Sabretmek pasiflik midir? Sabır kavramının günümüzde yanlış anlaşılması
Çoğu vakit haksızlığa sessiz kalmak, itiraz etmemek ve her duruma katlanmakla eş tutulan bir sebat hali var, sabır. Oysa bu tanım, asıl sabır kavramının özünü gölgelemekte. Sabır, edilgen bir bekleyiş değildir, olamaz da. İnsanın karşılaştığı zorluklar karşısında iradesini yitirmeden ayakta kalma çabasının adıdır. Ahlakını zedelemeden, değerlerinden vazgeçmeden ve yönünü kaybetmeden hayatın sınavlarıyla yüzleşebilme gücüdür. Bu yönüyle metanetli duruş, suskunluğun değil bilinçli bir duruşun, vazgeçişin değil içsel bir direnişin ismi olmuştur daima...
◾ Sabır, modern çağda en çok yanlış anlaşılan kavramlardan biri. Günlük dilde sabır; susmak, katlanmak, ses çıkarmamak ve olup biteni kabullenmekle eş anlamlı kullanılıyorken şimdilerdeki manası çok başka.
◾ Haksızlığa uğrayan birine "sabret", kırılan birine "sabırlı ol", itiraz edene ise çoğu zaman "sabırsız" etiketi yaptırılmakta. Halbuki sabır, bu kadar yüzeysel ve edilgen bir mana ile sınırlandırılamayacak kadar derin bir terim...
◾ Sabır, İslam düşüncesinde pasif bir bekleyiş değildir aksine iradeyi diri tutan, insanın yönünü kaybetmeden ayakta kalmasını sağlayan aktif bir tutumun ta kendisidir.
◾ Fakat günümüzde sabır; çoğu zaman korku, çaresizlik ya da konforu bozmama isteği ile karıştırılıyor. Bu karışıklık, sabrı bir erdem olmaktan çıkarıp bazen bir kaçış biçimine dönüştürüyor.
◾ "Sabır nedir?" sualinden evvel, ne olmadığına bakmak gerekiyor. Sabır; haksızlığı meşrulaştırmak olamaz, zulme rıza göstermek, adaletsizliği içselleştirmek ya da insanın kendini değersizleştirmesi anlamına asla gelmez.
◾ Susmak her zaman sabır gösterildiği manasına gelmiyor. Bazen de susmak yalnızca korkunun ya da alışkanlığın sonucudur. Aynı şekilde her itiraz da sabırsızlık olmaz. Hakkını aramak, yanlış karşısında söz söylemek, sabrın aksi olmaz çoğu zaman onun bir parçasıdır.
◾ Gelelim sabır ve pasifliğin bu kadar sık karıştırılmasına. Bunun arkasında çeşitli nedenler bulunuyor. Bunlardan biri, "iyi insan" olma baskısıdır. İyi insanın her şeye katlanan, kimseyi incitmeyen, sürekli anlayış gösteren biri olması gerektiği öğretilmiştir.
◾ İşte, bu anlayış, zamanla insanın kendi sınırlarını yok saymasına, kendi haklarını savunmayı bencillik olarak görmesine yol açtı. Böyle bir ortamda sabır, ahlaki bir duruştan çok çatışmadan kaçınma stratejisi haline gelmiştir.
◾ Bir diğer nedense hız çağında yaşıyor olmamız tabii. Her şeyin çabuk tüketildiği, sonuçların hemen alındığı bir dünyada sabır, "beklemek" ile özdeşleştirilir ve değersizleştirilir.
◾ Oysa sabır, beklerken bozulmamayı, beklerken savrulmamayı, beklerken ahlakını muhafaza edebilmeyi gerektirir.