Peygamber Efendimizin vahiy katipleri
Peygamber Efendimize ilk vahiy 40 yaşında iken, Hira mağarasında bulunduğu bir zamanda "Yaratan Rabbinin adıyla oku!" ayetleri ile gelmişti. Ardından parça parça nüzul olan Kur'an-ı Kerim, hem müminler tarafından ezberlenmiş hem de o günün şartlarıyla kemik, deri parçaları, hurma dalları ve parşömen gibi yüzeylere yazılmıştı. Ayetleri yazıya geçiren ve vahiy katipleri olarak anılan sahabeler, Kur'an-ı Kerim'in eksiksiz olarak bir araya getirilmesine vesile olmuşlar, bizlere değerli bir miras bırakmışlardı. Peki, Peygamberimizin vahiy katipleri kimlerdi? Kaç vahiy katibi vardı?
Önceki Resimler için Tıklayınız
Nitekim kendileri yazamayacak durumda olan sahabilerin, ellerindeki sayfalarla Peygamberimizin yanına gelip kâtip aradıkları ve istinsah işinin ücret karşılığı değil Allah rızası için yapıldığı nakledilir.
Resûlullah'ın düşman bölgelerine Kur'an'la gidilmesini yasaklaması da ashap arasında ayetlerin yazılı şekilde bulunduğunu göstermektedir.
İlk inen ayetlerin genelde kısa olması sebebiyle hemen ezberlendiği ve o günün şartları sebebiyle vahiylerin düzenli biçimde yazıya aktarılması işine sonradan başlandığı düşünülebilir. Bununla birlikte bazı rivayetler yazım işinin Mekke döneminde de yapıldığını ortaya koyar.
Bu rivayetlerin başında nübüvvetin beşinci yılında Ömer bin Hattâb'ın Müslüman oluşundan söz eden rivayet gelmektedir. Nitekim Ömer'in kız kardeşinin evinde Tâhâ ve Tekvîr sûrelerinin ilk âyetlerini yazılı şekilde gördüğü ve okuduğu bu rivayetten anlaşılır.
Zeyd bin Sâbit'ten nakledildiğine göre Resûl-i Ekrem ayetleri yazdırdıktan sonra kâtiplerin yazdıklarını okumalarını ister, bir hata varsa onu tashih ettirirdi.
Hz. Peygamber vahiy kâtiplerine sadece yeni inen ayeti yazdırmakla kalmaz, "Bu âyeti şu şu hususların zikredildiği sûrenin içine koyun" demek suretiyle o ayetin yazılacağı yeri de bildirirdi. Kendisine bu sıralamayı Cebrail'in öğrettiği nakledilir.
Çinlilerin bulduğu kâğıt İslam dünyasına çok sonra 751 yılında girdiğinden o dönemde yazı malzemesi olarak "kırtâs" adıyla anılan Mısır kaynaklı papirüsler, tabaklanmış deri, deri/kâğıt parçaları, ceylan derisinden mâmul parşömen, ipek ve kumaş kullanılıyordu.
Nispeten pahalı olan ve az bulunan bu malzemelerin dışında hurma dalları, düz satıhlı taşlar, kürek ve kaburga kemikleriyle tahta ve seramik parçaları da vahyin yazıya geçirilmesi aşamasında kullanılmıştır.
Bu konudaki farklılığın en önemli sebebi vahiy kâtipleriyle mektup, ahidnâme, ganimet kayıtları gibi hususlarda kâtiplik yapanların ayırt edilememesidir. İlgili rivayetlerden kâtipler arasında iş bölümünün olduğu ve vahiy yazımında sadece belirli isimlerin görev aldığı anlaşılır.
Bir ayırım yapmadan Hz. Peygamber'in kâtiplerini Cehşiyârî 14, Bâkıllânî 43 olarak kaydetmiştir. M. Mustafa el-A'zamî ise bir kısmı tartışmalı 65 isim saymaktadır. Taberî 4'ü vahiy kâtibi 8, İbn Abdürabbih 5'i vahiy kâtibi 14 kişi zikretmektedir.