Rasulullah’ın şirke ve müşriklere karşı mücadelesi ve duruşu
Kur'ân-ı Kerîm'de hatemu'l-enbiya olarak gönderilen Rasulullah'ın (sav) en temel görevlerinden biri, insanlığı şirkten arındırmak ve Allah'ın bir ve yegâne Rab oluşu inancına davet etmek olarak belirlenmiştir. Kur'ân'ın birçok ayeti, risalet misyonunun merkezinde Allah'ın birliğini ilan etmek ve O'na ortak koşan anlayışlarla mücadele etmek olduğunu açık biçimde ortaya koyar. Bu mücadele yalnızca tarihsel bir olay değil, aynı zamanda ilâhî ve ahlâkî bir davettir. Kur'ân'da Rasûlullah'ın müşriklere karşı mücadelesi; tevhidin ilanı, şirk düşüncesinin reddi, insanın özgürlüğünün, adaletin savunulması, putların ilahlığının çürütülmesi ve vahyin üstün otoritesinin ortaya konulması gibi temel başlıklar etrafında şekillenir.
Kur'ân'a göre rasullerin tamamı insanları tevhide çağırmak üzere gönderildiğini hep yukarılarda izah etme gayretini ortaya koyduk. Bu ilke son Rasul Hz. Muhammed (sav) için de aynen yaşanmıştır. Kur'ân'da şu ilahî hüküm bu gerçeği açıkça ifade eder: "Senden önce gönderdiğimiz her bir Rasule kesin olarak 'Benden başka ilah yoktur. O halde yalnız bana ibadet (ve kulluk) edin' diye vahyederdik." (el-Enbiyâ 21/25). Bu ayet, Rasûlullah'ın müşriklerle mücadelesinin yalnızca kendi dönemine ait bir mücadele olmadığını, aksine bütün peygamberlerin ortak davetinin bir devamı olduğunu gösterir. Böylece Kur'ân, Rasulullah dönemini tevhid mücadelesini tarih boyunca süren ilahî bir davanın son halkası olarak sunar.
Kur'ân'da Rasûlullah'a verilen ilk görevlerden biri, şirkin kökünden reddedilmesi ve Allah'ın birliğinin açıkça ilan edilmesidir. Bu bağlamda ihlas suresi son derece dikkat çekicidir:"(Rasulüm Muhammed! bütün insanlığa ilan et ve onlara) Söyle: "O, Allah'tır, bir tekdir. (O) Allah'tır. Samed'dir (var olması ve varlığını sürdürmesi için hiçbir şeye muhtaç değildir, aksine bütün varlıklar O'na muhtaçtır). Doğurmamıştır, doğurulmamıştır. Hiçbir şey hiçbir konuda asla O'na denk (ve benzer) değildir." (İhlâs 112/1-4). Bu sure, muharref Hristiyanlığın ve şirk düşüncesinin temellerini sarsan en kısa fakat en güçlü tevhid manifestosudur. Kur'ân-ı Kerim'in bu net ve açık ilanı, Rasûlullah'ın müşriklerle mücadelesinin özünü oluşturur. Çünkü şirk, Allah'ın mutlak otoritesini parçalayarak insanın zihninde sahte ilahlar üretirken; tevhid ise bütün otoriteyi tek bir ilahın, yani Allah'ın elinde toplar.
Kur'ân-ı Kerim'de Rasûlullah'ın müşriklere karşı yürüttüğü mücadele aynı zamanda aklî ve düşünsel bir mücadele olarak tasvir edilir. Kur'ân, müşriklerin putlara yönelmesini sürekli olarak sorgular. Şu ayet bu eleştirinin en açık örneklerinden biridir: "De ki: "Allah'ı bırakıp da size hiçbir fayda ve hiçbir zarar vermeye gücü yetmeyen şeylere mi tapınıyorsunuz? Halbuki Allah, işitendir, hakkıyla bilendir.?" (Mâide 5/76). Bu ayet, putların ilah olamayacağını aklî bir delille ortaya koyar. Çünkü ilah, mutlak kudret sahibi olmalıdır; oysa putlar yaratma gücüne sahip olmadığı gibi kendilerine tapınanları da koruyamaz ve onlara da hiçbir fayda sağlayamaz.
Kur'ân'da şirk mantığının eleştirildiği bir başka temel nokta ataların dinine körü körüne bağlılık gösterilmesidir. Yüce Kitab müşriklerin en güçlü savunmasının gelenek olduğunu bildirir. Onlar şöyle derler: "Biz atalarımızı bir din üzere bulduk ve onların izinden gidiyoruz" (ez-Zuhruf 43/22). Kur'ân-ı Mubin ise bu zihniyeti sert bir şekilde eleştirir ve böyle basit bir şekilde akıl yürütmelerini reddeder. Bu eleştiri, Rasûlullah'ın müşriklerle mücadelesinin yalnızca inanç düzeyinde değil, aynı zamanda kültürel ve zihinsel bir değişim niteliği taşıdığını gösterir.
Kur'ân-ı Kerim'in ortaya koyduğu mücadelede bir diğer önemli ilke, vahyin otoritesinin üstünlüğüdür. Müşrikler vahyin ilahî kaynağını reddetmiş, onu insan sözü zannetmişlerdir. Buna karşılık Rabbimiz Rasûlüne şu emri verir: "De ki: Ben yalnızca bana vahyedilene uyarım" (el-Ahkâf 46/9). Bu ayet, peygamberin mücadelesinin kişisel bir fikir veya siyasi bir proje olmadığını, tamamen ilahî vahye dayandığını ortaya koyar. Böylece tevhid mücadelesi vahyin rehberliği altında yürütülen ilahî bir davet haline gelir.
Kur'ân'da Rasûlullah'ın müşriklere karşı mücadelesinin bir başka boyutu şirkin insan onurunu zedeleyen yönünü ortaya koymaktır. Kur'ân, şirki yalnızca yanlış bir inanç olarak değil, aynı zamanda insanın fıtratına aykırı bir sapma olarak değerlendirir. "Allah'ın bir ortağı olduğunu düşünmek ve buna inanmak büyük bir zulümdür" (Lukman 31/13) ayeti bu durumu açık biçimde ifade eder. Çünkü insanın Allah'tan başkasına kulluk etmesi, onun yaratılışındaki özgürlük ve onur ilkesini zedeler. Bu nedenle tevhid çağrısı aynı zamanda insanı sahte otoritelerden kurtaran bir özgürlük çağrısıdır.
Kur'ân-ı Kerim'de müşriklerle mücadele ederken Rasûlullah'a verilen bir diğer önemli talimat hikmetle ve güzel öğütle davet etmektir. "Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et" (Nahl 16/125) ayeti bu yöntemi belirlemektedir. Bu ayet, tevhid mücadelesinin temelinde düşünsel ikna ve ahlâkî davetin bulunduğunu gösterir. Rasulün görevi zorla insanları Allah'ın bir olduğuna iman etmeye çağırmak değil, gerçeği görüp iman etmeleri için onları uyarmaktır. Nitekim Rabbimiz kitab-ı keriminde başka bir ayette şöyle buyurur: "Sen onlara (iman etsinler diye) zor kullanacak değilsin" (Kâf 50/45).
Kur'ân'da müşriklerle mücadele bağlamında öne çıkan bir diğer husus Allah'ın mutlak hüküm koyucu ve tartışmasız hâkimiyetidir. Kitabımız yeryüzündeki bütün egemenliğin Allah'a ait olduğunu sürekli olarak dile getirmekte ve bu hususu insanlığa bildirmektedir. "Hüküm yalnız Allah'ındır" (Yûsuf 12/40) ayeti, bu ilkenin en açık ifadelerinden biridir. Bu ayet, tevhid mücadelesinin yalnızca ibadet alanında değil, aynı zamanda otorite ve egemenlik anlayışında da köklü bir dönüşüm hedeflediğini ortaya koyar.
Kur'ân'ın Rasûlullah'a verdiği görevlerden biri de şirkin toplumsal sonuçlarını ortaya koymaktır. Şirk yalnızca bireysel bir inanç değildir; aynı zamanda toplumda zulüm, haksızlık ve ahlâkî bozulmaya yol açan bir sistemdir. Kur'ân'da müşrik toplumların tarih boyunca helâke uğraması bu gerçeğin bir göstergesi olarak anlatılır. Bu anlatım, tevhid mücadelesinin aynı zamanda ahlâkî ve toplumsal bir ıslah hareketi olduğunu gösterir.
Rabbimiz Rasûlullah'ın müşriklerle mücadelesini aynı zamanda sabır ve sebatla yürütülen uzun bir davet süreci olarak anlatmaktadır. Rabbimiz Rasulüne şöyle seslenir: "Onların söylediklerine (ve saldırılarına) sabret ve onlardan güzel bir usulle uzaklaş" (el-Müzzemmil 73/10). Bu ayet, tevhid mücadelesinin karşılaşacağı zorluklara rağmen Rasulullah'ın sabırla görevini sürdürmesi gerektiğini ifade eder.
Kur'ân'ın bütünlüğü içinde değerlendirildiğinde Rasûlullah'ın müşriklere karşı mücadelesi üç temel aşamada ortaya çıkar: Tevhidin ilanı, şirkin reddi ve insanlığın Allah'a kulluğa davet edilmesi. Bu üç aşama, peygamberlik misyonunun temel çerçevesini oluşturur. Kur'ân, bu davetin evrensel olduğunu şu ayetle ifade eder: "(Rasulüm Muhammed!) Biz seni âlemlere (ve bütün toplum ve zamanlara) bir rahmet olarak gönderdik." (el-Enbiyâ 21/107).
İşte görüldüğü gibi Kur'ân-ı Kerîm'e göre Rasûlullah'ın müşriklerle mücadelesi yalnızca tarihsel bir çatışma değil, insanlığın inanç ve düşünce dünyasını yeniden inşa eden büyük bir mücadele ve ilahi bir hareketidir. Bu mücadele, putların reddedilmesiyle başlayan fakat insanın zihnini ve kalbini özgürleştirmeye ve her türlü günah ve yanlışlıktan arındırmaya kadar uzanan kapsamlı bir dönüşümü gerçekleştirmeyi hedefler. Rasulullah'ın ortaya koyduğu bu mücadele modeli, her çağda şirkin farklı biçimlerine karşı yürütülecek tevhid merkezli bir bilinç ve direniş için temel bir rehber niteliği taşımakta ve bizlere de örneklik teşkil etmektedir. Rasûlullah'ın görevi vahyi tebliğ etmek, şirkin karanlığını dağıtmak ve insanlığı Allah'ın birliğine çağırmaktır. Kur'ân'ın çizdiği bu çerçeve, risalet misyonunun özünü ve İslam'ın tevhid merkezli dünya görüşünü en açık biçimde ortaya koymaktadır.
Ahmet Ağırakça
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.