Arama

Uluğ Bey eserleri ve hayatı hakkında tarihi bilgiler

Timur'un torunu, alim ve devlet adamı Uluğ Bey, bugün Türk-İslam dünyasının en ünlü astronomu olarak anılır. Bilhassa matematiğe olan ilgisi ve bu alanlardaki çalışmalarıyla ilim yolunda durmaksızın ilerledi. Hükümdarlığı sırasında kurduğu Semerkant Medresesi ve Semerkant Rasathanesi, bilim tarihi açısından oldukça büyük önem taşır. Öyle ki Semerkant Rasathanesi o zamana kadar görülmemiş bir ilim kurumu hüviyetine sahipti. Uluğ Bey'i ölüm yıl dönümünde, rahmetle anıyoruz.

  • 1
  • 20
ULUĞ BEY KİMDİR?
ULUĞ BEY KİMDİR?

Uluğ Bey, Timur İmparatorluğu'nun dördüncü sultanı olmasının yanı sıra Türk matematikçi ve astronomi bilginidir. Timur'un oğlu Şahruh'un büyük oğludur. 22 Mart 1394'te Azerbaycan'ın Sultaniye şehrinde doğdu. Asıl adı Muhammed Taragay olup, Timur tarafından sevilmesi nedeniyle "Uluğ Bey" olarak anılmaya başladı. Asıl ismi Mirza Muhammed Taragay bin Şah Ruh'dur.

Uluğ Bey unvanı Timurlular'daki "emîr-i kebîr"in Türkçe karşılığıdır. 1394-1405 yılları arasında sarayda geleneksel dinî ilimler, ardından mantık, matematik ve astronomi tahsili gördü. Matematik ve astronomi alanında yaptığı çalışmalarla Türk tarihinde farklı bir yer edinmiştir. Semerkant'ta bir rasathane ve medrese yaptırmıştır. 25 Ekim 1449 yılında Bağrın Semerkant'ta hayata veda etmiştir ve mezarı halen Semerkant'ta bulunmaktadır.

  • 2
  • 20
16 YAŞINDA DEVLET SORUMLULUĞU
16 YAŞINDA DEVLET SORUMLULUĞU

Babası Uluğ Bey'e 1409 yılında Semerkant merkezli Mâverâünnehir bölgesinin yönetimini verdi. Henüz on altı yaşında iken devleti yönetme sorumluluğunu üstlenen Uluğ Bey, kuzeybatıda Ceyhun ırmağından Soğanak'a ve kuzeydoğuda Asparay şehrine kadar otuz sekiz yıl bu geniş coğrafyanın emiri olarak yönetimini sürdürdü. Ancak vaktinin çoğunu bilimsel faaliyetlere adadığı için devlet işlerini babasına bağlı şekilde ve onun yardımıyla yürütüyor, diğer emirler gibi o da hutbelerde ve sikkelerde Şâhruh'un adını kullanıyordu.

Uluğ Bey döneminde Semerkant nakli ve akli ilimlerin, sanat ve edebiyatın en parlak günlerini yaşadığı bir merkez haline geldi. Kendisinin ilgi derecesi bilinmiyorsa da onun zamanında tasavvuf kültürü bu bölgede hızlı biçimde yayıldı.

  • 3
  • 20
KIRAAT İLMİNE VAKIFTI
KIRAAT İLMİNE VAKIFTI

Uluğ Bey matematikçi, astronom, edip ve şair olmasının yanı sıra Kur'ân-ı Kerîm'i yedi kıraat üzere okuyacak kadar kıraat ilmine vâkıftı. Döneminin her alanda başarılı din, ilim, sanat ve edebiyat âlimlerini davet ederek bol ihsanlarda bulunmuş, kendisi de onlardan çok istifade etmiştir. Kadızâde-i Rûmî, Cemşîd el-Kâşî ve Ali Kuşçu bunların en meşhurlarıdır.

Uluğ Bey'in saray şairleri arasında İsmet-i Buhârî ile Çağatay şiirinin ilk önemli şairi Sekkâkî'nin özel bir yeri vardı. Sekkâkî, Uluğ Bey için yazdığı kasidede, "Felek ne kadar dönerse dönsün
/ Ne senin gibi âlim bir hükümdar ne de benim gibi bir Türk şairi gelecektir." diyerek hem onu hem kendini övmüştür.

  • 4
  • 20
MİMARİDEKİ ÜSTÜN YETENEĞİ
MİMARİDEKİ ÜSTÜN YETENEĞİ

Matematik ve astronomi alanındaki üstün başarılarının yanında Uluğ Bey'in mimaride bıraktığı eşsiz eserlerin bir kısmı zamanımıza ulaşmıştır. 1417-1420 yılları arasında biri Buhara'da, diğeri Semerkant'ta iki medrese yaptırmış ve geniş vakıflarla bunları desteklemiştir.

Ayrıca Semerkant'ın Registan'ında bugüne kadar gelmeyen bir hankah, bir hamam ve geniş bahçeler içinde iki saray inşa ettirmiştir. Gıyâseddin el-Kâşî'nin Semerkant Medresesi'ndeki ilmî faaliyetleri konu alan mektubundan anlaşıldığına göre her alanda çağının en meşhur ilim adamlarının ders okuttuğu bu medresede riyâzî ilimlere ayrı bir değer verilmekteydi. Uluğ Bey'in de bu derslere iştirak ettiği ve zaman zaman ders verdiği bilinmektedir.

Mimari alanında Uluğ Bey, dedesi Timur'un da ihtimam gösterdiği ve sahâbe kabrinin bulunduğu Şah Zinde Mezarlığı'ndaki yapıları onartmış, Gûr-ı Emîr'e bir taçkapı (dervâze) yaptırmış ve yeni galeriler ilâve ettirmiştir.

  • 5
  • 20
BAŞARILI BİR MATEMATİKÇİ VE ASTRONOM
BAŞARILI BİR MATEMATİKÇİ VE ASTRONOM

Üstün bir zekaya sahip olan Uluğ Bey başarılı bir matematikçi ve astronomdu. Henüz küçük denecek yaşta Merâga Rasathânesi'ni görmüş ve zihninde ona bir yer ayırmıştı. Bu sebeple Merâga'dan sonra en büyük rasathâneyi Semerkant'ta kurmuştur. Bu yapı, Kadızâde-i Rûmî ile Cemşîd el-Kâşî'nin gözetiminde inşa edilmekteydi. Ancak bu iki âlim rasathâne tamamlanmadan vefat etmiş, onların yerine Ali Kuşçu getirilmiştir.

Uluğ Bey'in ölümüne kadar otuz yıl faaliyetini sürdüren rasathâne ve burada oluşturulan astronomi tabloları teleskopun icadına kadar ilim dünyasında etkili olmuştur.

Uluğ Bey, kullandığı Zîc-i İlhânî'de gördüğü bazı ölçüm hatalarını ve eksiklikleri gidermek için hem İslâm dünyasında hem Avrupa'da alanında kaynak eser kabul edilen Zîc-i Uluğ Bey'i meydana getirmiştir. Ayrıca onun geometri alanında ve özellikle üçgenler konusunda araştırmalar yaparak tanjant ve sinüs cetvelleri oluşturduğu bilinmektedir.

2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN