İsmail Güleç
3.01.2026
İsmail Güleç
Dijital vicdan yahut ekmeğin kenarı gözyaşından daha iyi değildir
Tüm Yazıları

Dijital vicdan yahut ekmeğin kenarı gözyaşından daha iyi değildir

Türk Dili Kurumu Ankara Üniversitesi İletişim Araştırmaları ve Uygulama Merkezi (İLAUM) iş birliğiyle yürüttüğü çalışmada, halktan gelen öneriler ve alanında uzman 23 kişiden oluşan Değerlendirme Kurulunun çalışmaları sonucunda belirlenen beş kavramı kendi sitesinde halk oylamasına sundu.

"Dijital vicdan", "vicdani körlük", "çorak", "eylemsiz merhamet" ve "tek tipleşme" olarak belirlenen beş kavram arasında -ben eylemsiz merhamet"i daha şiirsel bulup oy vermiştim- en çok oy alan dijital vicdan oldu.

TDK dijital vicdanı şöyle açıklamış:

"'Vicdan', TDK'ye göre 'kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerine düşünmesini sağlayan duygu' olarak tanımlanır. Ancak dijital çağda bu kavram farklı bir boyut kazanmıştır. İnsanlar çoğu zaman gerçek hayatta sorumluluk almadıkları ya da almak istemedikleri konularda, sosyal medyada bir paylaşım ya da beğeniyle 'vicdanlarını rahatlatma' eğilimine girmektedir. Bu durum, bireysel duyarlılığı pasifize ederek vicdanı 'tıklanabilir bir işlem'e indirgemektedir. Beğeni, paylaşım ve yorum yapan bireyler bir 'tıklama' aracılığıyla insani görevlerini yerine getirdiğini hissetmektedir. Merhamet ve insaf duygusunu ise sembolik görünürlükle sınırlamaktadır. Bu nedenle 'dijital vicdan' kavramı, çağımızda vicdanın dijital ortamda aldığı bu yeni, çoğu zaman yanıltıcı işlevi anlatan gerekli bir kavram olarak dilimizde yerini almalıdır.

Bu açıklamayı okuyunca aklıma Mesnevî'nin beşinci cildinde geçen "Torbası ekmekle doluyken köpeğine bir lokma dahi vermeyen, can çekişen köpeğine ağlayan ağıtlar yakan bedevînin hikâyesi" geldi. Merhamet ve insaf duygusunu sembolik olarak ağlayarak gösteren bir bedevinin hikâyesi. Kısaltarak aktarıyorum.

Ekmeğin kenarı gözyaşından daha mı değerli?

Adamın birinin bir köpeği varmış, bir gün ölmüş. Köpeğinin ardından ağlayıp inlemeye başlamış. Ah benim güzel köpeğim, diyormuş, sen ne güzel bir arkadaştın. O sırada sokaktan bir dilenci geçiyormuş. Sormuş adama:

- Neden ağlıyorsun be adam! Bu söylediğin ağıtlar kimin için?

Adam cevap vermiş:

- İyi huylu bir köpeğim vardı, işte şurada, öldü ve yol ortasında yatıyor. Gündüz benim av köpeğimdi. Geceleri ise evimi beklerdi. Avlarımı yakalar, hırsızları kaçırırdı.

- Peki, neden öldü? Avda mı yaralandı, yoksa hırsızlar mı öldürdü?

- Hayır, açlıktan öldü.

- Vah vah, çok yazık. Ama sen bu ölüme sabret. Allah sabredenlere yardım eder, diyerek teselli etmiş. Tam ayrılacakken adamın yanında bir torba görmüş ve merak edip sormuş:

- Bu torba da nedir? İçinde ne var?

- Dün geceden artan ekmek.

- Peki köpeğine neden o azıktan ve ekmekten vermedin?

- Onu, ekmek verecek kadar çok sevmiyordum. Bana kimse ekmeği parasız vermiyor. Ama gözyaşı parasız. Bunun üzerine dilenci adama dönerek:

- Ey içi boş, hava dolu tulum! Toprak senin başına! Sana göre ekmeğin kenarı gözyaşından daha mı iyi? Gözyaşı kandır, kederle su olur. Ekmek ise topraktandır, boş yere toprak için kan akıtılır mı?

Hikaye kısaca böyle. Dijital vicdan sahiplerinin sosyal medyada yaptığı paylaşımlar ağlamak oluyor. Ağlamak ise yalancıktan üzülmek, üzülmüş gibi görünmek, gösteriş olsun diye ağlamak demek. Dürrî'nin,

Cümle hep gözlerinin yaşı riyâdan dökülür

Dediği türden ağlama. Bu ağlamanın kalple ve vicdanla ilgisi yoktur.

Dilenci ise bir hakikati arayan ve isteyen, peşinde koşan, hakikati dilenen akıllı ve bilge kimse. Görüntüsü her ne kadar fakir ve hakir ise de kendisi akıllı bir bilge olan kişi. Görünüş sizi aldatmasın. Hem dilencinin hem de bedevinin ağlama görüntüsü.

Bedevî dijital vicdan sahibi. Yapması gerekeni yapmayıp vicdanını rahatlatmak üzülüyormuş gibi yapan gayr-i samimi kimseler.

İçi boş tulum da dijital sahibini tanımlayan sıfat. Boş adam, başkalarına zerre faydası olmayan işler yapan, kendisinden başkasını düşünmeyen ve başkaları için en ufak fedakarlık yapmayan bencil ve cimri kimseler.

Ekmeğin kenarı bu dünyada sahip olduğumuz değersiz şeyler. Dijital vicdan sahiplerinin daha fazlasını yapabilecekken yapmaktan kaçındıkları işler. Topraktan olması ise harcamaktan kaçındıkları şeylerin bu dünyaya ait olduğunu ve bu dünyada kalacağını işaret eder.

Köpeğe gelince sadakatle yaptığı hizmetlerinin karşılığını alamayan, değeri bilinmeyen kimse. En küçük bir yardımla kurtulabilecek iken görünürde yardım edenler yüzünden helak olan zavallı.

Şimdi lütfen siz söyleyin. Dijital vicdan sahibi olanların açlıktan ölen köpeğinin ardından üzülüyormuş gibi yapan bedeviden bir farkı var mı?

İsmail Güleç

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

YAZAR ARŞİVİ

İsmail Güleç

İsmail Güleç Diğer Yazıları