Zifiri Karanlıkta Bir Kandil: Kur'an-ı Kerim'de Hidayet İklimi
Kur'an-ı Kerim'de 'hidayet' kavramı, yalnızca birkaç ayetle sınırlı kalmayan, varoluşun merkezine yerleştirilmiş ilahi bir pusuladır. Fatiha suresinin 6. ayetindeki 'Bizi dosdoğru yola ilet' duasıyla başlayan bu rehberlik serüveni, 300'den fazla ayette Allah'ın lütfu, insanın iradesi ve vahyin ışığı ekseninde işlenir. Hidayet; karanlıktan aydınlığa çıkışın, zihinsel karmaşadan kalbi huzura erişin ve kulun Rabbiyle buluştuğu o 'Sırat-ı Mustakim'in Kur'an-ı Kerim'deki en berrak izdüşümüdür...
◾
Onları doğru yola iletmek senin üzerine borç değildir, fakat Allah dilediğini doğru yola iletir. Hayır için yaptığınız her harcama kendiniz içindir. Verdiklerinizi ancak Allah rızası için verirsiniz. Hayır için yaptığınız her harcamanın karşılığını da hiçbir haksızlığa uğramaksızın tam olarak alacaksınız.
Bakara suresi-272. ayet
TEFSİRİ
Hikmetin mânalarından biri de "ilâhî irşad ve hidayet" idi. Bu büyük lutuf Allah'ın elindedir; peygamber de olsa, hiçbir kulun başkalarına hidayet lutfetme imkânı yoktur. Allah'ın hikmet ve hidayet lutfunda da –kendi koyduğu kanun gereğince– kulun yönelişi ve hak edişinin etkisi vardır.
İbnü'l-Cevzî'den Nefis Terbiyesi ve Ebedi Kurtuluşun Yolları
◾
Kuşkusuz sen istediğini hidayete erdiremezsin. Ama Allah dilediğini hidayete erdirir ve hidayete erecek olanları en iyi O bilir.
Kasas suresi-56. ayet
TEFSİRİ
"Allah dilediğini hidayete erdirir" diye çevirdiğimiz cümle "Allah dileyeni hidayete erdirir" şeklinde de tercüme edilebilir. Sahih kaynaklarda nakledilen rivayetlere göre Hz. Peygamber ölmek üzere olan amcası Ebû Tâlib'e İslâm dinini telkin etmiş, ancak Ebû Tâlib kabul etmemiş, bundan dolayı son derecede üzülen Hz. Peygamber'i teselli etmek üzere bu âyet inmiştir (Buhârî, "Tefsîr", 28/1; Taberî, 91-93; Şevkânî, IV, 174). Bununla birlikte âyeti muayyen bir sebep veya zamana tahsis etmeden genel anlamda değerlendirmek, bir kimseyi –kendi istek ve eğilimi olmadıkça– doğru yola getirmeye çalışmanın bir noktadan sonra yararsız olduğunu söylemek daha uygun olur.
◾
Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslâm'a açar; kimi de saptırmak isterse, göğe çıkıyormuş gibi kalbine darlık ve sıkıntı verir. Allah inanmayanları işte böyle cezalandırır.
En'âm suresi-125. ayet
TEFSİRİ
Bir önceki âyette bildirildiğine göre müşrikler, Allah'ın elçilerine verilenlerin benzerleri kendilerine de verilmedikçe asla inanmayacaklarını ilân etmişler, güya zâhirî bazı sebeplere dayanarak kendilerini de peygamberliğe lâyık görmüşlerdi. Bu âyet gösteriyor ki, Allah'ın evrende mutlak geçerli olan küllî kanunları insanların inanç ve amel hayatında da geçerlidir ve bütün zâhirî sebeplerin ötesinde asıl ve gerçek sebeptir. O, küllî kanunları uyarınca, birinin hidayete ulaşmasını dilerse onun gönlünü İslâm'a açar, onu sevdirir ve kabul ettirir; eğer birinin haktan uzak kalmasını istiyorsa onun da kalbine hakkı benimseyip sevmesini engelleyici bir darlık ve sıkıntı verir.
◾
İşte kitap; onda asla şüphe yoktur. O, günahtan sakınanlar için bir rehberdir.
Bakara suresi- 2. ayet
TEFSİRİ
Bakara sûresi Medine'de nâzil olduğuna göre daha önce birçok sûrenin gelmiş olması gerekir. Bu sûrelerle önemli bir kısmı tamamlanmış bulunan metne "kitap" demek uygun görülmüştür."Şüphe yok" ifadesi, hem kitabın Allah'tan geldiği, anlatmak istediğini açıkça anlatabildiği hem de onun bir kılavuz, rehber, ışık olmasıyla ilgilidir; her iki konuda da şüpheye yer yoktur."Rehber" diye çevirdiğimiz hüdâ hidâyetle aynı kökten olup Allah'ın razı olduğu hayat tarzında, iman, ibadet ve ahlâk yolunda ilâhî rehberliği ifade etmektedir. Bu rehberlikten yararlanabilmek için kişide yukarıdaki âyetlerde nitelikleri açıklanan bilincin bulunması gerekir.
◾
Kuşkusuz bu Kur'an en doğru olana iletir; dünya ve âhiret için yararlı işler yapan müminlere, kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.
İsrâ suresi- 9. ayet
TEFSİRİ
Kur'an'ın asıl işlevi, insanlık için bir rehber olması, "en doğru olan"a götürmesidir. "En doğru olan"la ilgili açıklamalar genellikle şu noktada toplanmaktadır: En doğru olan, öncelikle İslâm dini, yani onun temel öğretisi olan doğru itikad, güzel ameldir. Bu ikisini gerçekleştiren de Allah tarafından ödüllendirileceği için Kur'an aynı zamanda bu büyük ecri kazanmaya vesiledir. Öte yandan Kur'an âhirete inanmayanlara Allah'ın ağır bir azap hazırladığını da haber vermektedir ki, insanların doğruyu bulması için Kur'an'ın dikkat çektiği hususlardan biri de budur. Çünkü peşin fikirli olmadan hakikate karşı zihnini ve gönlünü açık tutanlar Kur'an'ın bu uyarıları sayesinde âhiret azabından korunmak gerektiğinin şuurunda olarak günahlardan uzaklaşma ve arınma çabası gösterirler.