Arama

’ta üçü bir arada

Irak’ta üçü bir arada
Sesli dinlemek için tıklayınız.

Mektubat adlı eserinde fikirlerin ve ilimlerin birbiriyle kenetlenmesini konu edinirken 'telahuku efkar' ifadesini, tabirini kullanır. bunu başka bir zeminde kullanır veya öteki alanlara aktarır ve yansıtır. Bunun açılımı şudur: Medeniyetler yola sıfırdan başlamaz. Bir bina gibi tuğla tuğla örülür. Binada bütün medeniyetlerin izi ve payı bulunur. Her biri diğerinin kazanımları üzerine yükselir. Mesela sıfır bulunmuştur ve ardından gelen bütün medeniyetler sıfırı kullanmıştır. Atın ulaşım vasıtası olarak kullanılması ve yoğurt yapmak gibi hususlar da böyledir. Fikirler sıfırdan teşekkül etmeye başlar ve kartopu gibi büyüyerek yoluna devam eder. Herkes bu kartopuna bir şeyler katar, ilave eder ve böylece büyüyüp gider. Telahuku efkar konunu fikirlerin buluşmasına ve bir araya gelmesine hizmet eder. Böylelikle insanlık büyük yolculuğuna sektirmeden devam eder.

'Telahuk' birbirine eklemlenme ve bağlanma, katılma anlamına gelir. Fikirler de nehirler gibidir kollar nehre, nehirler de denizlere akar, bağlanır ve böylece birbirini tamamlayan zincirlere ve halkalara dönüşür. Böylece tekamül sağlanmış olur. Fikirleri de nehirlere ve kollarına benzetirsek bunlar büyüye büyüye deniz haline gelirler ve okyanuslara dönüşürler.

Salgın/pandemi süreciyle birlikte gündemimize giren kavramlardan birisi de aşıdır. Araplar aşıya 'lükah' diyorlar. Tefaul yani etkileşim babından telakuh kavramı da türetilmiştir. Salgın sürecinde güçlü bir biçimde hayatımıza aşı (lükah) girdiği gibi bunun açılımlarından birisi olan telakuh kavramı da girmiştir. Telakuh karşılıklı aşılama demektir. Fikirler birbirini aşladığı gibi arılar, rüzgarlar ve kuşlar da tabiat varlıklarını aşılar. Soyun devamını sağlarlar. Yine bu süreçte karşılaştığım üretme deyimlerden birisi de 'telakuhu'l efkar' deyimidir. Dini Vakıflar Komisyonu Başkan bizlere bu kavramı ziyareti münasebetiyle ithaf etmiştir (https://arabi21.com/ story/1336321). Papa ile Sistani buluşmasının 'telakuh' etkisi yapacağını yani karşılıklı fikirlerin aşılanmasını hizmet edeceğini, beraberinde getireceğini söylemiştir. Bu fikirlerin veya etkileşimin içinde ve bölgesel anlamda barışa katkı sunacağını da ifade etmiştir.

altında bölgeden dışlanan ve giderek yalnızlaşan Irak, Papa'nın ziyaretine bel bağladı ötesinde ziyareti mübalağasıyla abarttı. Beklenti çıtasını yükseltti. Bununla uzletini kırmaya kalkıştı. Fikirlerin aşılanması deyiminin de ötesine geçti. Bir zamanlar Irak'taki meydanları, caddeleri Humeyni veya Hamaney posterleri süslerdi. Papa'nın ziyaretiyle birlikte Papa Irak'ta üçüncü ikon veya klon haline geldi. Humeyni Hamaney bir de Papa Francis! İran'ın Papa Francis'in Irak'a ziyaretine bir itirazı yok. Sadece sitemi var. Mahiyeti şu: Niye bizi daha önce ziyaret etmedi? Daha doğrusu itirazı neden İran değil de Irak sorusuna müteallik. Zira İran ve Iraklı dini merciler veya rehberler arasında rekabet ve dolasıyla kıskançlık var. Necef Kum'a karşı ya da tersi de geçerli! Bu nedenle de İran'dakiler homurdanıyorlar ve Papa'nın neden kendilerini ıskaladığını ve Irak'a yöneldiğini sorguluyorlar. Yoksa Francis başlarının tacı!

