10 maddede II. Abdülhamid
Zor zamanların padişahı II. Abdülhamid Han, otuz üç yıllık iktidarı sırasında kaygan bir zeminde duruş sahibi bir siyasi çizgide hareket etmiş, Devlet-i Aliyye'yi her türlü tehlikeden uzak tutmaya çalışmıştı. Pek çok alanda yaptığı yeniliklerle Osmanlı'yı ayakta tutma gayretinde olan Sultan II. Abdülhamid'i ve dönemini vefatının 108. yılında araştırdık.
◾ Sultan II. Abdülhamid şehzadeliği zamanında başladığı marangozlukta uzun yıllar içinde ustalaşmış, imparatorluğun zor meselelerini marangoz tezgahında dizayn etmişti.
◾ Kendi yaptığı eserleri zaman zaman diğer devletlere de arada hediye eden Sultan, sanatın birleştirici gücü üzerinden bir siyaset okuması da yapıyordu.
◾ Osmanlı Devleti'nin son büyük hükümdarı II. Abdülhamid, büyük bir siyasi deha olmasının yanında edebiyata da düşkündü. Sultan polisiye romanlar, seyahat ve öykü kitaplarını okumayı ve dinlemeyi çok severdi. Saraya bağlı bir tercüme ofisi kuran Sultan, bin beş yüzden fazla eseri Türkçeye kazandırarak büyük bir kültür hizmeti gerçekleştirdi. Bu şekilde Batılı yaşam tarzı, düşünce biçimini yakından takip eden II. Abdülhamid, çeviri eserler ile Türkçe literatüre önemli bir katkı sağladı.
◾ Tercüme odasının idaresi ile Sadrazam Hakkı Paşa, Rüsumat Müdürü Sırrı Bey, Hariciye Tercüme Kalemi Nişan ve Sefer Efendiler görevlendirilmişti. Bu ofisin en mühim görevi yabancı ülkelerin gazete ve romanlarının tercümesidir. Hızlı bir şekilde tercüme edilen eserler, akşam saatlerinde Sultan'a okunur, mütercimler bu hizmet karşılığı ücret alırlardı. El yazısı ile tercüme edilen eserlerin ekseriyeti bugün, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi'nde bulunmakta.
◾ Sultan II. Abdülhamid Han masraflarını cebinden karşılayarak Buhari-i Şerif bastırmış ve dağıtmıştı. Abdülhamid Han, devlet idareciliğinin yanı sıra, ilmi gelişmelere de meraklı bir Osmanlı sultanıydı. Öyle ki Yıldız Sarayı'nda donanımlı bir kütüphane oluşturmuştu. Kitapsever Sultan'ın Buhari baskısında, "Allah Teâlâ'nın rızası için vakfolun muştur, satılmaz, satın alınmaz ve rehin olarak verilmez" yazıyordu.
◾ Sahih-i Buhari'nin bu baskısı II. Abdülhamid Han'ın isteği doğrultusunda El-Ezher Şeyhi Hassune Nevavi başkanlığında
16 alim tarafından baskıya hazırlanmıştı. Eserin kaç adet basıldığı bilinmemekle beraber sadece Sultan için 500 nüsha ayrılmıştı. Ulu Hakan masraflarını cebinden ödediği eserin para ile satılmasını yasaklamıştı. Bu baskı Mescid-i Aksa'ya dahi gönderilmiş ve Müslümanların hizmetine sunulmuştu. Müslümanların düşünsel krizde olduğu bir dönemde II. Abdülhamid Han'ın çabası Müslümanları sünnet etrafında toplamaktı.
◾ İttihad-ı İslam, 19. yüzyılın son çeyreğinde gündeme gelen bir ideolojiydi ve Müslümanlar arasında birlik sağlayarak sömürgeciliğe karşı koymayı amaçlıyordu. Sultan II. Abdülhamid, hem düşünce yapısı hem de dini inancı nedeniyle bu politikayı destekledi; İslam aleminin bütünleşmesi için yurt içinde ve dışında pek çok faaliyette bulundu.
◾ Hilafet makamını padişahlıktan daha çok önemsedi. Müslümanlar arasında ortak bir şuur uyandırdı ve bu şuur, dönemin önemli siyasi olaylarında etkili oldu.
◾ Dünyanın büyük bir savaşa doğru sürüklendiğini öngören Sultan II. Abdülhamid, İstanbul'un güvenliği için Çanakkale'nin kilit bir rol üstlendiğinin farkındaydı. II. Abdülhamid, olası bir savaşta boğazın güvenliğini sağlamak maksadıyla top ve bataryaların yenilenmesine karar verdi. Sultan, hemen mevcut tabyaların yenilenmesi ve yenilerinin inşa edilmesi için Asaf Paşa'yı görevlendirdi.
◾ II. Abdülhamid, yeni yapıların fotoğraflarını çektirerek çalışmaları yakından takip etti. Nihayet Anadolu Hamidiye Tabyası, 1890'lı yılların başında tamamlandı. Tarihler 1915'ü gösterdiğinde, II. Abdülhamid'in öngördüğü gibi, dünya büyük bir savaşın içine sürüklenmişti. Türk milletinin varoluş mücadelesi verdiği bu çetin dönemlerde, Hamidiye Tabyası, 18 Mart Çanakkale Zaferi'nin elde edilmesinde kritik bir rol üstlendi.