Osmanlı'da unutulmaz bir gelenek Baklava Alayı
Osmanlı İmparatorluğu'nun ihtişamını ve askerine verdiği değeri gösteren Baklava Alayı, her sene Ramazan ayının 15. günü İstanbul semalarında yankılanan eşsiz bir gelenekti. Padişahın, Hırka-i Şerif ziyaretinin ardından Yeniçeri Ocağı'na bir şükran nişanesi olarak sunduğu yüzlerce tepsi baklava, saray mutfağından kışlalara kadar omuzlarda taşınırken halkın coşkulu alkışları eşliğinde adeta bir görsel şölene dönüşürdü. Yalnızca bir ziyafet değil, aynı zamanda devlet ile ordu arasındaki sarsılmaz bağın ve saray mutfağındaki zanaatın zirve noktası olan bu tören, tarihin en tatlı askeri seremonisi olarak hafızalardaki yerini halen korumakta...
◾ Osmanlı'da mübarek Ramazan ayına dair birbirinden farklı pek çok gelenek bulunuyor. Bunlardan biri de her sene Ramazan'ın 15'inde yapılan "Baklava Alayı"
◾ Bu alaylar, Osmanlı Devleti'nin en parlak dönemlerinden biri olan Kanuni Sultan Süleyman zamanında gelenekselleşmiş, ince bir düşüncenin tezahürü olarak ortaya çıkmıştır.
◾ Padişahın askerlerine bir övme vesilesi olarak görülen bu alaylar, Osmanlı saltanatının da azametini ve halkına karşı özenli yaklaşımını ifade ediyor.
◾ Gelelim merasimin işleyişine. Her yıl Ramazan ayının 15. günü Hırka-i Saadet'in ziyareti ardından gerçekleştirilen bu törenin merkezi elbette dönemin gözde ve simge yapılarından biri olan Topkapı Sarayı idi.
◾ Ramazan'ın 15, Yeniçeri Ocağı'na bağlı tüm ekipler böylesine özel bir gün için ihtişamlı saraya davet edilirdi. Saraya gelen askerler, yapının ikinci avlusuna açılan Orta Kapı'dan içeri girerlerdi.
◾ Buradan saraya alınan askerler direkt mutfağa sevk edilir, baklavaları yüklenmek üzere sıraya dizilirlerdi.
◾ Mutfakta her on neferin taşıyabileceği tepsiler hazırlanırdır. Bu tepsiler elbette bir beze bağlanır o şekilde taşınırdı. Bu bezlerin ismi ise "futa" idi.
◾ Törenin protokol yönetimini "Silâhdar Ağa" üstlenirdi. Silâhdar Ağa'nın sağ koltuğunda Anahtar Ağası sol koltuğunda ise Başala olacak şekilde Babüssade'den çıkarlar ve baklava tepsilerinin bulunduğu alana gelirlerdi.
◾ Hiç şüphesiz alayın en mühim olayı, padişahın da sembolik olarak Yeniçeri Ocağı'nda kayıtlı bir nefer sayılmasıydı. İşte bu nedenle de Silâhdar Ağa, ilk iki tepsi baklavayı sultan adına teslim almaktaydı.
◾ Seremoni sonradan şöyle devam ederdi; ortadan seçilen iki nefer kendilerine ayrılan baklava tepsilerini futuların düğüm yerlerinden geçirir, yeşil boyalı sırıklara yerleştirir ve en sonunda da omuzlara yüklerlerdi.