Arama

1440-1441 farkı

1440-1441 farkı

Kültür ve Araştırma Vakfı'nın davetlisi olarak bir grup İslami Dayanışma Cemiyetinin mensubu ile vakfın Fatih-Horhor'daki merkezine gittik. Burada kısa bir tanışma faslından sonra konuşmacı arkadaşlar meramlarını anlattılar. Vakfın kurucularından 'in konuşması calibi dikkatti. Kendi adıma istifade ettim. İslami gelişme noktasında geçmiş günlerle günümüzü karşılaştırdı. Günümüz lehine umutlarını dile getirdi. Geçmişin zorluklarını anlattı. Geçmişte kemiyet yoksulluğundan ve yoksunluğundan mustarip iken günümüzde ise kemiyet yığılması, şişmesi veya nominalizminden mustarip bulunuyoruz. Kısaca, 'Doluya koydum almadı, boşa koydum dolmadı' misali.

Bu arada 1400 hicri yılı ile içinde bulunduğumuz 1441 yılı arasında 'siyasi çile yıllarını' anlattı ve veciz bir değerlendirmede bulundu. Bence işin püf noktası burada yatıyor. 1400 hicri yılında umutlar , , üçgeninde düğümlenmiş, üçgenine odaklanmıştı. 1400 hicri yılının sloganları da umudun coğrafyasına işaret ediyordu. İran Devriminden etkilenenlerin sloganı şöyle idi: İran, Pakistan sıra sende Müslüman! İran'ı es geçenlerin sloganı ise şöyle idi: Pakistan, Afganistan sıra sende Müslüman! Zamanla bu modeller pörsüdü. Zülfikar Ali Butto'yu devirerek Pakistan'da iktidara gelen Ziya ul Hak 1988 yılında şüpheli bir uçak kazasıyla birlikte dünyasını değiştirdi ve aramızdan ayrıldı. Oldukça cana yakın ve sevecen bir liderdi. Afganistan ise 40 yıldır debeleniyor ve düştüğü vartadan çıkamıyor. Afganistan modeli üzerinden 'ye komşu oldu.

İran modeli de soldu ve Muhammere Kanalının yayınladığı bir video İran'ın içine düştüğü çıkmazı iyi özetliyor. Videoda deniliyor ki: Şah döneminde havza ve camilerin dışında mollalar için sarık takmak yasaktı. Şah'ın polisleri sürekli molla ve sarıklı avında idi. Mollalar polis avından kaçarak halkın sinesine sığınırlardı. Humeyni rejimi gölgesinde şimdi ise halktan kaçan mollalar polisin sinesine sığınıyorlar! Mollalar sadece İran'da değil ile 'ta da toplumsal tabanlarını kaybetmiş bulunuyorlar. Mollalar 40 yılda eriyip, sıfırı tükettiler. Halkın içine çıkamaz hala geldiler. Devran yine geriye sardı.

Buna mukabil 1441 yılında Türkiye'nin yıldızı parlıyor. Şemseddin Özdemir Bey sadece bu yıl değil 15 yıldır Türkiye'nin yıldızının parladığını ifade etti. Kısaca 1400 hicri yılında yani 40 yıl önce model olanlar bu vasıflarını Türkiye lehine kaybetmiş veya terk etmişlerdir.

Kısaca eski modeller revnak ve parlaklıklarını kaybettiler. Şimdi tek başına Türkiye'nin yıldızı parlıyor. Tarihin bu sürecinde Türkiye yüzünü Batı'dan Doğu'ya döndü. İslam dünyası da kitleler olarak yüzünü Türkiye'ye döndü.

Günün birinde İslam dünyası Türkiye'ye Türkiye'de İslam dünyasına yeniden geri dönüş yapacak, kavuşacak ve aradaki engeller kalkacak. Bunun irhasatları veya öncülleri yaşanıyor. Bu nedenle de Batı ile birlikte yeni yıldızı kıskanan eski modeller de bu büyük buluşmanın önüne engeller dikmeye, çıkarmaya çalışıyor. Barış Pınarı hareketi de bu küresel kalleşliği bütün çıplaklığıyla göz önüne sermiştir. 2019 yılı Arap dünyasında yeni bir halk hareketinin fitilini ateşlemiştir. Hala baharı parlamaya devam ediyor. 1968 gençlik hareketinden sonra ilk kez dünya genç yaşlı demeden kitlelerin kaynamasına eşlik ediyor. Bu küresel çapta bir doğum sancısıdır. Adalet arayışındaki yeryüzü yeni bir trend yakaladı. Bu küresel bir miladın doğum sancısıdır. Küresel baharın doğum sancısı yaşanıyor. Bu zuhuratın küresel üssü Türkiye, halkaları ise bütün dünyadır.

Mevlit kandili böyle bir devinime ve harekete denk geldi.

Kırk yıl önce, kırk yıl sonra dünyanın manzarası bu.

Not: Okurların ve herkesin kandilini tebrik eder ve hayırlara vesile olmasını niyaz ederim.

Mustafa Özcan

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN