Yeryüzünün Üç Harem-i Şerifi
İslam medeniyetinin kalbi, yeryüzünün en kutsal üç mabedinde atmakta: Mekke-i Mükerreme'deki Mescid-i Haram, Medine-i Münevvere'deki Mescid-i Nebevi ve ilk kıblemiz olan Kudüs-i Şerif'teki Mescid-i Aksa. Bu üç mukaddes mekan, sadece birer ibadethane değil; vahyin indiği, peygamberlerin ayak bastığı ve İslam tarihinin şekillendiği manevi kaleler. İslam literatüründeki "Harem-i Şerif" ünvanının manevi anlamını ve Müslümanlar için taşıdığı eşsiz değeri bu içeriğimizde kısaca derledik.
◾ İslam coğrafyasında Harem-i Şerif denildiğinde zihinlerde genellikle yalnızca Kabe bölgesi canlanır. Oysa bu terkip, sınırları özel olarak belirlenmiş birden fazla kutsal mekanı kapsamakta. Mekke'de, göz bebeğimiz Kabe'yi sarıp sarmalayan Mescid-i Haram, Medine'de Efendimiz'in (sav) makamının bulunduğu Mescid-i Nebevi ve Kudüs'te mazlum coğrafyanın direnişinin sembolü Mescid-i Aksa...
◾ Kelime manasıyla "korunmuş ve dokunulmaz" olanı simgeleyen harem ile "kutsal ve yüce"yi ifade eden şerif kelimeleri, bu mekanlarda tek bir ruha dönüşür. Bu terkip; yüzyıllardır müminlerin secdeye kapandığı, Yüce Yaratıcı'yı zikrettiği o kutsal mescidlerimizin simgesi...
Ebu Hureyre'den (ra) aktarıldığına göre; Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Şu üç mescidden başkasına yolculuk edilmez: Mescid-i Haram, Mescidu'r-Rasul (Mescid-i Nebevi) ve Mescid-i Aksa."
Buhari, Fadlu's-Salati fi Mescidi Mekke ve'l-Medine 1, 1189
◾ Yeryüzünün manevi çekim merkezi, ilk ibadethanesi olan Mescid-i Haram Kur'an-ı Kerim'de defalarca zikredilmekte. Mescid-i Haram; Kabe'yi ve onun etrafını saran bu kutsal alanı ifade ediyor. Bu bölge için aynı zamanda el-Beyt, Harem-i Şerif gibi farklı isimler de tercih ediliyor.
◾ Coğrafyaları, dilleri ve renkleri aşan bir kardeşliğin nişanesi olan Kabe, tarihsel süreç boyunca barındırdığı manevi değerin yanı sıra şehirdeki sosyal, hukuki ve dini hayatın da kalbi.
"Gerçek şu ki, insanlar için yapılmış olan ilk ev, alemlere bir hidayet ve bir bereket kaynağı olan Mekke'deki evdir."
Al-i İmran/96
◾ Mescid-i Haram, fiziki yapısı itibarıyla yüzyıllar içinde büyük bir mimari değişim ve genişleme süreci geçirdi. İlk olarak Hz. Ömer ve Hz. Osman dönemlerinde çevresindeki yapıların istimlak edilmesiyle genişlemeye başladı. Daha sonra Emevi, Abbasi, Memlük ve Osmanlı devletleri döneminde yapılan ilaveler, sütunlar, revaklar ve kubbelerle köklü bir dönüşüm yaşadı.
◾ Özellikle Osmanlı döneminde II. Selim ve III. Murad zamanında ciddi yatırımlar yapılmıştı. Kabenin etrafına inşa edilen mahruti kubbeler mekana klasik mimari şeklini kazandırmıştı. 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ise Suudi Arabistan ziyaretçi sayısına uygun devasa genişletme projeleri yürüttü. Böylece Kabe, yüz binlerce kişinin aynı anda ibadet edebildiği modern bir komplekse dönüştü.
Cabir'den (ra) aktarıldığına göre; Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Mescid-i Haram'da kılınan bir namaz, diğerlerinde kılınan yüz bin namazdan daha faziletlidir."
İbn Mace, İkametu's-Salat, 1406
Mahruti kubbe nedir?
Mahruti kubbe; dairesel veya çokgen bir tabandan başlayıp yukarıya doğru konik bir külah şeklinde sivrilen, çoğunlukla içten yarım küre görünümündeyken dıştan piramidal bir çatı ile örtülen geleneksel mimari öge.
◾ Dini ve mimari öneminin ötesinde Mescid-i Haram, tarih boyunca küresel bir ilim ve kültür merkezi işlevi gördü. Çevresindeki medreseler, avlusunda kurulan ders halkaları ve fetva meclisleri sayesinde İslami ilimlerin gelişip yayılmasında belirleyici rolü oynadı.
◾ Müslümanların hac ve umre dönemlerinde bir araya geldiği en temel buluşma noktası olma vasfını günümüze kadar korumuş durumda.
"O zaman biz o evi insanların gidip gelip ziyaret edecekleri bir makam ve bir güvenlik yeri yaptık. Siz de İbrahim'in makamından kendinize namaz kılacak bir yer edinin. İbrahim ve İsmail'e de, 'Tavaf edecekler için, kendini ibadete verecekler, rüku ve secde edecekler için evimi temiz tutun' diye talimat verdik."
Bakara/125
◾ Mescid-i Nebevi ise Kabe'nin o azametli ve kuşatıcı tefekkürünün ardından, müminin ruhunu şefkatle sarmalayan ikinci harem-i şerif. İslam tarihinin en önemli mekanlarından biri olan Mescid-i Nebevi, Hz. Peygamber'in Mekke'den Medine'ye hicretinden kısa bir süre sonra inşa edilmişti. İki yetim çocuğa ait bir arsayı satın alarak temelleri atılan mescid, bizzat Resul-i Ekrem ve ashabının gayretleriyle tamamlandı.
◾ Zamanla Müslümanların ibadet ettiği ve toplumsal işlerini yürüttüğü ana merkez haline geldi. Kabe ve Mescid-i Aksa ile birlikte İslam'ın en faziletli ve kutsal mekanları arasında yer alan bu mescid, çok yönlü işleviyle sonraki dönemlerde inşa edilen tüm camiler için model işlevi gördü.
Ebu Hureyre'den (ra) aktarıldığına göre; Peygamber (sav) şöyle dedi: "Benim şu mescidimde (Mescid-i Nebevi) kılınan bir namaz, (Mekke'deki) Harem Mescidi müstesna olmak üzere, başka mescidlerde kılınan bin namazdan hayırlıdır."
Buhari, Fadlu's-Salati fi Mescidi Mekke ve'l-Medine 1, 1190