönerken engellerle karşılaşır ve her zamanki yardımcılarının yardımıyla bu engelleri de aşar (Dönüş Eşiğinin Aşılması). Evine dönen kahraman bilinen ve bilinmeyen dünyayı bilen biri olarak toplumun lideri olur (İki Dünyanın Ustası). Yolculuğu başarı ile tamamlayan kahraman artık hayatın hakikatini öğrenmiş, kazandığı güç ve beceri sayesinde bir bilge kahraman olarak yaşar (Yaşama Özgürlüğü).
Şu aşamada akla şöyle bir soru gelebilir. Campbell, teorisinde masal kahramanlarını da kullanmıştı. Acaba bizim masallarımızın kahramanı Campbell'in kahramanı gibi bir yolculuk yapıyor mu?
Bu sorunun cevabını artık biliyoruz. Hüseyin Tunca'nın Türk Masallarında Kahramanın Yolculuğu (İstanbul: Vadi Yayınları, 2026) isimli kitabı bu sorumuza cevap veriyor.
Campbell'in kahramanın yaptığı yolculuğun evrelerini ve aşamalarını Türk masalları ile karşılaştıran Hüseyin Tunca bizim masal kahramanımızın farklı bir yolculuk serüveni olduğunu tespit eder. Farklılık iki şekilde karşımıza çıkar. Biri kimi eşiklerin hiç olmaması, diğeri de kimi eşiklerin farklı evrelerde yaşanması. Tunca'nın kitabından Türk masallarının kahramanın yolculuğunu özetliyorum. (Bold olan kısımlar eşik adlarıdır)
1. Ayrılma: Kahramanımızın yaşadığı dünyadan ayrıldığı evredir. Önce bir davet alır. Bu davet her zaman dışarıdan olmaz, bazen kahramanın kendi içinde bir şey yapma arzusu şeklinde gerçekleşir. Kahramanın aldığı davetin kaynağı otorite, aile veya erdemi olduğu için çağrının reddi aşaması gerçekleşmez. Kahramanımız manevi bir varlıktan doğaüstü yardım alır. Türk masallarında ilk eşik aşılırken doğa üstü bir gücü yenmeye gerek yoktur, eşik muhafızı aşmak için padişahın veya anne-babanın rızasını kazanmak, hayır duasını almaktır. Türk masallarında balinanın karnı kuyudur. Kahramanımız genellikle bir kuyuya düşer ve böylece yolculuğu başlar. Kahramanın yeniden doğduğu bu aşamada kuyu rastgele seçilmil olmamalı, Hz. Yusuf'un etkisi olsa gerek. Kahramanın kuyuya düşmesiyle ilk aşama tamamlanmış olur.
2. Erginlenme:
Monomitin ikinci aşaması olan Erginlenme, Türk masallarında yetişkinliğe geçişten ziyade bir olgunlaşmadır. Bu olgunlaşmanın manevi boyutları olduğu için aynı zamanda bir inisiasyondur. Bizim masallarda kahramana yardım eden rehber aynı zamanda bilge bir ihtiyardır, mürşiddir. Onun rehberliğinin manevi şahsiyetini geliştirmek gibi bir işlevi de vardır. Bunu da çeşitli imtihanlar ile yapar. Kahramanımız bir tanrıça ile karşılaşmaz, müstakbel eşi olacak kadınla karşılaşır. Kahramanımızı yolundan çıkarmaya çalışan baştan çıkarıcı kadınlar da olur. Sınavları aşıp evleneceği kızla karşılaşması veya arzu ettiği şeye kavuşması ödüldür.
3. Dönüş: Muradına eren kahraman memleketine dönmek için yola çıkar (büyülü kaçış). Bu yolculukta da ilahi veya doğa üstü güçlerden veya varlıklardan yardım alırak dönüş engelini aşar. Verilen söz tutulduğu için babanın gönlü alınmış olur.
4. Kemal: Artık kahramanımız evine dönmüş ve hem mecazi hem de hakiki yolculuğunu tamamlayarak iki dünyanın efendisi olmuş, kemâle ererek insan-ı kâmil mertebesine yükselerek ebedî saadete erişir.
Hüseyin Tunca'nın incelemesine göre Türk masallarında kahramanın yolculuğu dörde aşamada on beşe eşikte düşer. Aşama sayısı Campbell'den bir fazla iken eşik iki eksiktir. Ayrıca bazı eşik adları da farklıdır. Şüphesiz her iki yolculuk aşamalarında benzer noktalar daha çoktur ancak farklılıklar yolculuğun yapısını derinden etkilediği için çok önemlidir.
Benzer şekilde Şeyh Galib'in Hüsn ü Aşk isimli meşhur eserini de Campbell'in monomitiyle karşılaştırdığımızda masallarla benzer bir sonuçla karşılaşırız, birtakım farklılıklar olduğunu görürüz. Hâsılı bizim kahramanlarımızın yolculukları ile Homeros'un kahramanlarının yolculukları arasında fark özdedir.
Hüseyin Tunca büyük bir vukufiyetle kitabında çok açık bir şekilde ortaya koyduğu gibi Odysseus'un yolculuğu bizim kahramanların yolculuklarından farklıdır. Dolayısıyla ne Homeros'un ne de Nolan'ın Odyssey'i bizim kahramanımız değildir ve yolculukları da bizim yolculuğumuz değildir.
İliada'yı ve Odyssey'i okumak, bilmek şüphesiz önemli ve gereklidir ancak onu mutlak kabul edip kendimizi Homeros'un çocukları görmek başka şeylerdir. Biz Odyssey'i okur ve izleriz ancak Odysseus'u kahramanımız olarak görmeyiz. Çünkü bizim kahramanımız Zeus'un değil Allah'ın aslanıdır ve Lâ fetâ illâ Ali, lâ seyfe illâ Zülfikâr sözünü şiar edinmişizdir.
Söz buraya gelmişken Sezai Karakoç'u rahmetle anmamak olmazdı:
Babamın uzun kış geceleri hazırladığı cenklerde
Binmiş gelirdi Ali bir kırata
Ali ve at, gelip kurtarırdı bizi darağacından
Asyada, Afrikada, geçmişte gelecekte
Biz o atın tozuna kapanır ağlardık
Güneş kaçardı, ay düşerdi, yıldızlar büyürdü
Çocuklarla oynarken paylaşamazdık Ali rolünü
Ali güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar kahraman
Ali olmaktan bir sedef her çocukta
Babam lambanın ışığında okurdu
Kaleler kuşatırdık, bir mümin ölse ağlardık
Fetihlerde bayram yapardık
İslam bir sevinçti kaplardı içimizi
İsmail Güleç
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.