Şiilerin Ümmü'l Kura doktrini
Nükleer bir İran ya da bu ülkenin nükleer kulübe bir şekilde dahil olması bölgesel hatta küresel dengeleri değiştirebilecektir. İran istediği gibi at oynatabilecek ve bölgenin jandarması olabilecektir. Şah'ın rolünü özlüyor ve arıyor! Bu durumda Pakistan gibi caydırıcı bir güç haline gelebileceği söylenebilir. Bu nedenle de Hindistan ile İsrail kaç defadır bu ülkeye saldırının eşiğinden dönmüştür. Cesaret edememişlerdir. İran yönetimi dini değerlere; Humeyni ve Hamaney'in fetvalarına dayanarak nükleer silahlar imal etmeden onlara veda mı edecektir? Yoksa takiye mi yapmaktadır? Öyle ise bu ne perhiz bu ne lahana turşusu! Tıp alanının dışında zenginleştirilmiş uranyumun bir tek gayesi ve adresi vardır. Nükleer silahlar üretmek. Dolayısıyla teolojik varsayımlara veya peşin hükümlere dayanarak İran'ın böyle bir emeli olmadığını söylemek gaflet olur. İran dini rehberliğine göre bu silahları üretmek mi yoksa kullanmak mı haramdır?
İran bu silahları edindiğinde evvelemirde kimi tehdit eder? Yakın komşularını mı yoksa İsrail'i mi? Yakın komşuları için doğrudan tehdit sayılır. Zira zaten İsrail'in bu tür yasaklı silahları bulunmaktadır. Karşılıklı caydırıcılık zırhına bürünebilirler! Sünni dünya üzerinde kozlarını paylaşabilirler. Korku dengesi belki aralarındaki vuruşmayı engeller. Nükleer kulübe adım atmış İran karşısında, Pakistan dışında Sünni dünyanın sırtı açıkta kalacaktır! Kısaca nükleer silahlarla bezenmiş bir İran -doğru varsayım olsa bile-sadece İsrail için değil Sünni dünya için de bir tehdittir. Tahran'daki Türkiye'nin eski büyükelçisi Bozkurt Aran böyle düşünüyor. Bu durumda İran Sünni dünyanın ensesinde olacak, ümüğünü sıkacaktır. Şii dünyayı daha fazla kanatları altına alacaktır.
İsrail nükleer İran'ın evvelemirde kendisini tehdit edeceğini düşünüyor. Varsayım olarak bunu göz ardı edemeyiz. Direniş ekseni veya cephesi karşısında İsrail bu tehdide maruz kalabilir Bununla birlikte Arap Baharı ve sonrası bize öğretti ki Sünni dünya daha yakın tehdit altında bulunuyor. İran Bahar öncesinde ve sonrasında İsrail'in bölgesel düşmanlarını tasfiye etmiştir. 11 Eylül sonrasında Taliban rejiminin ortadan kaldırılması ve Saddam Hüseyin'in devrilmesi İran'ın katkılarıyla mümkün olabilmiştir.
Görevimiz bunun unutulmaması ve unutturulmamasıdır. Arap Baharının ardından birçok ülkede İsrail'e düşman odakların oluşması ihtimali İran sayesinde bertaraf edilmiştir. İran'ın katkıları sayesinde Suriye, Mısır gibi ülkeler zayıflatılmıştır. Kısaca Muhammed Mürsi iktidarda kalsaydı ya da Suriye Devrimi erken zafer kazansaydı bölge denklemi farklı olurdu. İran'ın yaptıkları yapacaklarının teminatı ise İran büyük ölçüde veya evvelemirde Sünni komşular için tehdittir. Laricani kardeşlerden Sadık Laricani yargı erki başkanı olduğu dönemlerde İran merkezli Ümmü'l Kura doktrinini ortaya atmıştır. Ümmü'l Kura bir anlamda Müslümanların Kabesi veya Mekkesi anlamına gelmektedir. Şii literatüründe ise 200 milyonluk Şii dünyasının İran ile kenetlenmesidir. Bu anlamda dini olarak Kum veya siyasi olarak Tahran Şii dünyasının merkezi ve Ümmü'l Kurası haline gelecektir. Bir televizyon konuşmasında Türkiye'nin Tahran eski Büyükelçisi Bozkurt Aran Şiiliğin merkezi olarak İran'ın Şii kenarları etrafında toplamayı planladığını aktarmıştır. Süngüsü düştüğü halde hala Nuri Maliki kartına sarılmaları da Sünnileri hiç dikkate almadıklarını gösterir. Peki, İran rejimi kendi halkına değer veriyor mu? İran rejimi ne kendi halkına ne de Sünni kitlelere ehemmiyet verir. Bunun için de yıkılması mukadderdir. Nuri Maliki Şiilerin Saddam'ıdır. Muktedir olmaları halinde neler yapabileceklerini göstermektedir. Maliki karşısında İran ile ABD'nin tutumu karşılaştırıldığında kimin daha Sünni tutuma yakın olduğu ortaya çıkar. Şii dünyası tarafından çevrelenen İran nükleer silahlara eriştiğinde ilave bir tehdit merkezi haline gelecektir. Bu durumda vekalet güçlerine ilaveten aynı zamanda caydırıcı nükleer güce de malik olabilecektir. Bu da Sünni komşularını hem demografik hem de nükleer silahlar ile tehdit edebileceği anlamına gelir. İsrail'i ise Sünni bloğu da arkasına alarak veya kendine eklemleyerek tehdit edebilecektir.
Hamas'ın da içinde bulunduğu birleşik direniş cephesi bunun prematüre bir numunesi idi. Kendisini Sünni halkası ve yakıtıyla koruyacaktır. Kısaca İran İsrail için tehdit olabilir lakin Sünni dünya için daha ivedi bir tehdittir. Başta Körfez ülkeleri; Lübnan, Suriye, Irak ve Yemen olmak üzere Sünni dünyayı tehdit etmiştir.
Kısaca büyüyen ve serpilen ya da potansiyel olarak İran Sünni dünya için daha acil bir tehdittir. Nitekim Şah İsmail'in yükselişinden itibaren Sünni dünyayı karpuz gibi ikiye ayırmıştır.
Sünni dünya için İsrail'in dışında bölgede iki önemli tehdit odağı bulunmaktadır. Birisi İsrail karşıtlığını kendisine siper edinen ya da istismar eden İran ötekisi ise İsrail dostluğunu sermaye edinen Birleşik Arap Emirlikleri'dir. Sünni dünyaya karşı birisi İsrail düşmanlığını diğeri de dostluğunu kullanmaktadır. Kısaca İran-ABD kapışması vuku bulduğu takdirde bölgede Sünni dünyanın da geleceği belirlenecektir.
İsrail ile İran Sünni dünyada ön almak için vuruşuyorlar. Kim kazanırsa kazansın sonuçta Sünni dünyayı av partisi yapmak isteyecektir. Lakin hem İran hem de İsrail için son vuruşma anı veya faslı gelip çatmıştır.
Mustafa Özcan
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.