Alev Erkilet ile Sosyodefter | Kentleşme
Prof. Dr. Alev Erkilet, gerçekleştirdiğimiz bu söyleşide kentleşmeyi sadece binaların büyümesi olarak değil; gücün yoğunlaştığı, iş bölümünün ve toplumsal değerlerin mekana yansıdığı canlı bir süreç şeklinde ele aldı. Kâr odaklı Batı kent modeli ile vakıf, mahalle ve paylaşım kültürüyle biçimlenen geleneksel İslam kenti anlayışını kıyaslayan Erkilet; kapalı sitelerin ve gettolaşmanın aksine geçirgen, adil ve kamusal alanları güçlü bir şehir vizyonu çiziyor. Sefaletin olmadığı, tarihi bostanlardan komşuluk hukukuna kadar mirasına sahip çıkan bir kenti inşa etmenin ahlaki ve hatta dini bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Alev hocamızın tespitlerinden öne çıkan alıntıları sizlerle buluşturuyoruz.
◾"Nedir bu şehir diyeceksiniz. Gücün temerküzü. Bence gücün yoğunlaşması kentleşmenin en önemli göstergelerinden birisi. Biz bunu her ne kadar siyaset sosyolojisinin konusuymuş gibi düşünsek de aslında kent ve güç arasında çok net bi ilişki var. İkinci olarak kırsal işlerden uzaklaşma söz konusu. Bizim meslekler dediğimiz şey teşekkül ediyor. Kimisi zanaatkar oluyor, kimisi asker oluyor, kimisi müderris oluyor, kimisi atlara nal yapıyor. Dolayısıyla farklılaşma kavramı ortaya çıkıyor. Kırda herkes birbirine benzerken, herkes benzer işleri yerine getirirken şehirde artık Durkheim'in söylediği gibi birbirimize muhtaç hale geliyoruz. Yani ben artık ekmeği kendim yapmıyorum, fırından alıyorum; ama oradaki beyefendinin çocuğuna da ben sosyoloji öğretiyorum. Bu farklılaşma ve karşılıklı bağımlılık olgusu da şehri vasıflayan şeylerden biri."
Prof. Dr. Alev Erkilet
◾"Hatta İbn Haldun diyor ki kahredici gücün mevcudiyeti, kahretme gücüne sahip olan yapının teşekkülü ki bu devlettir. Devletin oluşumuyla şehrin oluşumu el birliğiyle, birbirine paralel olarak ilerleyen bir süreç. Ona biz şimdiki literatürde 'meşru şiddet tekeli' diyoruz. İbn Haldun buna devletin kahhar oluşu diyor. Bu da nerede cisimleşir? İşte o şehir dediğimiz yerde."
Prof. Dr. Alev Erkilet
https://www.instagram.com/p/DdGg0D0u0-Z/
◾"Daha büyük nüfusun toplanması, uzmanlaşmanın olması, daha çok ücret karşılığı iş yapılmaya başlanması; bunların hepsi kentin özellikleri. Ve Avrupa'daki endüstri kentleri ortaya çıkmadan çok önce ortaya çıkan kentlerde vardı bunlar. Bunun altını çizelim, bu önemli bir detay diye düşünüyorum; ama bugünkü sosyoloji literatürüne bakarsanız bu daha çok Fransız Devrimi döneminde endüstrinin oluşmasıyla kitlelerin endüstride çalışmak için kente yönelmesi şeklinde anlaşılır. Biz orada bir fark koymuş olalım. Ben diyorum ki bu çok daha önceden beri var olan bir süreçti, bir örneği de Batıdaki endüstri kentlerinin ortaya çıkışıdır."
Prof. Dr. Alev Erkilet
Kentleşmenin insan psikolojisine etkileri
◾"Biraz da imparatorluğun kurulma sürecindeki kentleri düşünelim. Bursa'yı düşünelim, Edirne'yi düşünelim, Şehzade şehirlerini düşünelim, İstanbul'u düşünelim. Müthiş başarılı bir kentleşme anlayışı var. Peki neye bağlı olarak orada kent kendisini gerçekleştiriyor? Değerlere bağlı olarak. Ben ona İslam diyorum açıkçası, bir Osmanlı kentini konuşacaksak. İslam'ın tecessüm etmiş halini görüyoruz orada. Bina anlayışında, sivil mimaride, anıt eserde, gündelik hayat ilişkilerinde bu değerler kendisini cisimleştiriyor. Cumhuriyet döneminden itibaren olan süreçte özellikle 1950'lerden sonraki sürece bakarsak tabi endüstrileşmeyle ilgili olarak kentleşme karşımıza çıkıyor. Ama ondan önce kentleşme yok muydu? Vardı."
Prof. Dr. Alev Erkilet
◾"Fatih Cami ekseninde o yeni İslam kentinin inşasını düşünün. Ya da Süleymaniye Cami'nin çevresinde o külliye anlayışıyla birlikte İstanbul'un yavaş yavaş teşekkül etmesini düşünün. Pırıl pırıl bi kent anlayışı, kent gerçeği zaten vardı. Cumhuriyet döneminden sonra olan bunun daha çok endüstri odaklı batılı kent eksenindeki gelişmesidir. Yoksa kentleşmenin kendisi değil."
Prof. Dr. Alev Erkilet