Bir Sürgün Hikayesi: Kara Ayaklar
Bir zamanlar sömürge hukukunun sunduğu ayrıcalıklarla yaşayan, ancak bağımsızlık sonrası hem doğdukları topraklarda "işgalci" hem de sığındıkları ana vatanlarında "yabancı" ilan edilen bir topluluk: Kara Ayaklar. Sömürgecilik sisteminin en karmaşık insanlık trajedilerinden birini simgeleyen Pieds-Noirs meselesi, Akdeniz'in iki yakasında köksüzlük, sürgün ve mülkiyet tartışmaları üzerinden yaşamaya devam ediyor.
◼ 1830 yılında Fransa'nın Cezayir'i işgal etmesiyle başlayan 132 yıllık sömürge dönemi, Kuzey Afrika'da sadece siyasi sınırları değiştirmekle kalmamış, günümüze kadar uzanan derin bir toplumsal ve hukuki miras bırakmıştı.
◼ Bu sürecin odak noktasında, sömürge yönetimi boyunca bölgeye yerleşen ve "Pieds-Noirs" (Kara Ayaklar) olarak adlandırılan Avrupa kökenli nüfus yer alır.
◼ "Kara Ayak" ifadesinin nereden geldiğine dair kesin bir tarihsel kanıt olmamakla birlikte, Fransız askerlerinin siyah çizmelerinden veya kömür işçilerinin kirlenen ayaklarından mülhem çeşitli anlatılar mevcuttur.
◼ Cezayir'deki Fransız hakimiyetinin temel karakteristiği, kurulan eşitsiz hukuk düzeniydi. Avrupalı yerleşimciler ile sömürge yönetiminin koruduğu yerli Yahudiler, Fransız vatandaşlığının getirdiği tüm siyasi, hukuki ve ekonomik imtiyazlardan eksiksiz biçimde yararlanıyordu.
◼ Buna karşılık "Fransız tebaası" sayılan öz Müslüman Cezayir halkı, anayasal vatandaşlık haklarından mahrum bırakılarak ikincil sınıf bir toplumsal statüye hapsedilmişti.
◼ Sömürge yönetiminin "Code de l'indigénat" (Yerli Yasası) adıyla yürürlüğe koyduğu cezalandırma ve denetim mekanizmaları, yerli halkın hareket alanını tamamen kısıtladı.
◼ Bununla da kalınmayıp çıkarılan özel arazi kanunlarıyla, yüzyıllardır yerel kabilelere ve halka ait olan milyonlarca hektar verimli tarım arazisi Avrupalı göçmenlere devredildi. Bu durum, sömürgecilerin ekonomik güç kazanmasını sağlarken yerli nüfusu kendi topraklarında mülksüzleştirdi.
Kudüs'ten Malta'ya Uzanan Bir Şer Odağı: Hospitalier Şövalyeleri
◼ Kamuoyundaki yaygın algının aksine Kara Ayakların tamamı büyük malikanelere ve dev çiftliklere sahip aristokratlar veya zengin sömürgecilerden oluşmuyordu. Topluluğun önemli bir kısmını Avrupa'daki sefaletten kaçıp gelen işçiler, küçük esnaflar, memurlar ve zanaatkarlar oluşturmaktaydı.
◼ Ancak ekonomik durumları ne olursa olsun, en yoksul Kara Ayak bile sömürge sisteminin sağladığı hukuki ve siyasi koruma zırhı sayesinde yerli Müslüman çoğunluktan her zaman daha ayrıcalıklı bir konumdaydı.
◼ Fransa'nın uyguladığı katı sömürge rejimi, Avrupalı azınlık ile yerli Arap-Berberi çoğunluk arasında geçişe izin vermeyen adeta bir ırksal ayrımcılık duvarı ördü.
◼ Bu sistemde arada kalan tek grup, sömürge ordusunda görev yapan "Harki" adlı yerli Müslüman askerler oldu. Bağımsızlık sonrasında hem Kara Ayaklar hem de Fransız idaresi tarafından kaderine terk edilen Harkiler, kendi toplumlarınca "hain" olarak nitelendirildi ve büyük misillemelere maruz kaldılar.
Kadavra Sinodu: Papa Formosus'un Cesedini Yargılayan Mahkeme