Arama

Mustafa Özcan
Ekim 22, 2019
Tamam mı, devam mı?

Türkiye'nin Fırat doğusuna yaptığı askeri harekat varsayımlara göre en çok rejim ile birlikte Rusya'nın çıkarlarını güçlendirmişti lakin ABD ile Türkiye'nin anlaşması ardından mola verilmesi de Rusların çıkarlarını riske attı, zedeledi. Kardan zarara geçtiler. Türkiye'nin operasyona devam etmesi ya da güvenli bölge oluşturması istikbalde Ruslarla Türkiye arasında çekişme alanını ve ihtimalini yükseltecektir. Bunun için Ruslar bize Esat ile görüşmemizi veya anlaşmamızı salık veriyor, telkin ediyorlar. Öteden beri Amerikan yönetimi Kürtlerle, Rus yönetimi ise rejimle görüşmemizi salık veriyor. Trump PYD, Putin ile rejimle görüştürme sevdasında. Şimdilik Türkiye ikisine de mesafeli duruyor.

Soçi'de Putin, Erdoğan görüşmesi güvenli bölgenin geleceği açısından çok büyük önem arz ediyor. Rus ortaklarımız zor zamanda fırsatçılık yapıyorlar ve PYD'yi gerilettiğimiz oranda onunla pazarlığa giriyorlar. Boşalttığı bölgelere önce girmek için cambazlık yapıyorlar. Daha önce Menbic meselesinde de böyle olmuştur. Rusya güvenlik karşılığında Türkiye'nin bölgeden geri çekilmesini istiyor. Halbuki, güvenli bölge sadece PYD unsurlarına karşı değil Suriye rejimine karşı da bir koz olarak Türkiye'nin elinde olmalıdır. Türkiye'nin hem güvenlik kaygısıyla hem de Suriye halkının geleceği açısından masada olmalı. Masada olmasını temin ve garanti edecek husus ise kesinlikle arazide olmasıdır. Bu açıdan Türkiye, Suriye'de hem işgalci hem de katliamcı pozisyonunda olan Rusya'nın vizyonuna hapsolamaz. Türkiye olmasa Fırat'ın doğusunda yaprak kımıldamayacak ve ne Rusya ne de rejim ABD'yi oradan kımıldatabileceklerdir. ABD'nin gerilemesiyle birlikte PYD çözülmeye başlamış ve buna binaen rejim güçleri fırsattan istifade ile Türkiye'ye karşı PYD ile muvazaa içine girmişlerdir. ABD'yi bölgeden sökemeyenler Türkiye'nin sökmesi karşısında Türkiye'ye tuzak kuruyorlar. Bu tuzağı da Ruslardan aldıkları güçle kurdukları inkar edilemez bir gerçektir. Türkiye sahada Rusların kalleşliğini bir kez daha görmüştür. Konjonktür bunu unutsa bile tarihi hafıza unutmayacaktır. Ruslar 19 ve 20'inci yüzyılda Balkanlar ve Kafkaslarda yaptıklarını 21'inci yüzyılda Suriye ve Ortadoğu'ya taşıdılar. Bizim hayat alanımızı, sahamızı saldırılarıyla sürekli olarak daraltıyorlar. Arka bahçelerimizi kuruttular şimdi ön bahçemize sıra geldi.

Herkes Türkiye'yi tuzaklama peşinde. Başlangıçta harekata mani olamayanlar bilahare onu durdurmak için bin bir dolap içine girdiler. Batıllar şunu iyi bilmeliler. Türkiye'nin olmadığı bir Ortadoğu, Batı'nın değil Rusların arka bahçesi haline gelecektir. Biz elbette burada Batı namına değil kendi namımıza hareket edeceğiz. Batılılar ise denge adına bir tercihte bulunacaklar. 1945 sonrasında Orta Avrupa'da Rusları Almanlara tercih ettikleri gibi Ortadoğu'da da Rusları Türklere tercih edebilirler ya da Rusların yayılan nüfuzuna bir set ve ket vurabilirler. Ruslar da şunu bilmeli. Orta Avrupa'yı hazmetme kapasiteleri 45 yılı aşmamıştır. Ortadoğu'yu hazmetme kapasiteleri birkaç yılı geçmez. Yani mağluptur bu yolda gelip. İlahi inayet Türklerden yanadır. Ruslar bir kez daha bozulmak ve dağılmak istemiyorlarsa ilahi anlamda kendilerine yasak olan Ortadoğu'dan uzak kalacaklar, duracaklar. Ortadoğu Birinci Dünya Savaşı'ndan itibaren beşeri planda bize yasak edilmiştir. Şimdi bu yasağın miadı dolmuştur. Beşeri plan İsrail'i kurmuştur ama ilahi plan İsrail'i yıkacaktır bunun için de bölgede Türklerin olması gerekir. Dolayısıyla ilahi plan gereği Türkler er geç bölgeye ineceklerdir. Barış Pınarı harekatı bunun bir peşrevi ve mukaddimesidir. Bütün planlar Türkiye'nin bölgeye sarkmaması için yapılmıştır. İran yönetiminin Putin'e çağrısı ve Obama yönetiminin buyur etmesi hep Türkleri öteleme gayesine matuftur. Trump döneminde ise surda bir gedik açılmıştır. Bu gedik büyüyerek genişleyecektir. Sonunda olması gereken olacaktır.

Halkın yanında olan Türkiye'nin dışında Esat rejimi dahil Suriye'de olan bütün bölgesel ve uluslararası güçlerin varlığı gayri meşrudur. Türkiye'nin dayandığı yer sağlamdır.

Erdoğan ile Putin, İdlib olmak üzere Türkiye'nin açtığı alanda ilerleyen Suriye rejiminin Fırat'ın doğusundaki pozisyonu ele alacaklar, tartışılacaktır. Kobani, Kamışlı gibi bölgeler buna dahil olacaktır. Ruslar Türkiye ile ABD arasındaki mesafeyi açtıklarını düşünüyorlar ama bu yaptıkları kalleşlik ve namertlik boyutundadır ve güveni sarsarak nihai pozisyonu aleyhlerine çevirebilirler.

Membiç konusunda Amerikalıların düzensiz çekilmelerinin Suriye rejimine avantaj sağladığı söylenebilir. Bununla birlikte rejimin Rusların desteğiyle bölgeye sulanması, uzanması çok ümit vermiyor. Amerikalılar PYD'nin çekildiği yerlere İran-Rejim ikilisinin yerleşmesini pek istemiyor. Ülkenin servetinin yüzde 70'i Cezire bölgesinde yani Fırat'ın doğusunda temerküz etmektedir. Tarım ürünlerinin yüzde 40'ı yine anılan bölgeden sağlanmaktadır. ABD burayı rejime ve yandaşlarına kaptırma niyetinde değil. Dolayısıyla Türkiye ile güvene dayalı ilişki geliştirme yerine Rusların ve vasallarının fırsatçılık yapması onlara pahalıya patlayacaktır. Deyr ez Zor bölgesinde petrol yatakları ABD'nin ilgi alanından çıkmış değil. Rusların aslan payına konması yerine Türkiye'nin de içinde bulunduğu çeşitlilik belki Amerikalılara daha makul, sevimli ve ehven gelebilir.

Ruslar ne hesap yaparsa yapsın Türkiye Suriye'nin kuzeyinde belirleyici ve dominant bir faktör haline gelmiştir. Türkiye'yi buradan kimse sökemez. Bunun geriye dönüşü yoktur. Türkiye gelecekteki Suriye denkleminin mühim bir parçasıdır. Öyle de kalacaktır. Rusların bunu anlamaları kendi yararlarınadır.

Soçi görüşmesi bir çakışmaya rastladı. Belki de öyle planlandı. Soçi görüşmesiyle birlikte 120 saatlik ateşkes süresi doluyor veya mola devresi sona eriyor. Soçi görüşmesinin ışığında Türkiye Barış Pınarı hareketine tamam ya da devam diyecek.

Kritik günlerin eşiğindeyiz…

Mustafa Özcan

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN