Alman Çeşmesi’nin Gizli Hikayesi
Bugün İstanbul'un en çok fotoğraflanan yapıları arasında yer alan Alman Çeşmesi, tarihin sayfalarından fırlayıp gelen bir "dostluk anıtı" olarak ziyaretçileri cezbetmeye devam ediyor. Meydanın kalbinde duran bu eşsiz eser, geçmişin büyük güçlerinin nasıl görsel diplomasi oluşturduğunun canlı bir örneği. Günümüzde UNESCO Dünya Mirası alanında yer alan çeşme, her gün binlerce turistin objektifine yansıyor. Almanya'da üretilip gemilerle İstanbul'a taşınan, altın kubbesinde iki imparatorun imzasını taşıyan şaheseri anlattık.
◾ Sultanahmet'te en çok fotoğraflanan bu eser, bölgenin en önemli şahitlerinden.
◾ Sadece bir mimari eser değil, aynı zamanda dünya siyaset tarihinin taşlara kazınmış bir özeti gibi duruyor önümüzde.
◾ Yıl 1898'in sonbaharını gösterdiğinde, İstanbul'a görkemli bir gemi yaklaşır. İçinden dönemin en tartışmalı isimlerinden biri olan II. Wilhelm iner. Wilhelm, Doğu'nun gizemine ve Osmanlı'nın gücüne hayrandır.
◾ Osmanlı İmparatorluğu'na yapılan bu ziyaret tahmin edilebileceği üzere yalnızca kahve içmek veyahut manzara seyretmek için değildir. Aksine çok daha siyasi bir meseleden ötürü oradadır, II. Wilhelm.
◾ Bağdat Demiryolu gibi devasa projelerin ve İngiltere-Fransa blokuna karşı kurulacak büyük bir ittifakın tohumları atılmak üzeredir. Wilhelm, Sultan II. Abdülhamid'in misafirperverliğinde öyle etkilenir ki bu kadim şehre ikinci gelişinde kalıcı bir hediye bırakmak ister.
◾ Bu hediye, ne Avrupa'nın soğuk heykellerine benzemeli ne de İslam sanatının içinde yabancı kalmalıdır. Bir çeşme yapılmaya karar verilir, yapımı başlar.
◾ Alman İmparatoru Kaiser Wilhelm, bu çeşmenin planlarını Max Spitta isimli bir mimara çizdirir. Bu eşsiz güzellikteki çeşmenin her bir sütunu ve kubbesindeki binlerce küçük mozaik parçası Almanya'da yaptırmıştır.
◾ Dessasu'daki atölyede tek tek işlenen bu güzide eser, 1900'lü yılların sonunda Alman gemileri ile İstanbul'a devasa sandıklarla taşınır.
◾ Tam sekiz devasa sandıkla taşınan parçalar İstanbul'da adeta bir lego gibi birleştirilir. Alman mühendislik harikası, ecdadımızın estetik bakış açısıyla harmanlanır ve eski Hipodrom meydanına yerleştirilir.