Mustafa Özcan
28.01.2026
Mustafa Özcan
Kimi desteklemeliyiz?
Tüm Yazıları

Kimi desteklemeliyiz?

İran ile ABD kapışmanın eşiğinde görünüyor ya da savaşın eli kulağında diyorlar. Belki veya değil ama bu durum karşısında bizim pozisyonumuz ne olmalı? Biz ne yapmalıyız? Bu durumda kimi desteklemeyiz?

Fiiliyatta karar alma mercii değiliz bu nedenle de fiili bir desteğimiz veya kösteğimiz olamaz. Bunu Ürdün gibi taraf olacak ülkeler düşünsün! Lakin gönül dairesinde taraf olabiliriz. Ya da tarafsız kalabiliriz. Bu durumda kimden yana taraf olmalıyız? Burada tarafların hiç birisi masum değil. Birisi İslam'ın diğeri Hıristiyanlığın İsrail ise Yahudiliğin yozlaşması ve yanlış yorumundan ibarettir. Siyonizm, Yahudilik kılığına girmiş sapkın bir ideolojidir. Bu durumda skala biçiminde sapkın taraflardan bahsedebiliriz. Hepsinden de sakınmalıyız. ABD'nin küresel çapta İran'ın bölgesel çapta birikmiş günahları var. Her biri hem fasit hem de müfsittir. Birisinin kazanması bölgesel ve uluslararası dengeleri bozabilir. Berabere kalmaları veya birbirine muayyen ölçüde zarar vermeleri ise bu ülkelerin çevre üzerindeki mengenesini gevşetebilir! Birbirlerini bloke etmeleri uluslararası ve bölgesel denklem için hayırlı olabilir. Mazlum milletler tahakkümlerinden kurtulabilirler. Temenni edelim ki, öyle olsun! Bu nedenle kimse İsrail-ABD ekseninin kazanmasını temenni edemez. Bunu istemek, zulmün temadisini istemek anlamına gelir. İran'ın kazanmasını istemek de halkına ve bölgeye düşman bir gücün kazanmasını istemek anlamına gelir. Bu yeniden fütursuz davranmasının önünü açacaktır. Nitekim daha şimdiden Netanyahu ile Blair'in ayarı olan Nuri Maliki İran bloğu tarafından Irak başbakanlığı için aday gösterilmiştir. Bununla bit pazarına nur yağmıştır. Nuri Maliki, Hizbu'd Dave'nin militanı olarak 1982 yılında Beyrut'taki Irak elçiliğine sabotaj yaparak terörist bir eylem gerçekleştirmiştir. 2014 yılında Musul'da IŞİD konvoyunun önünü açmıştır. Şimdi de aday sıfatıyla Şam yönetimini terörle suçlamakta ve PYD şakilerine arka çıkmaya hazırlanmaktadır. Dolayısıyla savaşa giderken bile İran duruşunu hiç değiştirmemiştir. Biz niye değiştirelim? Duruşumuzu niye değiştirelim? Kimle kavga ederse etsin özü bozuktur. Onun meşruiyetini karşı tarafın niteliği değil bizzat kendi niteliği belirler. Bu açıdan duygusal davranmaya gerek yok. Aksi takdirde ucu masumlara dokunur.

Suriye'deki iç karışıklığın başlangıcında Amerikalı Yahudi yazarlardan Daniel Pipes şöyle bir denklem kurmuş ve paylaşmıştı. Şu anda iktidar olan dönemin Suriyeli muhaliflerini Hitler'e benzetmiştir. Esat ve İran cephesini ise Stalin'e benzetmiş ve kendileri açısından Stalin cephesinin kazanmasının kötünün iyisi olacağını öngörmüştür. Esat-Hamaney cephesini yeğlemiştir.

ABD ile İsrail bloğu kötünün kötüsü lakin İran bloğunun üstünlük kurması da bölgesel kargaşanın devamı anlamına gelir. Bu açıdan Daniel Pipes gibi diyemeyiz. Her iki blok da köklerinden sökülmelidir. Hazreti Peygamberin bu yöndeki bize rehber duası şudur: Allahım! Zalimleri birbirine düşür ve bizi aralarından salimen çıkar.

Yine bir başka hadiste yapılan tavsiye de şudur: Allah'ın dininde veya hükümlerini uygulamada sizi re'fet yani aşırı yumuşaklık almasın.

Bu'dan lilkavmi'z zalimin. Kahrolsun zalimler topluluğu!

Timsah gözyaşlarına değil elleriyle kazandıklarına bakalım. Adamlar İran gibi cennetasa güzelim bir ülkeyi çöle ve cehenneme çevirdiler. Onların oturduğu yerde ot bitmez. Hızır oturduğu yerleri yeşile boyarken bunlar aksine kuruturlar! Ya da Hazreti İsa'nın dediği gibi ağaç meyvesinden belli olur.

Mustafa Özcan

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

YAZAR ARŞİVİ

Mustafa Özcan

Mustafa Özcan Diğer Yazıları