Hindistan'ı İslam’la tanıştıran hükümdar: Mahmud Gaznevi
Hindistan'ı İslam'la tanıştıran Mahmud Gaznevi, tarihte 'Sultan' unvanı verilen ilk kişiydi. Zamanın önemli alimlerinden aldığı derslerle iyi bir öğrenim gördü. Hindistan'a, putperestlerle mücadele ederek Müslümanlığı yaymak için 17 sefer düzenledi. Bu seferleriyle Hindistan'da yüzyıllarca sürecek olan İslam hakimiyetinin temellerini attı; birçok Müslüman alim, edip ve şairin Hindistan'a yerleşmesiyle İslam kültürünün bu bölgeye ulaşmasını sağladı. Vefatının 993. yılında Gazneli Sultan Mahmud'u hayırla yad ediyoruz.
Önceki Resimler için Tıklayınız
◾ Gazneli Mahmud'un ünü kendinden önce gideceği yere varır hale geldi. Kabil'in doğusunda Lamgan bölgesinde Hintlilerin elinde bulunan birkaç kaleyi zapt ederek ilk seferinden geri döndü.
◾ İkinci seferinde Peşaver yakınlarında yapılan savaşı Gazneli ordusu kazandı. Dördüncü seferini Multan üzerine yaptı. On ikinci seferini zengin ve bayındır bir ülke olan Kannevc'e karşı yaparak Sarsava Kalesi'ni zapt etti.
◾ Mahmud'un Hindistan'a yaptığı en önemli seferlerden biri de Sûmenât (Somnât) seferidir. Sûmenât, Hindistan'ın batı sahilinde Kathiavar yarımadasında bir şehirdi. Mahmud, otuz bin atlı ve pek çok gönüllüden oluşan ordusuyla Ekim 1025'te Gazne'den hareket etti. Gazneli ordusu 8 Ocak 1026'da Somnât Kalesi'ni fethetti.
◾ Buranın tapınağındaki büyük put yerinden sökülerek dört parçaya ayrıldı. Parçalardan ikisi Gazne'deki Ulucami ve sarayın kapıları önüne konulmuş, diğer ikisi Mekke ve Medine'ye gönderilmişti. Halife Kādir-Billâh bu başarısından dolayı kendisine "Kehfüddevle ve'l-İslâm" lakabını verdi.
◾ Otuz yılı aşkın hükümdarlık süresinde, Gazneli Devleti'nin sınırlarını genişletmekle kalmadı; Gazne şehrini parklar, bahçeler, zafer âbideleri ve camilerle süsledi. Türk-İslam dünyasının müstesna devlet adamlarından biri olan Mahmud, hayatının büyük kısmını savaş meydanlarında geçirdi.
◾ Mahmud dindar, zeki, ileri görüşlü, ihtiyatlı ve âdil bir hükümdardı. Âlimlere olan saygısı, adaleti ve iyi yönetimi, gerek kendi döneminde gerekse sonraki devirlerde edip ve şairler tarafından övüldü. Başta Firdevsî olmak üzere Unsurî, Ferruhî-yi Sîstânî ve Ascedî gibi şairler onun ihsanlarına nâil oldular.