Edebiyatımızın sancılı direnişi: Kudüs
Müslümanları Mescid-i Aksa ve Kudüs'ten uzaklaştırmak amacıyla özellikle Ramazan aylarında İsrail'in yaptığı zulüm ve bağnazlık bu yıl da kendisini gösterdi. 250 Filistinlinin yaralandığı namaz esnasındaki alçak saldırı ve geçmişte yaşananlara, Filistinliler "1948" yılından beri direniyor. Bu soylu direnmeye kalemleriyle destek veren edebiyatçılarımızın dizelerinde Kudüs ruhu, bir yürek sızısı olarak yerini aldı. Gelin, geçmişten günümüze edebiyatımızda Kudüs nasıl yer almış yakından bakalım….
Önceki Resimler için Tıklayınız
🔶 Günümüz edebiyatında Kudüs dediğimiz vakit akla gelen ilk şair şüphesiz "Yüreğimin yarısı Mekke'dir, geri kalanı da Medine'dir. Üstünde bir tül gibi Kudüs vardır." diyen Nuri Pakdil'dir.
🔶 Şairin bu tutkusu edebiyat çevrelerince "Kudüs şairi" diye anılmasına sebebiyet vermiştir. "Yürü kardeşim Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin" dizesiyle okuru ayaklandıran Anneler ve Kudüsler, Nuri Pakdil'in bu beldeye bakış açısını en iyi yansıtan şiirdir.
"Tûr Dağı'nı yaşa
Ki bilesin nerde Kudüs
Ben Kudüs'ü kol saati gibi taşıyorum
Ayarlanmadan Kudüs'e
Boşuna vakit geçirirsin
Buz tutar
Gözün görmez olur
Gel Anne ol
Çünkü anne
Bir çocuktan bir Kudüs yapar
Adam baba olunca
İçinde bir Kudüs canlanır
Yürü kardeşim
Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin"
🔶 Nuri Pakdil'e göre "Kudüs sevilmeden insanlığa girilmez. Bizim için daha da özel bir konumu vardır: Kudüs'ü savunmak gerçek bağımsızlığı savunmaktır." Sezai Karakoç'ta olduğu gibi Nuri Pakdil de Kudüs'ün insanlığa açılan "evrensel" yönüne ithafta bulunmuştur.
🔶 İslami bir coşku ve dilin yer aldığı bu şiir, ilk defa Edebiyat dergisinde 1972 tarihinde yayımlanmıştır. İslam dünyasına karşı yapılan zulümlerin Kudüs üzerinden anlatıldığı bu şiirde, anne imgesi karşımıza çıkar.
🔶 Nuri Pakdil şiirleri, anne lirizmi ile Kudüs gerçeği arasında gidip gelen bir çizgidedir. Kudüs, somut bir mekan olduğu kadar, soyut bir algıdır da. Onun için Kudüs ve anne çoğu zaman bir kavramlardır. Anne Kudüs'tür, Kudüs de anne.
🔶 Müslümanlara karşı yapılan zulme şiirleriyle karşı çıkan isimlerden biri de edebiyatımızın özgün kalemi Cahit Zarifoğlu'dur. Daralan Vakitler şiiri tam manasıyla Kudüs'ü anlatmasa da içerdiği mesaj bakımından bir Kudüs şiiri sayılmaktadır.
🔶 Nitekim Zarifoğlu, Kudüs'ün yanı başındaki Beyrut'ta yapılan katliama, Kudüs üzerinden dikkat çekmeye çalışmıştır. Bu şiirde zulmü kınamayan ve buna karşı tepkisiz kalan Müslümanlar eleştirilir.
🔶 Beyrut Kudüs'ün yanı başında gözleri yaşlıyken Müslümanlar gelinmez bir dünyada gibi çok ama çok uzaktadırlar…
"Beyrutun gözyaşları şimdi
Kudüsün yanıbaşında
Müslümanlarsa uzakta
Sanki başka
Gelinmez bir dünyada"
🔶 Kudüs şairi olarak adlandırılan bir diğer edebiyatçımız ise çok fazla şiiri olmamasına rağmen Mescid-i Aksa şiiri ile isminden övgüyle söz ettirmeyi başarmış Mehmet Akif İnan'dır.
🔶 Mescid-i Aksa İslamcı gençlik dergisi olarak adlandırılan Akıncılar'da 1979 tarihinde yayımlanmıştır. Sezai Karakoç'un açtığı İslami duyarlılık, sonraki nesillerde de karşılığını bulmuştur.
"Ve Mescid-i Aksa'yı gördüm düşümde
Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu
Varıp eşiğine alnımı koydum
Sanki bir yer altı nehri çağlıyordu …
Mescid-i Aksa'yı gördüm düşümde
Götür Müslümana selam diyordu
Dayanamıyorum bu ayrılığa
Kucaklasın beni İslam diyordu."