Ortak karakter, ortak ruh
Gündemde olan ve cevabı aranan soru şudur: İran rejimi davranış kalıplarını değiştirebilir mi? Ya da fabrika ayarlarını değiştirebilir mi? Bu modelde bozuk olan fabrika ayarlarıdır. Fabrika ayarlarına geri dönmek diye bir seçenek yoktur. Aksine İran ve bölgeyi kilitleyen fabrika ayarlarının kendisidir. Bu itibarla İran baştan beri iğreti bir rejimdir. İran rejimi davranışlarını değiştiremez. Neden? Karakteri ve ruhu buna engeldir. Iraklı gazeteci ve akademisyen Lika Mekki İran rejiminin ruhunun istibdat olduğunu söyler! Rejimi analiz ederken şu neticeye varır: İran rejiminin ruhu başkalarına müdahale üzerine kuruludur.
Kendisini üstün diğerlerini de düşük görür. Bu itibarla başkalarından ve halkından da öğrenebileceği ve alabileceği bir ders mevzubahis değildir. Kısaca istibdat rejimidir. Böyle bir rejim davranışını değiştiremez ve halk kitleleriyle buluşamaz. Çıktığı fildişi kulesinden inemez.Tek yapabileceği şey mugalebe yani üstünlük kurma ruhu ve kültürü çerçevesinde hareket etmektir. Bundan hiç sapmayacak ve şaşmayacaktır. Bazen esner gibi gözükse de bu ilkeli bir tutum olmayıp zorlanmalar karşısında rejimin maslahatını gözetmek için geçici bir esneme biçimidir. Gerçekte esnemez. Ayarlarının dışına çıkıp esneyemez. Fırsatını bulduğunda bu ruh yine yağ gibi ayağa kalkar, yüzeye çıkar. Halkıyla uzlaşma esnek bir rejimi ve farklı bir kültürel yapıyı gerektirir. Zatenesnek olması halinde bir tıkanıklık ve duvara dayanma hali hiç yaşamayacaktır. Var olan uzlaşma halini yeniden kazanma diye (tahsilu hasıl) bir seçenek olmayacaktır. Anılan sistemde İdealler realite olmuştur. Vakıa haline gelmiştir.
Mutlakiyetçi zihniyetler uzlaşma kültürüne sahip olabilirler mi? Olamazlar ve tıkanma süreci burada başlar. Abdülkerim Süruş gibilerinin vurguladıkları gibi ilahi karakterli ve kaynaklı bile olsalar İran'daki rejim ve benzeri rejimler beşeri deneyimlerdir. İlahi normlardan ilham alabilir lakin bu uygulamalarına ilahi nitelik katmaz. Nefsinden tecerrüt ettikçe kimi zaman ideal uygulamalara yaklaşabilir. İlahi nitelik beşeri uygulamalara yansıyabilir. Dolayısıyla şura esasına uygun olarak halkını karar alma ve denetleme mekanizmalarına katması gerektiği gibi kendi deneyimine de ilahilik vasfı getiremez. İran'daki teokrasi uygulaması mollları hem yönetime hem de denetlemeye getirmiştir. Onları ayrıcalıklarla donatmış, halkı ise süreçten dışlamıştır. Halk sadece yetkisi sınırlı olan cumhurbaşkanı ve milletvekillerini seçebilmektedir. Rejim halkla bütünleşmeyi esas almalıydı. Uzlaşır gibi görünmek ise kavuşumu engeller ve aradaki köprüleri yıkar.
Bu rejimin fabrika ayarları, kurucusu Humeyni'nin idrak seviyesini ve kapasitesini aşamamıştır. Bunun için ikide bir kısa devre yapmaktadır. İran cumhuriyet rejimine ve İsrail de demokratik eğilime sahip olmasına rağmen aynı arazlar etrafında buluşurlar. Bunu net hatırlatanlardan birisi The Economist Dergisinin Yayın Yönetmeni Zanny Minton Beddoes olmuştur. Eğip bükmeden ve yalın bir biçimde Beddoes, Tel Aviv yönetiminin yalnızca güç kullanımına dayalı bir strateji izlediğini ve bunun İsrail'in uluslararası itibarını ciddi biçimde zedelediğini dile getirdi. Burada tek fark Batı'nın İran karşısında duyarlı olmasına karşılık Netanyahu'nun yularını ve ipini salıvermesidir. Nitekim bu gerçeği Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin şöyle ifade etmiştir; "Eğer Rusya, İsrail'in Gazze'de yaptıklarının %10'unu bile yapmış olsaydı, NATO şu anda Moskova kapılarına dayanmıştı."
İran mezalimini kendi halkına ve komşu halklara reva görürken İsrail de vahşetini Filistin halkına karşı uygulamaktadır. Netanyahu'nun küresel protestoları "radikalizm" veya "antisemitizm" olarak tanımlamasına itiraz eden Beddoes, tepkilerin yalnızca üniversite kampüslerinde yükselen marjinal sesler olmadığını vurgulamıştır. Beddoes, dünya genelinde geniş bir kesimin İsrail'i liberal demokrasi değerleriyle bağdaşmayan bir ülke olarak görmeye başladığını hatırlatmıştır. İran rejimi de sokaklara taşan göstericileri yıkıcılar, vandallar ve tahripkarlar olarak nitelendirmektedir. İngiliz gazeteci Netenyahuya'ya seslenerek: Mücadeleyi kaybediyorsunuz, diyor.
Trump da aynı hamurdandır pederşahi/patriarchal bir yönetim tarzı uygulamaktadır. Müdahalecidir. Küresel istibdadı temsil eder. Ortak istibdat ruhuna sahip bu müstebitlerin yönleri, inanç ve ideolojileri farklı olabilir ama yaptıkları aynıdır.
Mustafa Özcan
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.