Arama

Batı'nın karanlık yüzü: Cadı avı

Batı'nın Orta Çağı "karanlık" olarak tanımlanır. Bunun en büyük nedeni ise cadı avlarıdır. Kadın ile cadıyı özdeşleştirmekle kalmayıp "kötü ve yok edilmesi gereken varlık" olarak gördükleri bu kişileri yakalayıp, yargılarlar. Onlara türlü işkenceler uygulayarak cadı deneyleri dedikleri eziyetleri yaparlar. Avrupa, böyle karanlık bir kuyudayken dönemin Doğusu ise İslam ve ilim üzerine kurdukları medeniyetlerini yükseltmekle meşguldür.

Sesli dinlemek için tıklayınız.

Cadı avı ve kilise

🔸 Cadı avının çıkışında kilise önemli bir faktördür. Dönemin kilisesi, bir nevi kendi otoritesini yitirmeye başlar. Bu gücü geri kazanmak için de kadınları cadı olarak nitelendirir.

Ülgen, dönemin yapısını şöyle anlatır:

"Orta Çağ Avrupasında patriarkal* bir sistem vardır. Bu sistem içerisinde kadını istemezler. Bu dönemde Avrupa'da bütün otoriteler, erkek figürü üzerinden gider ve önemli mesleklerde kadınlara yer vermezler. Kadınların duygusallığından ötürü zayıf varlıklar olduklarına inanırlar".

(X) *Patriarkal: Ataerkillik

Cadılara yönelik Haçlı Seferleri

🔸 Cadılık, o dönemde heretik* gruplar içerisinde değerlendirilmeye başlar. Çünkü Katolik öğretisine aykırı olarak görülen bütün gruplar onlara göre sapkındır.

🔸 Kilise, böylece cadılara yönelik çalışmalar yapmaya başlar. Engizisyon* mahkemeleri adı altında işkence mekanizmalarını kurar ve durumu yasallaştırmak için engizitörleri görevlendirir. Cadılara yönelik Haçlı Seferleri de aynı süreçte başlar.

(X) *Heretik: Dalalet, sapınç, sapkınlıktır. Doğru yoldan ayrılan her türlü düşüncedir.
(X) *Engizisyon: Hristiyanlıktan uzaklaşan veya dini esaslara aykırı davrananları cezalandırmak amacıyla kurulan Katolik kilise mahkemeleridir.
(X) *Engizitör: Sorgulamacı olarak bilinen resmi görevlilerdir. Kiliseyle ilgisi bulunmayan adliye memurlarından oluşur.

(X) Avrupa'nın hastalıklı tarihinin vesikası: Engizisyon mahkemeleri

İlk cadı avı

🔸 İlk cadı davası, Orleans'te yaklaşık 1200'lü yıllarda gerçekleşir. Davada kilise, cadılardan yakılarak kurtulacaklarını düşünürler. 1780'li yıllara kadar olan süreçte kadınlar, cadılıkla suçlanır. Bu acı olaylar, Avrupa'nın aydınlanma diye düşünülen döneminde devam ederek zirveye çıkar.

🔸 Başlarda şifacı kadınların öldürülmesi ile ortaya çıkan cadı avlarında soylu, soysuz fark etmeksizin, gerekçe bulunmadan birçok kadın yakalanır. Türlü işkenceler gören kadınlar, katledilir. İçlerinde, işkenceler sonucu sağ kalan yoktur sadece kaçanlar bu eziyetten kurtulabilir.

🔸 Öldürülenlerin malları, direkt olarak kilisenin hazinesine geçer. Bu noktada avların sebebinin ekonomik olup olmadığı konusuna değinen Ülgen, "Orada gerçekten çok kilit bir nokta var. Çünkü bazı soylu kadınlar da böyle yargılanıyorlar cadı diye. Öldürüldükten sonra onlara ait olan mal mülk ne varsa kilisenin kendi hazinesine devrediliyordu. Bu nokta biraz soru işareti. Acaba kilise, zenginleşmek için de bunu kullanmış olabilir mi diyebiliriz. Çünkü kilise, Orta Çağ'da en zengin kurum. Bu nedenle ekonomik sebepler de olabilir" ifadelerini kullanır.

(X) Avrupa'nın karanlık yüzü: Orta Çağ

"Avların bitişi; bilim ve teknoloji"

🔸 40 ile 60 bin arasında kadının sebepsiz yere katledildiği cadı avı meselesinin bitişi ile ilgili Ülgen, "O dönemde gerçekten zirveye ulaşan bir durum vardı. O azaldı ve sonradan kadınlara yönelik olan düşünceler şekil değiştirmeye başladı. Oradaki anahtar kelime ise teknoloji. Bilim ve teknoloji belirli bir seviyeye ulaştıktan sonra kadınların özgürlüklerini ele alması kolaylaşmaya başladı" der.

🔸 Avrupa'da bilim ve teknolojinin gelişmesi, din ve siyasetin halk üzerinde etkisinin azalmasına neden olur. Avın bitiş süreci denilen dönemde İngiltere'de sanayi devrimi, Fransız İhtilali yaşanır. Böylece demokrasi, eşitlik, özgürlük fikirleriyle artık "cadı avları" yavaş yavaş azalır.

Orta Çağ'da İslam ve Doğu

🔸 Orta Çağ Avrupasının karanlığının dışında kalan Doğu ise parlak bir dönem yaşar. Orta Çağ'ın Doğusunda felsefe, bilim gibi ilmi düşüncelerin önü açılır. İslam'ın temel kaynakları Kur'an ve sünnet üzerine inşa edilen medeniyetin diğer coğrafyalara göre ilmi anlamda daha da öne çıkmasını sağlayan ise kurulan Beytülhikme'dir.

Ülgen, Orta Çağ'ı şöyle anlatır: "Orta Çağ'ı değerlendirirken Doğu ve Batı üzerinden değerlendirmek lazım. Yani her iki taraflı olarak da okumak gerekiyor. Çünkü Orta Çağ'da Doğu ve Batı bir bütün. Gerek savaşlar açısından gerek Haçlı Seferleri açısından. İslam dünyasına bu noktada "karanlık" denilmesi zaten çok yanlış bir faktör ama genel anlamda Orta Çağ karanlıktır denildiğinde işin içine maalesef Doğu dünyası da Batı dünyası da girmiş oluyor. Bu noktada hemen bizim İslam dünyasına bakmamız lazım. Halife Memun'u unutmamamız gerekiyor."

(X) İslam Altın Çağı'nın oluşum süreci

Halife Memun kimdir?

🔸 Bağdat yakınlarında dünyaya gelen Memun, 813-833 yılları arasında Abbasi halifeliği yapar. Eğitimini sarayda alan Memun, Ali b. Hamza el-Kisâî'den Arapçayı incelikleriyle öğrenir. Hüşeym b. Beşîr, Abbâd b. Avvâm, Yûsuf b. Atıyye gibi hocalardan hadis dersleri alır, farklı hocalardan fıkıh ilmini öğrenir.

🔸 Klasik felsefe ve tabiat ilimleriyle yakından ilgilenen halife, alimleri destekler ve ilim kurumları oluşturur. İlim ve tercüme faaliyetlerine altın çağını yaşatan Beytülhikme'yi 830 yılında Bağdat'ta kurar.

🔸 Seferler sırasında ele geçirdiği, Kıbrıs ve Sicilya gibi komşu ülkelerden satın aldığı çok sayıda kıymetli eseri Beytülhikme'ye kazandırır. Bu dönemde Grekçeden Arapçaya çevrilen eserlerin sayısı kırktan fazladır. Bizans'tan getirilen eserler arasında Platon, Aristo, Hipokrat, Galenos, Öklid ve Batlamyus gibi filozof ve tabiat bilimcilerine ait kitaplar da vardır. Pergeli matematikçi Apollonios'un İslâm dünyasında Kitâbü'l-Mahrûtât adıyla bilinen eserinin birinci bölümü de Bağdat'a getirilen kitaplar arasındadır.

(X) Halife Memun'un çağının ötesine ulaşan astronomi çalışmaları

2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN