Ahmet Ağırakça
22.06.2026
Ahmet Ağırakça
Rasulullah’ın Ümmetine Mükemmel Ahlaki Öğretileri
Tüm Yazıları

Rasulullah’ın Ümmetine Mükemmel Ahlaki Öğretileri

Hz. Peygamber'in hayatı, vahyin rehberliğinde şekillenmiş olup insanî gerçeklikten kopmamış bütüncül bir örneklik sunar. O, peygamberliğini gündelik hayatın dışına taşımamış, aksine hayatın merkezine yerleştirmiştir. Bu sebeple onun şahsiyeti, yalnızca ibadet ve tebliğ alanında değil, aile hayatında, toplumsal ilişkilerinde, yönetim anlayışında, dostluklarında ve kriz anlarındaki tutumlarında da açık biçimde ortaya çıkar. Hz. Peygamber'i anlamak, onu parça parça değil, bu alanların tamamında sergilediği ahlâkî tutarlılık üzerinden okumayı gerektirir.

Hz. Peygamber Muhammed Mustafa (sas) Vefalı idi

Vefakârlık, Rasûl-i Ekrem'in en önde gelen özelliklerinden biriydi. Onun bu özelliği, ilk eşi ve çile yoldaşı Hz. Hatice'nin şahsında âdetâ billurlaşır. İşte bu sebeple Rasulullah Hz. Hatice'yi her fırsatta anar, hatırasını yâd ederdi.

Peygamberimizin Hz. Hatice'ye olan vefasını Hz. Âişe'den nakledilen şu hadisten anlıyoruz. Hz. Âişe şöyle demiştir: Rasulullah'ın (sav) hanımlarından hiçbirini Hatice'yi kıskandığım kadar kıskanmadım. Üstelik onu Resûl-i Ekrem'in yanında hiç görmedim. Fakat Resûl-i Ekrem onu sık sık anardı. Bir koyun kesip etini parçaladığında, çoğu zaman bir kısmını Hatice'nin yakınlarına ve sevdiklerine gönderirdi. Bazen dayanamayıp Rasûlullah'a: "Sanki dünyada Hatice'den başka kadın kalmadı!" Derdim. Resûl-i Ekrem: "O şöyle şöyleydi" diye özelliklerini sayar ve "O çocuklarımın annesidir", derdi.

Peygamberimiz, süt annesine karşı da vefalı davranmıştır. Yıllar sonra, Mekke'nin fethinin ardından, Hevazin esirleri arasında getirilen süt kardeşi Şeyma'ya da ikramda bulunmuş, onunla ilgilenmiş, ziyarete gelince üstüne oturması için cübbesini yere sermiş ve ona hürmet etmiştir. Şeyma evine dönerken Rasulullah ona değişik hediyeler vererek uğurlamıştır. Süt kardeşi Abdullah gelince ayağa kalkmış ve onu da elbisesinin üzerine oturtmuştur.

Yine o, kendisine evlerini ve yurtların açan Ensar'ı her vesileyle sitayişle anar ve onlara hayır duada bulunurdu. Mekke fethedilince Rasûlullah'ın Mekke'de kalacağı endişesine kapılan Ensar'a, "Hayatım da ölümüm de sizin yanınızda olacaktır" demiştir. Peygamberimizin vefasını gösteren bu sözler Medineli Müslümanların endişelerini gidermiş ve gönüllerini rahatlatmıştır.

Hz. Peygamber (sas) misafire ikram ederdi

İbn Sa'd'ın kaydettiği bir bilgiye göre Ebû Hureyre, "Rasûlullah da aç kalıyordu", diye bahsedince A'rec, bu açlığın nasıl olduğunu sorar. Ebû Hureyre: Gelip gidenin ve misafirin çok olmasından dolayı ve ondan hiç ayrılmayan bir grup insanların bulunmasından kaynaklandığını, ayrıca, Rasûlullah'ın yanında ashabından birileri ve özellikle ehl-i suffa olmadan hiç yemek yemediğini söyler.

Peygamberimiz, fakirlik ve sıkıntı çeken ashabına karşı her fırsatta ikramda bulunurdu. Rasulullah'a her taraftan ziyaretçiler ve elçiler gelirdi. Peygamberimiz onlarla mutlaka ilgilenir ve elinde mevcut olan imkanlarla onların ağırlanmasını sağlardı.

Peygamberimiz Medine'ye gelen heyetlerin ağırlanması için bazı sahabîleri görevlendirmiş, onlar için yol azığı hazırlatmış ve hediyeler vermiştir.

Misafirlerini en iyi şekilde ağırlayan ve onlara ikramda bulunan Rasulullah misafire ikram etmeye teşvik etmiş ve misafirini ağırlamayanda hayır olmadığını söylemiştir. "Misafirin bulunduğu eve hayır, bıçağın devenin hörgücüne ulaşmasından daha çabuk ulaşır" buyurarak misafir olan evde hayır ve bereket olacağına işaret etmiştir.

Rasulullah (sav) çocukları çok severdi

Peygamberimiz çocuklarını ve torunlarını öper, okşar, kucağına alıp dizinde oturtur ve onları çok severdi. Çocuklara karşı şefkat ve merhametle muamele ederdi. Bu anlayışın bütün Müslümanlar tarafından benimsenmesi ve hayat tarzı haline getirilmesi için de "Küçüklerimize merhamet etmeyen ve büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir." buyurmuştur. (Sünenü't-Tirmizî, Kitap: el-Birr ve's-Sıla, 15).

Peygamberimiz çocuklara karşı yumuşak davranır, asla sert olmazdı. Peygamberimiz, her fırsatta çocuklara karşı sevgisini gösterir, onlarla ilgilenir ve karşılaştığında selam verirdi. Bu davranışlar ümmeti olan bizlere öğretileridir.

"Resûlullah (sav) torunun Hz. Hasan'ı kucağına alıp öptüğünü gören el-Akra' İbn Hâbis: 'Siz böyle mi yaparsınız? Benim on çocuğum var, hiçbirini öpmedim' deyince Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu: 'Merhamet etmeyene merhamet edilmez.' (Buhârî, Edeb, 18; Müslim, Fedâil, 65)

Hz. Peygamber çocuklara karşı son derece merhametli idi. Bir gün şöyle buyurduğu kaydedilir: "Namaza başladıktan sonra onu uzatmak isterim; fakat (mescidin arka tarafından, kadınların olduğu yerden) bir çocuğun ağladığını duyunca, annesine zorluk olmasın diye namazı kısa tutarım." (Buhârî, Ezân, 65; Müslim, Salât, 192). Ayrıca sokakta yürürken gördüğü çocukların yanına gider onlara selam verirdi." (Buhârî, İsti'zân, 15; Müslim, Selâm, 14)

10 yaşında iken Rasulullah'ın hizmetinde bulunan Enes İbn Mâlik (ra) şöyle der: "Rasûlullah'a (sav) on yıl hizmet ettim. Bana bir kez bile 'öf' demedi. (Ağır söz söylemedi)" (Müslim, Fedâil, 51)

Hz. Peygamber (sav) nazarında ve öğretilerinde çocuklar, ağladıklarında veya çok konuştuklarında susturulacak değil, ertelenecek bir engel değil, rahmetin tecelli ettiği canlı bir emanettir. Onun çocuklara karşı merhameti, ahlâkî, toplumsal bir model ve bir eğitim örneğidir. Bu öğretiler şiddet, baskı ve korku temelli eğitim anlayışını tümüyle reddeder.

Görüldüğü gibi, Peygamberimiz çocuklara karşı son derece şefkatli davranmış ve onlarla yakından ilgilenmiştir. Peygamberimizin bu konudaki uygulamaları, çocukların şahsiyet oluşumuna, topluma uyum sağlamalarına ve küçük yaştan itibaren eğitilmelerine de katkı sağlamaktadır. Psikolojinin (ilmu'n-nefs'in) önemle üzerinde durduğu konuların başında, insan şahsiyetinin çocuk yaştan itibaren oluştuğu gerçeğinin geldiği düşünülecek olursa, Peygamberimizin davranış tarzının önemi daha iyi anlaşılmaktadır.

Hz. Peygamber (sav) hastaları ziyaret ederdi

İnsanlığın son peygamberi olarak Rasulullah her yönüyle bir örnek idi. Hasta ziyaretine önem verir, ashabın büyük küçük hepsiyle ilgilenir, durumlarını sorar ve hasta olanları ziyaret ederdi. Hasta ziyaretinde kadın, erkek ve çocuk ayrımı yapmazdı.

Hz. Peygamber (sav) hastalandığı zaman torunu Ümame'yi ziyaret etmiş ve gözlerinden yaşlar akmıştı. Ağlamasını yadırgayan bir sahabîye de, "Bu bir rahmettir ki, Allah onu kullarından dilediğinin kalbine koyar. Allah ancak kullarından merhametli olan kimselere merhamet eder" diye cevap vermiştir. (Buharî, Cenaiz 31; el-Mardâ 9; Tevhid 1). İslâm'da ağlayan kalp zayıf değil, diri kalptir. Merhamet imanın süsü değil, şartıdır. Ağlamak zayıflık değil, rahmettir. Merhamet, imanın kalpteki tezahürüdür. Katı kalplilik ve duygusuzluk takvâ ile uyuşmaz, katı kalp kasvetidir.

Peygamberimizin Müslümanların yanı sıra gayr-i müslim hastaları da ziyaret ettiği olurdu. Kendisine hizmet eden bir Yahudi çocuğunu ziyaret etmiş, ondan Müslüman olmasını istemiş, çocuk da Müslüman olmuştur. Peygamberimiz, münafıkların önde geleni Abdullah İbn Übey İbn Selûl'ü de hastalandığı zaman ziyarete gitmiştir.

Hz. Peygamber (sav) kendisi hastaları ziyaret ettiği gibi sahabîlere de hasta ziyaretini tavsiye etmiştir. Hasta ziyaretlerinde hastalara dua etmiş ve moral vermiştir. Ümmetine de hasta ziyaretlerinde moral vermeyi tavsiye etmiştir. Bunların yanı sıra hastalardan tedavi olmalarını istemiştir.

İşte Rasûlullah Muhammed'in (s) getirdiği din insanlık için en hayırlı ve mükemmel bir yaşama ve yönetim biçimidir. İnsanların rahat ve güven içinde yaşamalarını sağlayacak onları mutlu ve huzurlu kılacak bir sistemdir. Bu da kimseye zulmedilmeden ilahi hükümler karşısında herkesin özgür ve eşit olduğu Allah'ın bir rahmeti olarak beşeriyete indirilen bir dindir. Rasûlullah âlemlere bir rahmet ve kurtuluş yolu gösteren bir lider ve önderdir. Sorumlu olan bütün varlıklar için bir rahmettir. İnsanlar ve cinlerin rehberidir. Müminlere şefkatle yaklaşır ve onları hakka ve doğruya iletir. Münafıklara acır ve iman etmeleri için hep nasihat eder. Kâfirlere de iman etmemeleri hâlinde âhirette başlarına gelecek felaketi haber verip kendilerini cehennem azabından kurtarmalarını söyleyip durur. O, her varlık için bir rahmettir.

Ahmet Ağırakça

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

YAZAR ARŞİVİ

Ahmet Ağırakça

Ahmet Ağırakça Diğer Yazıları