Paltosundan adam çıkaran adamlar
Hayatın bütün alanlarında ve konularında; emniyet-ehliyet-şahsiyet uygunluğuna sahip, kalite-kariyer-kazanım standardı yüksek, örnek-öncü-model olabilecek iyi yetişmiş insanlara ihtiyaç var. Bu günün kahramanlarını dünün yetişkinleri doğurdular, yoğurdular; yarının kahramanlarını da bu günün yetişkinleri doğurmuş, yoğurmuş olmalılar.
Aile, okul, toplum tarlasına hangi tohumları eker, fidanları dikersek; onların ekinlerini biçer, meyvelerini alırız. Gelecek zamanlarda, geçmiş zamanlarda yaptığımız yatırımlar kadar güçlü ve başarılı oluruz.
Herhangi bir alanda ya da konuda üstün bilgi ve beceri sahibi olup örnek alınan, öncü kabul edilen kimselere; Farsça kökenli bir kelime ile "üstad" diyoruz. Yamağı yetiştirene "çırak", çırağı yetiştirene "kalfa", kalfayı yetiştirene "usta" sıfatını veriyoruz.
Kendi alanında üstün başarı sağlayıp otorite kabul edilen ve çok sayıda insan yetiştiren kimseler; bir onur payesi olarak, "hocaların hocası" diye anılıyor. İnsana yatırımı hayatının öncelikli ve önemli gayesi haline getirenler, sosyal sermayeyi artırmak için azami gayreti gösterenler için; "adam yetiştiren adam" tabiri kullanılıyor.
Bir de "paltosundan adam çıkaran adam" nitelemesi var. Bilenler, bu ifadenin dünya dillerine Rus edebiyatından girdiğini söylüyorlar.
Rivayete göre; ünlü Rus yazar Nikolay Gogol, "palto" adlı bir hikaye yazmış. Yaygın bir şekilde meşhur olmuş; kendisinden sonra gelenler O'nu örnek almış.
Onlardan biri olan Dostyevski; "Biz hepimiz, Gogol'un paltosundan çıktık" demiş. Genelde yazardan, özelde söz konusu hikayeden ilham alıp derinden etkilendiklerini söylemiş.
Geçtiğimiz günlerde, bir nikah merasimine gittik. Orada sinema sektöründen oyuncu ve yönetmen dostlarla karşılaştık; ayak üstü hal hatır sorup sohbet ettik.
Söz dönüp dolaşıp rahmetli şair, yazar, senarist Ömer Lütfi Mete ağabeye geldi. Erken yaşta aramızdan ayrılmasıyla ilgili hayıflanmalar oldu, yapıp ettiklerinden dolayı hayırla yad edildi.
Bir film yönetmeni; diliyle ve haliyle kendilerini etkileyip helal dairesinin içine çektiğini söyledi. Rahmet dileklerini, minnet duygularını ifade ettikten sonra; "Biz, hepimiz, O'nun paltosundan çıktık" dedi.
Bu vesileyle; kendi dönemlerinde yol açan, iz bırakan, pek çok kimsenin yetişmesine vesile olan başka isimleri de hatırladık. Şükran duyguları içinde, gıyaben hayır dualarımızı yolladık.
Onlar, yaratılmışların en üstünü olan insana değer vermişler, destek olmuşlardı. Din, devlet, vatan, millet, kültür, medeniyet hazinelerimizin taşıyıcı elçileri ve koruyucu bekçileri haline gelmişlerdi.
Her biri, karanlık gecelerde yolumuzu aydınlatan yıldızlar gibi parlıyorlardı. Çünkü, âlemlere rahmet olan hidayet güneşinden ilham alıyorlardı.
Bu sayede, üç kıta yedi denizde payidar olmuştuk. Geniş bir coğrafyada, farklı etnik ve dini kimliklere sahip toplulukları aynı tespihin taneleri haline getirerek; "çoklu yaşama modeli" oluşturmuştuk.
Sonra uzun bir "fetret dönemi" içine girdik. Gördüğümüz günden geri kaldık, zor zamanlar geçirdik.
Şimdilerde yeniden, toparlanma hali yaşıyoruz. Kaybettiğimiz değerleri geri kazanmak, kazandığımız değerleri korumak ve yeni değerler üretmek için; pek çok cephede, doludizgin koşuyoruz.
Yeniden, paltosundan adam çıkaran adamlara ihtiyacımız var. Yetişme çağındaki çocuklar ve gençler, cevheri mücevhere dönüştürecek usta ellerin dokunuşlarını bekliyorlar.
Bu süreç, ailede başlayıp okulda devam etmeli. Anneler, babalar, öğretmenler, idareciler; "sosyal sermaye" gücümüzü artıracak şekilde katma değer üretmeli.
Kamu, özel sektör, sivil toplum kadroları ve kurumları da meseleye sahip çıkıp destek olmalı. Herkes, kendi gök kubbesinin parlak yıldızını bulmalı.
UNESCO'nun 2003 yılında kabul ettiği sözleşme ile başlayıp, giderek dünya genelinde yaygınlaşan bir uygulama var. Somut olmayan kültürel mirasın unsurlarını yaşatan, uygulayan, yeni nesillere aktaran ustalara; "yaşayan insan hazineleri" diyorlar.
Türkiye'de bu unvan, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından veriliyor. Belirli ölçülere göre değerlendirme yapılıp, uygun görülenler resmen tescil ediliyor.
Alanlar ve konular bakımından, geniş bir liste oluşturuldu. Ancak, dayanak kabul edilen sözleşme esas alınarak; ölçme ve değerlendirme, "somut olmayan kültürel miras" ile sınırlı tutuldu.
Oysa bizim, hayatın bütün alanlarında örnek, öncü, model olacak ustalara, üstadlara ihtiyacımız var. Diğer bakanlıklar da kendi alanlarının rehberlerini, önderlerini arayıp bulmalılar.
Devlet, millet, ümmet tarihimizin arşivlerinde; ilham alabileceğimiz nice hikaye ve kahraman bulabiliriz. Onları idrak ettikten sonra, daha ileri hedeflere yönelip; kendi hikayelerimizin kahramanları olabiliriz.
Zekeriya Erdim
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.