Fatma Bayram
22.01.2026
Fatma Bayram
Ahlakımızın Aksayan Ayakları – 2: Bozgunculuk/İfsad
Tüm Yazıları

Ahlakımızın Aksayan Ayakları – 2: Bozgunculuk/İfsad

İslam ahlakında anahtar kavramın itidal/denge olduğunu her fırsatta söyleriz. Güzel ahlakın sınırları dışına çıkmak, bu dengenin eksiklik ya da aşırılık olarak her iki yönde bozulmasıyla olur. İşte fesat, tam da böyle bir bozulma demektir. Bu bozulma; bir şeyin önce düzgün, düzenli ve yararlı iken sonradan bu vasıfları kaybetmesi suretiyle olur. Adalet bozulduğunda zulüm; düzen ve intizam bozulduğunda kaos ve bozgunculuk; akıl bozulduğunda cünun ortaya çıkar. İnsana ve hayata yararlı olan bir şeyin yapısındaki düzen bozulduğunda hayatı ifsat etmeye başlar. Bozulmuş bir sistem doğru ürün veremez.

Biliriz ki Rabbimiz; en büyüğünden en küçüğüne kadar bütün mahlûkatı bir düzen içinde yaratmıştır. Bu düzen bir tek yaratıcının eseri olduğu için sistemin her unsuru diğeriyle anlamlı bir ilişki içindedir. Nitekim Kur'an'da, "Eğer yerde ve gökte Allah'tan başka tanrılar bulunsaydı, yer ve gök kesinlikle fesada uğrardı." (Enbiyâ 21/22) buyrulur. Çevre felaketlerinden gördüğümüz üzere, düzendeki tek unsuru bile bozduğumuzda zincirleme olarak bütün düzen bozulmaktadır. Çünkü kozmolojik düzen tevhid ilkesine dayanır.

Fesat, yani bozulma; sadece kozmik düzen için değil, insan toplumları için de bir felakettir. Kur'ân-ı Kerîm, Allah'ın yeryüzünde hâkim kılmak istediği yaşama biçimine karşı çıkan girişimleri bozgunculuk saymakta; düzeltme ve iyileştirmeden (ıslah) yana olduklarını iddia etmelerine rağmen bu girişim sahiplerini gerçek bozguncular olarak nitelendirmektedir (Bakara 2/11). Bazı ayetlerde fesat kelimesiyle birlikte, onun sebebi yahut sonucu olarak belirli ahlâkî kötülükler de zikredilmekte; dolayısıyla onlar da fesat teriminin kapsamı içinde değerlendirilmektedir. Tartıyı eksik kullanmak, yani ticarette hile yapmak (Hûd 11/85); ekini ve nesli helâk etmek, yani bitki ve insan doğası ile oynamak (Bakara 2/205); akrabalık bağlarını koparmak ve fitneye yol açmak (Muhammed 47/22), Kur'an'a göre fesat, yani bozgunculuktur. Kur'an'da ayrıca fesatla azgınlık, isyan ve israf kelimeleri arasında anlam ilişkileri kurulmaktadır (bk. Yûnus 10/91; Hûd 11/85; Şuarâ 26/151-152; Kasas 28/76-77).

Çağdaş tefsircilere göre yeryüzünde fesat çıkarmanın anlamı; savaşı ve fitneleri kışkırtarak kan dökülmesine yol açmak, geçim kaynaklarını telef ederek ekonomik buhrana sebep olmak, nesillerin maddî ve mânevî hayatlarını mahvetmektir. Elmalılı Muhammed Hamdi, yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanları şöyle sıralar: Cana, mala ve ırza saldıranlar; tarım ürünlerini ve insan neslini bozmaya teşebbüs edenler; ilâhî düzeni ve halkın dirliğini ihlâle kalkışanlar; zulüm, israf ve alçakça tutumları ile güzel ahlâkı bozanlar ve berrak fikirleri bulandıranlar. Buna göre insanın saygınlığına yönelik her saldırı, doğanın fıtratını bozmaya yönelik her girişim, her türden ahlaksızlık ve algı manipülasyonu bozgunculuktur. Bozguncuların tanımlar üzerinde oynayarak algılarımızı bozmalarının uç örneği, bu yaptıklarını "ıslah/düzeltme" olarak sunmalarıdır: "Kendilerine: 'Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın' dendiği zaman, 'Bizler sadece ıslah edicileriz' derler. Şunu bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir, lâkin anlamazlar." (Bakara 2/11-12)

Peygamberimizin hadislerinde "ifsad" ifadesi bozgunculuk anlamında kullanılır ve genellikle ahlâkî bozukluğu ifade eder. Bozguncu tiplerin toplumda yarattığı kargaşayı Peygamberimiz bir benzetmeyle kısaca özetlemiştir: "Bir koyun sürüsü içine salıverilen iki aç kurdun sürüye vereceği zarar, kişinin mal ve mevki hırsının dinine vereceği zarardan daha şiddetli (efsed) olamaz." (Dârimî, "Reḳāʾiḳ", 21; Tirmizî, "Zühd", 43)

Güzel ahlakın kaynağı kalpteki düzgünlük olduğu gibi, Peygamberimizin şu ifadesine göre bozgunculuğun başladığı yer de insanın manevi merkezi olan kalbidir: "Dikkat edin! Bedende öyle bir et parçası vardır ki o sağlıklı olduğu takdirde bütün beden sağlıklı olur; bozulduğu takdirde bütün beden bozulur; iyi biliniz ki o et parçası kalptir." (Buhârî, "Îmân", 39) Kur'an onların kalbindeki bu bozukluğa şöyle dikkat çeker: "İnsanlardan öylesi de vardır ki dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider. Bir de kalbindekine (sözünün özüne uyduğuna) Allah'ı şahit tutar. Hâlbuki o, düşmanlıkta en amansız olandır." Ayetin devamında bu bozgunculuğun kalpte kalmayarak insanlar arası ilişkilerden doğaya kadar uzandığı hatırlatılır: "Hâkimiyeti ele aldığında ise ülkede bozgunculuk çıkarıp ürünleri ve nesilleri yok etmeye çalışır. Allah bozgunculuğu sevmez." (Bakara 2/204-205)

İnsan ahlakındaki çöküş demek olan bozgunculuğun sonuçlarının yansıdığı önemli bir alan da ekonomidir. Ticarete ve her tür gelir getiren işe hile karıştırılması Kur'an'a göre ifsad, yani bozgunculuktur (Hûd 11/85). Nisâ ve Tevbe surelerinde münafıklar anlatılırken bu konu, Peygamberimiz döneminden örnekler verilmek suretiyle yoğun olarak işlenir.

Kur'an bozgunculuktan şiddetle sakındırırken toplum düzenini sarsmaya yönelik terör içeren eylemlere kalkışanlar konusunda son derece sert yaptırımlar öngörür (Mâide 5/33). Zira fesat ve anarşinin hoş görülmesi, toplumun kendi imhasını hoş görmesi demektir ki bu akla aykırıdır.

Bozgunculuğun zıddı olan yapıcılık; öncelikle kişinin akıl ve kalp dünyasının kendisiyle, Rabbiyle, diğer insanlarla ve tüm yaratılmışlarla barışık olması demektir. Peygamberimiz barışık ya da dargın yaşamanın öte dünyadaki sonucunu şu sözüyle hatırlatarak öfke, kızgınlık ve nefretin yol açacağı bozgunculuk konusunda bizi uyarır: "Pazartesi ve perşembe günleri cennetin kapıları açılır ve Allah'a şirk koşmayan her kul bağışlanır. Ancak kardeşi ile arasında husumet bulunan kişi müstesna. (Onlar hakkında) şöyle denir: 'Şu iki kişiyi birbiriyle barışıncaya kadar bekletin, şu iki kişiyi birbiriyle barışıncaya kadar bekletin!'" (Müslim, Birr, 35) Anlaşmazlıkları sona erdirmek ve aralarına soğukluk giren insanları barıştırmak bir erdem ise de asıl olan uyumlu olmak; kırgınlığa, gücenmeye yol açacak olumsuz tavırlardan kaçınmaktır. Müslüman; ailesiyle ve çevresiyle barışık olan şahsiyettir. Kuşkusuz onun bu durumu, öncelikle kendisiyle barışık olmasından kaynaklanır. Sahip olduğu iman ve ahlâk ona bu konuda yol gösterir; kalp kırmamayı, gönül yıkmamayı öğretir.

İnsan ilişkilerindeki yapıcılık güzel ahlakın önemli bir göstergesidir ve Peygamberimizin şu hadisine göre kişinin dindarlığı da yapıcılığıyla karşılıklı ilişki halindedir: "Size oruç, namaz ve sadakadan daha faziletli olan şeyi bildireyim mi? İki kişinin arasını düzeltmektir. İki kişinin arasını bozmak ise (imanı) kökünden kazır." (Ebû Dâvûd, Edeb, 50; T2509 Tirmizî, Sıfatü'l-kıyâme, 56)

Fatma Bayram

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

YAZAR ARŞİVİ

Fatma Bayram

Fatma Bayram Diğer Yazıları