Papa Francis Hazreti İbrahim ile anılan Ur şehrinde yapılacak dini etkinliklere ve festivallere de katılacak. Papa'nın ilgisi ve ziyareti bölgedeki Keldani ve Süryani gibi dini azınlıkların durumunu yakından ve yerinde görme amacını taşımaktadır. İslam dünyası içinde Irak'ı ziyareti de Şiilere özel ilgi anlamına geliyor. Belki de yalnızların buluşması! Belki de aksi kişilikleri yansıtan Sistani ile Francis'in dayanışması! Belki bu ilgi Hristiyan olmayan azınlık unsurlarını da kapsayabilir. Özellikle de Manihezim ve Mecusiliğin İslam içindeki bir kalıntısı ve uzantısı olan Ezidilik ile yıldızlara tapınan ve Sâbie olarak bilinen topluluk da Papa'nın atıfetine nail olabilirler. Zira Hazreti Yahya gibi nehir kenarlarında yaşayan Sâbie denilen topluluğun Vaftizci Yahya olarak bilinen Hazreti Yahya ile de bağlantısı vardır. Nitekim, Francis'in seleflerinden olan İkinci Jean Paul da Şam'da (2005) Emevi Camii'ni ve orada metfun bulunan Hazreti Yahya Aleyhisselamın kabrini ziyaret etmiştir. Bilindiği gibi Mesih adına dünyada bir mezarlık bile bulunmuyor. Lakin teyze oğlu ve peygamber Yahya Aleyhisselamın başının Emevi Camii'nin içindeki makamında metfun bulunduğu biliniyor.

Papa'nın ziyaretiyle alakalı olarak Iraklılar taşkınlık yaptılar. Sözgelimi Francis-Sistani ortak posterlerinin altına şu ibare kazınmış: Entüm cüz'ün minna ve nahnu cüz'ün minkum "Siz Bizden biz sizden parçayız !"

Hristiyanlarla bilhassa Vatikan ile Şii dünya arasında aşılanma tarih boyunca hiç eksik olmamıştır. Ali Şeriati buna temas eder ve birtakım Hristiyanlık geleneklerinin Şia içinde yaşamaya devam ettiğini vurgular. Bazı Şii geleneklerin Hristiyanlıktan ve Vatikan'dan devşirme olduğunu ifade etmiştir. Tatbir yani kendini zincirle dövme geleneği bunlardan birisidir. Ali Şiası ve Safevi Şiası ayrımında Safevi Şiiliğinin kaynaklarından birisinin Vatikan ve Hristiyanlık ritüelleri olduğunu ifade etmiştir. Birtakım Şii ritüellerinin Hristiyanlıktan alma olduğunu ifade etmiştir.

Siyaseten de Safevi Devleti, Osmanlılara karşı Portekizlilerle bir olmuştur. Ardından İngilizlere yanaşmış ve en sonunda zahiri kavga görüntüsü altında batini olarak yani masa altından Amerikalılarla İşbirliğine gitmiştir. Irak ve Afganistan işgali bunun tipik mislidir. Batılılar şarkı ve garbı karış karış arasalar Müslümanlara karşı kinci ve Hristiyanlarla işbirliğine açık başka bir zümre bulamazlar. Dünkü gerçekler yeni şartlar altında değişerek ve gelişerek yoluna devam ediyor.

Vatikan'ın parçası olanlar nasıl Müslümanların parçası olabilirler? Onlar da teslislerini buldular: Humeyni, Hamaney ve Francis! Irak'ta üçü bir arada!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2021 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN